“Sinema sektörü sekteye uğradı”

ŞÜKRAN MALKOÇ

10. Malatya Uluslararası Film Festivali’nde “Yaşam Boyu Onur Ödülü” verilen sanatçı Turgay Tanülkü, ‘Sinemada bir ses’ adlı söyleşide sinemaseverler ile kentteki bir otelde buluştu. Sinema, televizyon ve tiyatro sektöründeki son durumu açıklayan Tanülkü, “Sinema sektörü sekteye uğradı” dedi.

Yönetimi ve organizasyonu Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen 10. Malatya Uluslararası Film Festivali sanatsal etkinliklerle başladı. Etkinlikler kapsamında ‘Sinemada bir ses’ söyleşisini gerçekleştiren sanatçı Turgay Tanülkü, sinemaseverlere oyunculuk sektörü hakkında bilgiler aktardı.

Oyunlardaki rollerini anlatan Tanülkü, “Oyunculuk seçiminde halka ne kadar yakınsa o rol, o benim rolüm oluyor. Sokağı bilirim, sokaktan roller benim hoşuma gider. Şimdi mafyalık falan var etrafta, o zaman kabadayılık vardı. Kabadayı hiçbir zaman zülüm edici değildi, birleştiriciydi, ekmek verendi. Rahmetli Erol Taş’ı anmak isterim, oda bulunduğu muhitte bir kabadayıydı ve rolleri kötü oyun olsa da kazandığı para ile bir sürü evlatlara bakıyordu” açıklamasını yaptı.

Sinema sektöründe yaşanan sıkıntıları ifade eden Sanatçı Tanülkü, “Sinema sektörü sekteye uğradı. Sadece oyuncular için konuşmuyorum, orada sette çalışan insanlarımız var, haftalıklarla çalışanlar. Onların aileleri vardı, ayakta durabilmeleri gerekiyordu, kiraları vardı. Dolaysıyla bazı oyuncalar kendi aramızda toplantılar yaptık, onlara destek olmaya çalıştık, gücümüz yettiği kadar. Esas sıkıntıyı yaşayanlar bence onlar, setteki insanlar, bana göre setteki çaycı yönetmen kadar önemli. O sıkıntıyı bütün hepimiz yaşadık. Sizlerde yaşadınız, evinizde ekmeğiniz vardı yiyemediniz, arabanız var binemediniz, görünmeyen bir mikrop bunu halletti. Şöyle bir kazancım var benim Turgay olarak, evlatlarımla daha çok beraber olabildim, biraz izin aldım tabii. Var olan sevgiyi yaşadık, biz hep içimizde, aileler birbirine kötü olanlar salgın yüzünden birbiriyle konuşur oldu, zorunlu olarak. Bence iyi bir tarafa getirdi onu” ifadelerini kullandı.

“ÇORBA İÇEMEYEN ÇOCUKLAR VARDI”

Çocukluk dönemlerinden bir kesit anlatan Tanülkü, “Annem 3 gün, 4 gün aynı çorbayı önümüze koyduğunda ‘yine tarhanamı’ derdik. Annem de ‘dışarıya bakın’ derdi. Anlamazdım çocukken ne dediğini. Sonra dışarıya bakmayı öğrendim, çorba içemeyen çocuklar vardı. Onun içinde onların yanında olmam gerekiyordu. Onların yanında olunca belirli açılarda yaşadım. Ama hiçbir pişmanlık duymuyorum. Eğer bu ülkenin dışında bir yerde olsaydım pişmanlığım olurdu. Bu ülkenin sıcağında soğuğunda, insanında, insanın terinde, ben kendimi buldum. Onun için hiçbir şekilde ‘keşkelerim’ olmadı” diye konuştu.

Birlik ve beraberliğin önemine değinen Tanülkü, “Birlik olmaya çalıştık, birlikten güzel şeylerde doğuyor. 1974 yılında mesela herkes bir biriyle barışık oldu, çünkü bir Kıbrıs savaşı vardı. Şimdi evlatlarıma onu söylüyorum ben, hangi takımı tutarsanız tutun, en son milli takımı tutun derim. Çünkü bu ülkede devletine, milletine küsülmez” şeklinde konuştu.

‘Hangi rolü oynamak isterdiniz?’ sorusuna cevap veren Sanatçı Turgay Tanülkü, “Hamlet’teki mezarcıyı oynamak isterdim, Hamlet’i oynamak istemem. Mesela bir annemiz yolda bana şöyle dedi; ‘Çakırbeyli, amma da kadın değiştiriyor, hiç utanmıyor’ dedi. Dedim Teyze; ‘her hafta 20 yaşındaki adamlar ölüyor, onları sorsana bana’ dedim. Gayet rahat gelmeye başladı. O diziyi öyle bir protokol izliyor ki, şaşkınım yani” dedi.

Muhabir: Haber Merkezi