Bütün özel günlerin amacı aslında bellidir ama ne hikmetse ülkemizde o günün anlam ve önemini idrak edemeyen, gün sahipleri de dâhil, yöneticilerimiz vardır.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü geride bıraktık…
Her zaman ki gibi bol bol konuşan yöneticilerin samimiymiş gibi yapmalarını seyrettik.
Gazetecileri ne kadar çok sevdiklerini(!) anlattılar…
Bol bol basının önemini tekrar ettiler…
Koca koca otellerde sırayla mikrofon aldılar…
Göklere çıkardılar…
İnanın gazetecilerin günü yoktur. Gazetecilerin seveni de yoktur.
Habere değer veren ve haber değeri taşıyan çoğu olayı sayfalarına taşıyan gazetecilerin seveni azdır.
İster seçilmiş olsun ister atanmış olsun, fark etmez.
Bu memlekette gazeteciler sevilmez…
Eğer bir gazete çok seviliyorsa bilin ki o an ki yöneticileri hiç eleştirmiyor, demektir.
Sürekli yağlama yıkama yapmayan gazeteciler sevilmiyor maalesef.
Yapılan bir haberin ardından o haberin içeriğinden çok haberi yapan gazeteye kin ve nefret ile yaklaşmanın anlamını kimse bana izah edemez!
Senede bir değil on kere e gazeteciler günü olsa yine fark etmez.
Sadece bir gün yağlama yıkama yapacağınıza yapılan haberin sizi eleştirmek için değil olayın yaşattığı sıkıntıyı dile getirmek için yapıldığını idrak etmek gerekiyor.
Gazeteciyi sevmek demek, yapılan haberlerin niye yapıldığını anlamaktan geçiyor.
Bu arada, kasıtlı yapılan ve sadece birilerini karalamak için yapılan belden aşağı vuran habercilere gazeteci denmediği için onları katmıyorum.
Mesela Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Çakır’ın gazeteciler ile ilgili yaptığı açıklama benim açımdan düşündürücü idi.
“Sahada birlikte çalışıyoruz. Birlikte çalışmak zorundayız. Ben basının desteğine ihtiyacımız olduğunu belirtmek istiyorum.”
Basının inanın Başkan’ın dediği gibi “destek” veya “köstek” gibi bir derdi olamaz.
Basın halkın sözcüsüdür, yöneticilerin değil…
Basın, görülmeyeni görür, duyulmayanı duyar…
Ya da kapalı kapılar ardında yapılan sıkıntıları ifşa eder.
Birilerinin beyanatını alıp yayımlamak belki basının çok küçük bir görevi olabilir. Ama işin esasına baktığın zaman ajansların görevidir.
Fakat Malatya’daki gazeteci algısı ile ajans algısı aynı gibi…
Tamam, Malatya’da gazetecilik mesleği tartışılabilir bir vakıadır amma bu işi emeğinin teri ile farklı yapmaya çalışan gazeteciler vardır.
10 Ocak günü en beğendiğim yorumu gazetenizin muhabiri Türkan Yıldız yaptı. Aynen aktarıyorum:
“Her zaman kamuoyu yararını düşünerek hareket eden, her gün büyük bir titizlikle gazeteyi düzenleyen, herkesin,
“Acaba bugün ne yazacaklar?” beklentilerini ‘nacizane’ karşılamaya çalışan, toplumun beklentisini karşılayabilen ve buna istinaden sık sık ‘teşekkür’ mesajları alan; sahip olduğu kadrosuyla alanında birçok başarıya imza atmış olan, yine sahip olduğu kadın kadrosu sayesinde gazetede ve gazetecilikte ayrıntılara yer verip okuyucunun merakını cezp ederek beklentileri yüksek tutan, 7’den 70’e herkesin takdirini kazanmış BUSABAH ailesinin de ‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ kutlu olsun...”