AĞBABA, BÜYÜKŞEHİR’E SESLENDİ
“Yerel basına sahip çıkın”
ŞÜKRAN MALKOÇ
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, dün parti binasında gündeme dair bazı değerlendirmelerde bulundu. Ayrıca yerel basının zor bir dönemden geçtiğini belirten Ağbaba, ilgili birimleri göreve davet etti. Ağbaba, “Hem Büyükşehir Belediyesini hem de diğer belediyeleri yerel basına sahip çıkmaya davet ediyorum” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, dün parti binasında bir basın açıklaması yaptı. Ağbaba’nın gündeminde TÜİK’in işsizlik rakamları, enflasyon oranları ve yerel basının sorunları vardı.
Yerel basının zor ve sıkıntılı günlerden geçtiğini söyleyen Ağbaba, bu konuda belediyelere büyük sorumluluklar düştüğünü belirtti. Ağbaba, “Sıkıntılar her geçen gün artarak devam etmekte. Artan kâğıt ücretleri, matbaa masrafları, personel giderleri, üst üste geldiğinde gazetelerin yayın yapması olanaksız durumda. Bugün o sektörde görev yapan insanlarımız gazete sahipleri, muhabirine kadar büyük bir fedakârlıkla, kendi çocuklarının nafakalarını gazeteye yatırarak büyük bir iş yapmakta. Malatya’daki yerel gazeteler bölge illeri arasında ilan geliri en düşük olan illerden birisidir. Yerel gazeteler resmi ilan bakımından bölgede en düşük geliri alan illerden birisi. Sayıştay son raporuna göre Büyük Şehir Belediyesi ihalelerini parçalayarak ilan vermeyi tercih ettiği için yerel gazetelerde büyük kayıplar yaşıyor. Yerel yönetimlerin yerel basına destek olması beklenirken daha zorda bırakılmaları asla kabul edilmez. Mutlaka yerel yönetimlerin yerel basına destek olması gerekiyor köstek olmaması gerekiyor. Bakın bir örnek İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi karar özetlerinin basın yayın organlarınca yayınlanmasına karar verdi. Bu ne demek yerel basını destekliyorum demek. Buradan Malatya Büyükşehir meclisine ve Malatya Büyükşehir Belediye Başkanına da sesleniyoruz. Bu yönde kararı lütfen alın sizde Malatya Büyükşehir Meclisi’nde alınan kararlar yerel basında yayınlansın. Bizim büyükşehir meclis üyelerimizin böyle bir teklifi meclise verdiğini söylemek istiyoruz. Yerel basın olmazsa olmaz. Yerel basın önemlidir. Yerel basın denetleme ve bilgi alma açısından önemlidir. Buradan büyükşehir belediyesine hem de diğer belediyelere yerel basına sahip çıkmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
“TÜİK’İN HER AY DÜŞÜRDÜĞÜ İŞSİZLİĞİ İŞKUR YÜKSELTMEYE DEVAM EDİYOR”
“Aylardır TÜİK ile İŞKUR arasındaki kovalamacayı dikkatle izliyoruz. TÜİK’in her ay düşürdüğü işsizliği, İŞKUR yükseltmeye devam ediyor” kelimelerine yer veren Ağbaba sözlerinin devamında şu şekilde konuştu:
“Devletin iki kurumu her ay birbirini yalanlamaya devam ediyor. TÜİK’in her ay açıkladığı gerçek dışı bir veriyi, İŞKUR kendine kayıtlı işsizlerle çürütüyor. TÜİK, işsiz sayısının Ekim ayında bir önceki aya göre 75 bin kişi azaldığını iddia ediyor. Lakin devletin bir başka kurumu İŞKUR ise Eylül ayından Ekim ayına işsizlik ödeneğine başvuran kişi sayısındaki artışın 114 bin olduğunu açıklıyor. Bizlerde her ay birbirine giren bu iki devlet kurumunu takip ediyoruz. Bizlerde acaba hangisine inansak diye kendi kendimize sorduğumuzda, kayıtlı veriye sahip İŞKUR verileri elbette anketli ve makyajlı TÜİK verilerine göre daha güvenilirdir. Bunun yanı sıra TÜİK dar tanımlı işsizliğin Ekim ayında 0,2 puan azalarak iddia ederken öte yandan yine kendi verilerinde gerçek işsizliğin de arttığını söylüyor. Aynı verilerde TÜİK gerçek yani geniş tanımlı işsizliğin ise 1 puan artarak yüzde 22,8’e yükseldiğini açıklıyor. Bir başka deyişle TÜİK, kendi verilerinde kendisini de yalanlamaya devam ediyor.TÜİK artık sarayın talimatıyla pinpon topuna dönüştüğü için, kendi içinde de çelişkiler yaşıyor. TÜİK’in kendi verisine kendisinin bile inanmadığı içler acısı hali ne yazık ki devam ediyor.”
Döviz kurlarının yükselmesiyle beraber Türk Lirasının değersizleştiğini dile getiren Ağbaba, ““Türkiye’de yoksulluk var, yokluk var. Türk Lirası tarihinin en değersiz günlerini yaşıyor. Bizim hükümet ne yapıyor. Neyi satacağımız şaşırdık satacak bir şey daha bulduk Polisi Katar’ın emrine veriyoruz. İçişleri Bakanı bunu bir müjde olarak söylüyor. ‘3 bin 200 polisimiz Katar’a gönderiyoruz’ diyor. Katar’da Dünya Kupası finalleri için 3 bin 250 çevik kuvvet polisi görevlendirmekle övünüyorlar. Türkiye’nin geldiği nokta bu; ihraç edecek bir şeyimiz kalmadı, polisimizi ihraç ediyoruz. Katar’a tank palet fabrikasını vermiştik. Şimdi de emniyet teşkilatımızı veriyoruz. Polis Teşkilatı İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak nu ülkenin asayişini korumakla mükelleftir. İçişleri Bakanı’na söylüyorum. Polise 3600 ek göstergeyi vermiyorsun, Meclis’e gelirken peşine takmış olduğun 300 polisten utanmıyorsun, 3600’ü vermiyorsun. Ama ne yapıyorsun Katar’a polisimizi güvenliği sağlamak için görevlendiriyorsun. Buradan söylüyoruz Katar’da polislerimizin can güvenliğinden sen sorumlusun” diye konuştu.
“Artan döviz kurları ve yüksek enflasyon, esnafların kepenk kapatmasına neden oluyor” sözlerini kullanan Ağbaba,“2020 yılının Kasım ayına göre iflas sayısındaki artış ise yüzde 22’yi aştı. Bunun yanı sıra kapanma döneminde bankalara ve piyasalara olan borçların katlanarak artması ve esnafların kur krizine bağlı olarak borçlarını ödeyememesi de iflasların bir diğer nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’de esnaf ve sanatkârlar sicil gazetesi verilerine göre bu yıl içinde iflas eden esnaf sayısı en az 88 bin 734 olmuştur. Sadece bu yılın Kasım ayında iflas eden esnaf sayısı en az 9 bin 362’dir. 2020’nin kasım ayında iflas eden esnaf sayısı ise 7 bin 677’idi. Geçen yılın Kasım ayına göre iflas sayısındaki artış ise yüzde 22 oranında artmıştır. Bir başka deyişle; bu yıl içerisinde her ay 8 bin 66 esnaf her gün ise en az 269 esnaf kepenk indirmiş oldu. Erdoğan sürekli faize karşı olduğunu, faizleri indirdiğini söyleye dursun, bu durum esnaflarımız için gerçeklikten uzaktır” açıklamasında bulundu.
“19 YILLIK İKTİDARIN SONU EKMEK KUYRUĞU”
Ağbaba, iktidara yönelik yaptığı sert eleştirilere şu ifadelerle devam etti:
“Sefalet endeksi, resmi işsiz oranı ile resmi enflasyon oranının toplamı ile hesaplanıyor. Şimdi bir bakalım;2004 yılında yüzde 16,9 olan sefalet endeksi şu an resmi makyajlı verilerde dahi 32,5’e çıkmış. Oysa biliyoruz ki bu oran çok daha fazla. Gerçek enflasyon yüzde 50’leri aşmış, gerçek işsizlik oranı ise yüzde 23’e dayanmış olduğu ülkede esasında sefalet endeksi yüzde 70’leri aşmış durumda. AKP iktidarının geldiği son nokta; açlık, yoksulluk, işsizlik, hayat pahalılığı yani kısacası sefalettir. Adaletsiz Kalkınma Partisinin, halka sefaletten başka bir şey sunacak hali kalmamıştır. İnsanların son zamanlarda artık aç kalmamak için giysilerini sattığını görüyoruz. Evlerindeki eşyaları ikinci el mağazalara sattığını görüyoruz.19 yıllık iktidarlarının sonunda metrelerce uzunlukta ekmek kuyruklarına şahit oluyoruz. Ucuz gıda için tarihi geçmiş ürün kuyruklarına, marketlerde ucuz yağ kuyrukları, sebze ve meyve kuyruklarına,6 kişilik işe alım için binlerce kişinin iş başvurusu yaptığı işsizlik kuyruğuna hep birlikte şahit oluyoruz. AKP, ülkeyi neredeyse artık bir ‘ucuz gıda, ucuz ekmek’ kuyruklarına çevirmiş durumda. Peki, vatandaşa ne öneriyorlar; porsiyonları küçültün, kombiyi kısın, pazara akşam saatlerinde gidin ucuza alın, midenizin sadece 3’te birini doyurun, alışverişe tek başına ve tok karnına çıkın. Çocuklar olmasın, ürünlere dokunmayın. Sahiplik duygusu almaya zorlar” dedi.