Hızla artan obezite vakaları, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de alarm veriyor. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Lezan Keskin, çağımızın en büyük sağlık sorunlarından biri haline gelen ve giderek yaygınlaşan obezite hakkında önemli uyarılarda bulundu.


Obezitenin sadece estetik kaygılarla değil, aynı zamanda neden olduğu ciddi sistemik hastalıklar nedeniyle de son derece önemli olduğunu dile getiren Keskin, bunların diyabetten hipertansiyona, kardiovasküler hastalıktan uyku problemine, göğüs hatalıklarına, solunum problemlerinden karaciğer yağlanmasına ve çok ciddi kas ve iskelet sistemi hastalıklarına kadar uzandığını söyledi.


“BUNU SADECE BİR İRADE PROBLEMİ OLARAK GÖRMEK YANLIŞ OLACAKTIR”


“Obezitenin önlenebilir, kontrol edilebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu ve bir an önce erken tedaviyle de doğru yol almamız gerektiğini hatırlatmak isterim” diyen Keskin,

“Obezite tanısında sadece hareketsizlik önemli değildir, ancak gelişen teknoloji ve modern yaşamın bize kattığı önemli nedenlerden biridir. Televizyon, tablet veya telefon karşısında çokça vakit geçirmiş olmak obezitenin en önemli nedenlerinden biridir. Altta yatan bir diğer problem ise yine yüksek kalorili, besin değerlerinin düşük olduğu beslenme şeklimizdir. Ayrıca uykusuzluk ve bazı hormonal problemler de obeziteye yol açmaktadır. Bunu sadece bir irade problemi olarak görmek yanlış olacaktır. Çünkü ailesel yatkınlık ve genetik faktörler de obezitede son derece önemlidir”

şeklinde konuştu.

Gençlerde öfke alarmı
Gençlerde öfke alarmı
İçeriği Görüntüle


“EN PRATİK OLAN BEDEN KİTLE İNDEKSİNİ KULLANIYORUZ”


Obezite tanısında hangi yöntemleri kullandıklarını anlatan Keskin,

“Ülkemizde, dünyada ve biz de aynı şekilde en pratik olan beden kitle indeksini kullanıyoruz. Beden kitle indeksi bir kişinin kilogram cinsinden ağırlığının metre cinsiden boyunun karesine bölümüyle elde edilen kilogram bölü metrekaredir. 18,5 ile 24.9 arasındaki değer normal, 25 ila 29.9 arasındaki değer fazla kilolu, 30 kilogram metrekarenin üzeri obezite, 40 kilogram metrekarenin üzeri ise hastalıklı obezite olarak değerlendirilmektedir. Diğer ölçüm yöntemlerimiz ise bel ve kalça ölçümleriyle birlikte, bel kalça oranlarıdır. Bu özellikle metabolik ve kardiovasküler risk açısından son derece önemlidir”

ifadelerini kullandı.


KADINLARDA DAHA FAZLA GÖRÜLÜYOR


Obezitenin giderek artan küresel bir salgın olduğuna dikkat çeken Keskin,

“Obezite dünyada giderek artan önemli bir küresel bir salgındır. Son 40 yıl içerinde obezite oranı 3 kat artmaktadır. Ülkemizde bu durum diyabet ve obezite prevalans çalışması da gösterir ki obezite oranlarının yüzde 35, fazla kilolu ve obezite olan bireylerimiz yüzde 72’lerde olduğunu göstermektedir. Yani hedef kilosunda olan birey sayımız yüzde 28’lerdedir. Cinsiyet ayrımına baktığımızda ise kadınlarda obezite oranı yüzde 41, erkeklerde yüzde 21 oranındadır. Kadınlardaki bu yüksekliğin en sık nedeni ise doğurganlık oranının yüksekliği, emzirme süresinin artması ve beraberinde ev içerisinde kısıtlanmış hayatın varlığıdır. Tabi televizyon karşısında tabletle geçirilen vakitler ve telefonun varlığı da obezite riskini son derece artırmaktadır. Yetişkinler için konuştuğumuz obezite maalesef son yıllarda özellikle çocuklar için de ciddi alarm vermektedir. Burada da yine çocukların gelişen teknoloji ile birlikte tablet, telefon ve televizyon karşısında geçirdikleri zaman ve yüksek kalorili besin değeri düşük beslenmeyle alışkanlıklarının bu yönde ilerlemesi en önemli nedenlerden biridir”

diye konuştu.


“YAĞ DENGESİNİ SAĞLAYAN ÖNEMLİ İLAÇLARIMIZ BULUNMAKTADIR”


“Tanıyı koyduğumuz andan itibaren tedavideki esas özelliğimiz kişinin istenen hedef kilo değerine ulaşmasıdır. Ve beraberinde bu hedef kilo değerinin sürekliliğiyle birlikte devamının sağlanmasıdır” ifadelerini kullanan Keskin, şunları kaydetti:
“Bunun için ilk basamak tedavimiz yaşam tarzı değişikliğidir. Yaşam tarzı değişikliğinde porsiyonları kontrol altına almak, düşük kalorili beslenmeyi sağlamak, gazlı içeceklerden ve şekerden uzak durmakla birlikte hayatımıza hareketliliği mutlaka katmak gerekmektedir. Çünkü yürümek bizim hem ucuz hem kolay hem de oldukça faydalı bir yaşam tarzı değişikliğimizdir. Böylece hem kilo vermek şeker değerlerini kontrol altına almak tansiyonu düzenlemek ve kolesterolü de kontrol altına almamızı sağlamaktadır. Bunun için haftada en az 5 gün 30 dakikalık tempolu yürüyüşümüz başarıya ulaşmamız açısından son derece kıymetlidir. Hayat tarzı değişikliğiyle birlikte hedefe ulaşabilecek hasta sayımız son derece fazladır. Ancak burada başarı sağlayamadığımız takdirde ikinci basamakta tıbbi tedaviye ihtiyaç duyulur. Bunun da ehil ellerde, ciddi bir sağlık kuruluşunda hekim kontrolünce yapılması şarttır. Gerekli sağlık tetkikleri yapıldıktan sonra kişiye özel, ağızdan alınan ve yağ emilimini engelleyen haplarımız olduğu gibi gündelik ya da haftalık enjeksiyonlarla mide boşalmasını geciktiren, iştahı azaltan ve yağ dengesini sağlayan önemli ilaçlarımız bulunmaktadır.”
Keskin, bunların kontrolüyle birlikte tedaviye ulaştıkları hasta sayısının son derece yüksek olduğu belirterek, “Yaşam tarzı değişikliği tıbbi tedaviyle birlikte şayet hedef değerlerine ulaşamadığımız ve beraberinde yandaş hastalığı olan hastalarımıza üçüncü basamak tedavi şeklinde başvuracağımız yöntem cerrahi yöntemlerdir. Onlar da hastanemizde başarılı bir şekilde yapılmaktadır”

dedi.

Muhabir: Mutlu Sarıgül