Geçmişten beri hayatımızın önemli bir parçası olan, deyimler ve atasözlerimiz içerisinde de önemli bir yer edinen komşuluk ilişkileri kötü ye mi gidiyor?  Yaşanan 6 Şubat depremi komşuluk ilişkileri bakımından ilimizi bu yönde nasıl etkiledi? Tüm bu soruların cevabını 17 Kasım Dünya Komşular Gününde Malatyalılar yanıtladı. Bakın Malatyalılar depremin komşuluk ilişkileri üzerindeki etkileri için neler dedi?

KOMŞULUK DİYE BİR ŞEY KALMADI KİMSE KİMSEYİ TANIMIYOR

Konu ile ilgili düşüncelerini paylaşan Hasan Sülün,

“Ben Samanköy Konteyner Kent’te yaşıyorum. Komşuluk diye bir şey yok kalmamış zaten, bitmiş. Artık apartmanlar, apartmanlardaki insanlar değişti. Allah yar ve yardımcımız olsun, kötü durumdayız. Eskiden komşuluk ilişkileri iyiydi.  Biz mesela sitede oturuyorduk sitenin hepsini tanıyorduk hepsi de biz tanıyordu gelirdik, giderdik, otururduk, bahçemiz vardı bahçemizde toplanırdık. Sohbet, muhabbet ederdik. Komşuluklar o zaman güzeldi şimdi komşuluk diye bir şey kalmadı kimse kimseyi tanımıyor Malatya karma karışık oldu. Malatya’ya depremden sonra işçiler hep doğudan, güneydoğudan geldi. Malatya bitmiş durumda şu anda. Benim evim yıkılmış hala tapum belirsiz toplanamıyoruz Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Bakanlığı bir onay vermiyor ki evimizin yapımına başlayalım 2 sene oldu, hala konteynerde yaşıyoruz”

ifadelerine yer verdi.

AYNI APARTMANDA CENAZE OLUYOR NE SEN DUYUYORSUN NE BEN DUYUYORUM

Şehabettin Şahin ise,

“Komşuluk ilişkileri bitti vallahi. Daha önce Levent'teydim, köydeydim.  Orada da aynı. Komşuyla ilişki yok vallahi. Burada da yok. Her şey bitti. Kimse bir ibret almadı bu depremde. Vallahi daha berbat oldu. Evleri hep çarptılar her şeyi içinden alıp götürdüler. Biz can derdindeydik hırsızlar geldi, hepsini mahvetti gittiler. Eskiden komşuluk ilişkisi çok iyiydi. Dedem, babamın zamanında çok iyiydi. Şimdi de yok öyle bir şey hiç, bitti. Hayat bitti.  Aynı apartmanda cenaze oluyor ne sen duyuyorsun ne ben duyuyorum. Ne yapalım? Hayırlısı”

sözlerine yer verdi.

KOMŞULUK İLİŞKİLERİ BİRAZ ZAYIFLADI AMA YİNE DE İYİ

Özlem Apak da konu ile ilgili şu ifadeleri kullandı,

“Ben yeni taşındığımdan dolayı bir sene oldu. Kimseyi tanımıyorum ama daha önceki komşularımla aram çok iyiydi sağ olsunlar. Hani birbirimize gidip geliyorduk sohbet olsun, muhabbet olsun iyiydi çok şükür. Ama şimdi işte depremden dolayı yeni gelenler oldu. Olanlar taşındı. Ama iyi gidiyor yani. Yavaş yavaş tanışıyoruz, kaynaşıyoruz. Bu zamanda öyle komşular bulmak çok güzeldi. Ben farklı bir memleketten gelin geldim buraya. Çok kısa zamanda kaynaştık birbirimizle. Sağ olsunlar beni yalnız bırakmadılar. İlk geldiğimiz zamanlarda hep yanımızdaydılar sağ olsunlar. Hatta halen arayanlar var telefonla şehir dışında olanlar, evlerini taşıyanlar. Sağ olsunlar yalnız bırakmadılar deprem süresince aradılar. Onlar da depremi bizle beraber yaşadılar ama yine de arayıp sordular sağ olsunlar. İnsanlar artık pek birbirine güvenmiyor. Artık depremin verdiği stresten mi kaynaklanıyor bilmiyorum. Tabii büyük bir deprem yaşadık. Psikolojimiz bozuk. Halen yerinde değil. Artçı sarsıntılar oluyor. Geçen günde olduğu gibi. Ama iyi çok şükür yani. Dediğiniz gibi komşuluk ilişkileri biraz zayıfladı ama yine de iyi yani. Bugün nazaran çok güzel.”

FARKLI FARKLI İNSANLAR GELDİ

Güldane Metin ise,

“Depremden sonra komşularımız yine aynı. Zaten yeni geldik burada yoktuk. Herkes bir yere gitti. Buralar da değişti bayağı. Yani farklı farklı insanlar geldi. Komşuluk ilişkilerimiz bizimki yine aynı”

diye konuştu.

DÜRÜSTLÜK BU YANDAN ÇOK ÖNEMLİ

Meside Sezer ise,

“Komşuluk ilişkilerimiz hani biz önceden nasıldık? Şimdi de öyleyiz. Çok şükür. Geri döndük. Burada değildik zaten. Biz dışarıda fazla kalmadık çünkü biz memleketimize geri döndüğümüz için buradakileri düşünerek vakit geçirdik. Hep onlara üzüldük. Bizim en azından hani memlekette ailemiz vardı, akrabalarımız vardı. O yüzden Malatya gibi çok sıkıntı yaşamadık. Biz komşularımızdan uzaklaşmadık. Biz sürekli görüştük. Telefonla görüştük. Eşim burada çalışıyordu. Biz memlekette kalıyorduk. Yani hiç ilişkimiz kesilmedi. Dürüstlük bu yandan çok önemli. Şanslıydık çok şükür”

ifadelerini kullandı.

BABA EVLATLA EVLAT BABAYLA KONUŞMUYOR

Nihat Ilgınöz ise,

“Depremden evvel millette bir sarkıntı vardı. Depremce iyice salak etti milleti. Kimin eli kimin cebinde belirsiz oldu.  1’e alıp 10’a satıyorlar. 10’a alıp 100’e satıyorlar.  Böyle bir adalet, böyle bir geçim olmaz. Türkiye’yi bu hale niye getirdiler? Baba evlatla evlat babayla konuşmuyor komşuluk ilişkisi ne olacak? Şimdi benim çocukluk devremde bir komşumuz vefat ettiği zaman o mahallede 3 gün komşular televizyon değil, radyoyu açmazlardı saygıdan dolayı. O komşuya üç gün peygamber efendimizin hadisi var. Cenazesi olan bir evin üç gün yemek pişirmemesi lazım komşuların vermesi lazım. Adamın altta cenazesi var üsttekinin haberi yok. Böyle bir ilişki olur mu yaşantı olur mu? Biz İslamiyet’ten uzaklaşmışız. Depremden sonra daha kötü oldu millete iyice rezil oldu”

sözlerini kullandı.

KOMŞULAR KENDİ KOMŞUSUNUN AİLESİNİ, ÇOCUKLARINI, GENÇLERİNİ HEP GÖZETİRDİ

Depremin komşuluk ilişkilerine verdiği zararı değerlendiren Mahmut Dulkadiroğlu ise şunları kaydetti,

“Bizim mahallede bir sıkıntımız olmadı yine komşuluk ilişkilerimiz devam ediyor. Eski komşuluk ilişkilerini bulmazsın o geçti artık. Daha önceleri komşular, kendi komşusunun ailesini, çocuklarını, gençlerini hep gözetirdi. Kendi çocukları gibi muamele ederlerdi. Her konuda birbirlerine çok büyük yardımda bulunuyorlardı. Şimdi bir cenazesi olsaydı komşulardan her gün birisi sırayla ona yemek verirdi. Onun yükünü hafifletirdi. Dışarıdan bir misafiri gelseydi komşusunun her gün birisi kahvaltıya birisi yemeğe davet eder. Komşunun yükünü hafifletirdi. Yani şimdi maalesef o günler çok geride kaldı. Artık kimse kimseyi tanımıyor üstelik. Daha önce bulunduğumuz, yaşadığımız beldede en ücra köşedeki Yaşar'ı bile bilir, tanırdık. Kimin çocuğu, kimin ailesi, kimin hanımı, kimin beyi bilirdik. Ama şimdi kendi apartmanlarımızda maalesef alt katta oturanı tanımıyoruz. İslam'dan çok uzaklaştık. İslam kültüründen, Kur'an ahlakından bu toplum çok uzaklaştı ve yozlaştı iyice. Tabii batı sisteme girdiler ve birbirlerine çok yabancılaştılar. Çok kötü oldu. Herkes dağıldı zaten. Tahminim o zaman toplumun yüzde 70’i başka şehirlere gittiler. Yani çocuğu olan, akrabası olan veya köylere en az bir sene oralarda ikamet ettiler. İşte o zaman artçılar devam ediyordu. Depremde çok şiddetliydi. 7.6 diyorlar ama Japon bilim adamları 11 küsür olduğunu söylüyordu. Fazla cesaret edemediler buralara gelmeye buralarda kalanlar da artık mecburiyetleri olanlar işte konteynerlerde, çadırlarda yaşamlarını devam ettiriyor. Deprem komşuluk ilişkilerini büyük ölüde etkiledi hem psikolojik açıdan hem ekonomik olarak etkiledi. Hala toplu onun sıkıntılarını çekiyor. Şu an daha geçmiş değil yani.”

PARASI OLAN KENDİNE KOMŞU TUTUYOR

Turgut Çitil ise konuyla ilgili şunları söyledi,

“Komşuluk zaten kalmadı önceden zaten zayıflamıştı şimdi ne komşuluk kaldı ne akrabalık kaldı. Bu deprem oldu insanlarda merhamette kalmadı. Yakın komşularımız kiralardan dolayı buraları bırakıp gitmek zorunda kaldılar bizler de aynıyız imkânımız olsaydı bizde gidecektik ama imkân yoktu. Şu an yan komşumuzu kapı komşumuzu tanımaz olduk.  Yani artık parası olan kendine komşu tutuyor başka bir şe yok yani şu an. Kirayı yükselttikleri için gücü yeten geliyor.  Eskiden insanlar bakıyorlardı evleri düzgün ailelere vereler düzgün insanlara vereler ama şimdi öyle değil paranın gücü konuşmaya başladı bu durumdan bizde rahatsızız Allah bir daha bu günleri yaşatmasın.”

Muhabir: Hanife Sarı