Son yıllarda Malatya’da hem esnaf hem de vatandaş cephesinde zor günler yaşanıyor. Esnafın rafları dolu, vitrinleri şık ama müşteri yok. Öte yandan vatandaş, cebindeki parayı nasıl idare edeceğini düşünüyor, zorunlu ihtiyaçlar dışında alışveriş yapmayı erteliyor. Peki, bu kısır döngü nasıl kırılacak?
Enflasyonun artışı, alım gücünün düşmesi ve işsizlik oranlarının yükselmesi, vatandaşın tüketim alışkanlıklarını kökünden değiştirdi. Eskiden hafta sonu gezmesi, alışveriş yapmak demekti; şimdi ise pazara gitmek bile hesap kitap işi oldu. Hal böyle olunca, esnaf da iş yapamaz hale geldi. Gıdadan giyime, elektronik eşyalardan ev eşyalarına kadar geniş bir yelpazede, satışlar daimi olarak düşüşte.
Depremlerin ardından Malatya’da sosyal hayat da zarar görürken insanların alışveriş yapacağı sosyal ortamlar da oldukça azaldı.
Birçok esnaf, kiralar, vergiler, elektrik, su gibi temel giderleri karşılamakta zorlanıyor. Bu durum, küçük işletmeleri özellikle zor durumda bırakıyor. Büyük zincir mağazalar ya da alışveriş siteleriyle rekabet edemeyen esnaf, bir yandan bu devlerle mücadele ederken, diğer yandan günlük yaşamını sürdürecek kadar gelir elde etmek için çabalıyor.
Vatandaş açısından bakıldığında ise tablo daha da karamsar. Gelir seviyeleri düşerken, temel gıda ve ihtiyaç maddelerinin fiyatları hızla yükseliyor. Bir zamanlar keyfi harcamalar olarak görülen alışverişler, artık lüks haline geldi. Vatandaşın en büyük derdi, bütçesini dengede tutmak; dolayısıyla alışveriş listeleri de küçülüyor.
Bu sorunun çözümü, sadece bir tarafın değil, her iki tarafın da kazanç sağlayacağı yeni bir düzenin oluşturulmasından geçiyor. Esnaf için vergi indirimleri, kira yardımları ve enerji destekleri gibi ekonomik tedbirler devreye alınabilir.
Aynı zamanda, vatandaşın alım gücünü arttıracak politikalar da hayata geçirilmeli. Asgari ücretin iyileştirilmesi, temel ihtiyaçlara yönelik devlet destekleri ve tüketiciye uygun fiyat avantajları sunulması, alışverişin yeniden canlanmasını sağlayabilir.