İstikrarsızlığın ‘istikrara’ dönüştüğü Yeni Malatyaspor’un bu görüntüsü, Denizlispor maçında bir kez daha tescilledi...

Denizlispor karşısında futbolu işkenceye çevirmeyi amaç edinmiş Malatyaspor, karşılaşmayı izleyenleri çileden çıkardı.

Sezon başından beri oyunsal ve skorsal olarak üst üste 2 maç dahi tatmin edici oynayamayan Yeni Malatyaspor, pazar günü ligin en kötü takımlarından birine karşı hem mağlup oldular hem de mahcup oldular.

Denizli mağlubiyetine direnen Sedat Ağçay ve biraz da Yiğitcan’ı ayrı tutarak, ‘varlar ile yoklar’ arasında gidip gelen diğer futbolcularımız neler yapmış onlara bakalım.

Azuka’nın futbol oynama şekline bakıyorum da okuma yazması olmayan birine, ‘al şu romanı oku’ demişler sanki. Bir insan futbol oynamaktan bu kadar mı, bi haber olur aman Allahım! Ne arkası dönük forvet gibi ne de pozisyon santraforu gibi oynadı. Azuka’yı bu şehrin başına nasıl bela ettiler onu bilmiyorum ama bu tarz oyuncuların bir daha sahaya çıkarılmaması gerektiğini düşünüyorum.

Eleştiri limitini dolduran Ramazan Kahya senin için artık ‘sözün bittiği yerdeyiz.’ Ben senin bu sezon bu takıma verdiğin zararları yazmaktan ‘usandım’ ama sen soldan ‘asist yaptırmaya’ doymadın.

İzleyici fark etti mi bilmiyorum ama Osman sakatlandıktan hemen sonra oyuna girdiğinde Ramazan’ın, ‘ben nasıl yedek kalırım’ tarzındaki oyuna küskünlüğünün geçmesini bekledik bir süre. Ama artık sana da, yaptığın hatalara da bir şey demiyorum. Nihayetinde sen de olanı koyuyorsun ortaya!

Maçlar TRT’de canlı yayınlanınca, Hüseyin Kar televizyonda bir sinema filminde oynadığını düşünüyor galiba. Futbol maçında değil de sanki beyaz perdedeymiş gibi ‘rol’ yapıyor. ‘Futbolculuk’ rolünde oynuyor, kenardaki yönetmen de kötü roldeki bu adamı sadece izliyor.

Hadi gözümüz aydın sevgili Malatyalılar; yanına veremeyen Azubıke Nijerya A milli takımına çağrılmış. Haberi duyunca sevgili Fatih’i aradım, ‘futbol takımına mı yoksa atletizm takımına mı’ diye.

2 – 0 kaybettiğimiz bu müsabakadan sonra gördük ki; bu takımın ne play off, ne galibiyet serisi, ne de iyi oyun gibi bir hedefi yok.

‘Rotasız gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez’ demişler.

Alima Yeni Malatyaspor bu ligde matematiksel olarak olmasa da elde ettiği avantajlarla kalmayı başardı diyebilirim.

Şehirde herkesin gönlünde farklı beklentilerin olduğunu biliyoruz. Son 8 hafta öncesi ‘ligde kalındı’ diye böylesine dağınık bir Malatyaspor görmeyi ne taraftar ister ne de biz.

Futbol takımının bir an önce ‘teslim olmuş’ görüntüsünden uzaklaşarak, bir amaç uğruna mücadele etmesi gerekir.

Mehmet’in yaşama sevinci...

İnsan hayatının çok ucuz olduğu şu günlerde; hayatın içinden birini sizlerle tanıştırmak istedim. Koyu bir Malatyaspor hastası Mehmet. Ter temiz yüreği ile Malatyaspor’un tüm futbolcularını bir çırpıda sayar size.

O da yetmez özel ilgisi olan tüm takımların kalecilerini bilir.

Malatyaspor kazanınca dünyanın en mutlusu o’ dur. Kaybedince hem hakemler hem de rakipler yandı!

Fuzuli caddesinde derici Mustafa’ya takılır, maç günleri sarısını kırmızısını, atkısını borazanını alır gider stat önüne.

Bizim takım kaybedince bazen kızıyorum oyuncularımıza.

Mehmet gibi, Cemil gibi, Hüseyin gibi bu garibanları neden üzerler diye. Onlar bizim her zaman başımızın taçları olmaya devam edecekler.

Dünya ne kadar kirlense de onlar ter temiz kalacaklar...