Türkiye genelinde son dönemde art arda yaşanan okul içi şiddet olayları ve çocuklarda gözlemlenen agresif davranışlar tartışmaları yeniden alevlendirdi. Malatya’da da benzer sorunların yaşandığını belirten HİMYAÇ-DER Genel Başkanı Ayşe Ece Budan, Busabah Medya’ya özel açıklamalarda bulundu.

“MALATYA’DA DA AKRAN ZORBALIĞI VE ŞİDDET VAR”

Budan, son dönemde okullarda ve çocuklar arasında artan şiddet olaylarının yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını belirterek şunları söyledi:

“Son zamanlarda Türkiye gündeminden de düşmeyen, okullardaki ve çocukların agresif hareketleri diyeyim artık; şiddete meyilli hareketleri çok fazla gündemde. Malatya ile ilgili bu konuda neler söylemek istersiniz? Şimdi Türkiye genelinde olduğu gibi ilimizde de bu olayların yok demek biraz abesle iştigal olur. Akran zorbalığı ve çocukların şiddete meyli ilimizde de var.”

“DİLENCİ ÇOCUKLARIN ELİNDE BIÇAK GÖRÜYORUZ”

Malatya’da sokakta karşılaşılan bazı çocuklara dikkat çeken endişe verici bir tabloyu işaret eden Budan,

“Çocukların şiddete meyli, küçücük çocukların şehir içinde… Malatya’da en önemli sorunlarımızdan biri, bunu çok açık yüreklilikle söylemek istiyorum ve yetkililerimize de buradan seslenmek istiyorum: Dilenci çocuklarımız var. O küçücük dilenci çocuklarımızın elinde bıçak var. 7-8 yaşındaki bir dilenci çocuğu, dilenme sırasında ya da bir tepki gösterip gönderdiğinizde size bıçak çekebiliyor, küfür edebiliyor vesaire”

TBMM'de kritik Malatya zirvesi! Tulga Kışlası yeniden vatandaşa mı açılıyor?
TBMM'de kritik Malatya zirvesi! Tulga Kışlası yeniden vatandaşa mı açılıyor?
İçeriği Görüntüle

ifadelerini kullandı.

“BU KÜRESEL BİR SORUN AMA TEMELİ AİLE”

Yaşananların yalnızca yerel değil küresel bir sorun olduğunu ifade eden Budan,

“Bunun gibi olaylar tabii ki ilimizde de var ama bu sadece bizim Malatya’mıza ya da ülkemize özgü bir sorun değil. Küresel bir sorun diyelim; bütün dünyada yaşanıyor. Ama özellikle son günlerde Maraş’ta ve daha önce yaşanan olaylarda çocuklarımızı kaybettik. Çok kıymetli bir öğretmenimizin hayatına mal oldu. Yaralılarımız hâlâ var, tedavi olanlar var. Ben sizin aracılığınızla vefat eden çocuklarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Ama bunları dilemek çok kolay. O ailelerin yerinde olmak çok acı bir durum. Bizler rahmet diliyoruz ve iki gün sonra unutuyoruz. Bunun temeline inmek zorundayız”

dedi.

“TOPLUM AHLAKİ BİR ÇÖKÜŞ SÜRECİ YAŞIYOR”

Budan, toplumsal değişim ve değer kaybına da dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu bu durumun sebebinin, bunu her seferinde söylüyorum, çok açık ve net bir şekilde ifade ediyorum; saha çalışmalarında, içinde olduğumuz, gördüğümüz ve yaşadığımız olaylardan yola çıkarak her aklıselim insanın düşünebileceği bir konu olduğunu düşünüyorum. Ben bunu bir tür soykırım olarak değerlendiriyorum. Çünkü bizi Kürt-Türk dediler, bölemediler; Alevi-Sünni dediler, bölemediler; sağ-sol dediler, bölemediler. Ama bir ülkeyi bölmenin en ince noktasından vurdular: Ahlak çöküntüsüyle tanıştırdılar. Aile yapımızı bozdular. Kadınlarımızın yapısında dejenerasyon başladı, erkeklerimizin yapısında dejenerasyon başladı. Herkes yaşananları normalleştirmeye başladı.”

“ÇOCUK YERİNE HAYVAN BESLEYEN NESİL GELİYOR”

Evlat yerine hayvan yetiştiren nesiller haline geldiklerini belirten Budan,

“Aile birlikteliğinin önemindeki o çirkinleşen tabloyu normalleştirmeye başladılar. Dünyaya çocuk getirmek yerine, ben de bir hayvan severim ve evimde hayvan besleyen bir insan olarak söylüyorum, yanlış anlaşılmasın; ama evladın yerine hayvan beslemeyi tercih eden bir nesille yüzleşmemizi sağladılar. Ben bu durumun tamamıyla ülkemiz üzerinde oynanan, dış güçlerin etkili olduğu bir süreç olduğunu düşünüyorum ve bunda da başarılı olunduğunu düşünüyorum.”

“ÖĞRETMENLİK TOPLUMDA YENİDEN SAYGI GÖRMELİ”

Öğretmenlerin rolüne dikkat çeken Budan, saygı kültürünün zayıfladığını ifade ederek,

“Öğretmenlerimize de seslenmek istiyorum. Öğretmenlik çok kutsal ve büyük bir meslek. Ama öğretmenlere baskı yapan ailelere de seslenmek istiyorum. Ben torun sahibi, 60 küsur yaşında bir insan olarak, dün bir öğretmenimle bir taziye evinde bir aradaydım. Onun karşısında büyük bir saygıyla durdum, konuşurken son derece dikkat ettim. Biz öğretmenlerimizi gördüğümüzde böyle davranan bir toplumda yetiştik. ‘Türküm, doğruyum, çalışkanım’ diyerek büyüyen bir neslin çocuklarıydık. O neslin çocuklarından sonra gelen bu ara nesil maalesef çok üzücü bir tabloyla karşı karşıya. Yazıktır, bu çocuklarımıza sahip çıkalım. Toplum olarak el ele verelim”

diye konuştu.

“EGOLU AİLELER ÇOCUKLARINA ZARAR VERİYOR”

Ailelerin çocuk yetiştirme tarzını eleştiren Budan, özellikle “ego odaklı ebeveynlik” uyarısında bulundu:

“Buradan tüm ailelere ve velilere tekrar seslenmek istiyorum: Lütfen çocuklarınızı ‘özgüvenli yetiştiriyorum, benim çocuğuma dokunulamaz, küçük yaşta hürriyet veriyorum’ düşüncesiyle yetiştirirken kendi egolarınızı tatmin etmeyin. Egolu aileler, farkında olmadan çocuklarına zarar veriyor. Bu, çocuklara iyilik değil kötülük yapmaktır. O çocuğu yetiştiren sizsiniz. Markayı tanıştıran sizsiniz, özgüveni veren sizsiniz. Ama evde şunu yapmıyorsunuz: Çocuk yemek istediğinde ‘Ailece sofraya oturacağız’ demiyorsunuz. ‘Çocuğum özgüvenli’ diyerek yemeği odasına götürüyorsunuz, eline telefon ya da tablet veriyorsunuz. Kendi yaşam tarzınızı, kendi rahatınızı çocukların özgürlüğü gibi sunuyorsunuz. Lütfen artık anne ve babalar kendinize gelin. Çünkü çocuklar için ilk ve en önemli rol model sizsiniz. Öğretmenler değil, toplum değil; sizsiniz. Siz ne verirseniz, çocuk onu alır.”

“EĞİTİMDE DİSİPLİN VE KIYAFET DÜZENİ ŞART”

Milli Eğitim sistemine de değinen Budan,

“Buradan Sayın Milli Eğitim Bakanımıza da seslenmek istiyorum. Çocuklara ilkokuldan liseye kadar kılık kıyafet özgürlüğü verildi, öğretmenlere de aynı özgürlük tanındı. Bunun ne kadar yanlış olduğunu bugün görüyoruz. Sayın Bakan bu konuda bir düzenleme yaptı ama bunun yeterli olmadığını düşünüyorum. Çocuk okula gittiğini hissetmeli. Eğitim kurumunun ciddiyetini üzerinde taşıdığı kıyafetle anlamalı. Aynı şekilde öğretmenler de örnek olmalı. Eskiden öğretmenler takım elbise giyerdi. Biz bu neslin çocuklarıydık. Bu yüzden eğitimde daha güçlüydük, ahlaki olarak daha sağlamdık”

ifadelerini kaydetti.

Muhabir: Besime Güner