Malatya, binlerce yıllık köklü tarihiyle sadece büyük medeniyetlere değil, bağrından kopan ve duyanları hayrete düşüren asırlık hikayelere de ev sahipliği yapıyor. Bu efsanelerden en dikkat çekici ve hüzünlü olanı ise şüphesiz Battalgazi ilçesi Orduzu Mahallesi yakınlarında yükselen Gelincik Kayaları.
Uzaktan bakıldığında adeta ilerleyen dev bir düğün konvoyunu andıran bu doğa harikası taşların arkasında, asırlardır nesilden nesile aktarılan trajik bir geçmiş yatıyor. İşte UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Arslantepe’den Değirmentepe’ye uzanan, zenginlik, aşk ve bir ananın yürek yakan bedduasıyla son bulan o gizemli öykü...
ARSLANTEPE’NİN DİLLERE DESTAN GÜZELİ
Efsaneye göre, bölgenin ilk yerleşim alanı olan Arslantepe’nin eteklerinde, yoksul bir anne ve güzelliği dillere destan olan kızı yaşardı. Geçimini birkaç koyunun sütü ve yünüyle sağlayan bu küçük aile, kendi halinde mütevazı bir hayat sürüyordu. Genç kızın güzelliği o kadar büyüleyiciydi ki, Arslantepe’deki her gencin hayali onunla evlenmekti. Ancak dul ananın, kızı gidince yalnız kalma korkusu kapısını çalan her dünürcüye olumsuz yanıt vermesine neden oluyordu. Ta ki o gizemli yolcu pınarın başında belirene kadar...
PINAR BAŞINDAKİ RASTLANTI VE KRALIN OĞLUNUN SEVDASI
Bir gün genç kız, anasının isteğiyle su doldurmak için mahallenin pınarına gitti. Sıra ona geldiğinde, susuzluktan kavrulan bir delikanlının sesi duyuldu: “Kızlar, yolcuya verilecek bir tas suyunuz var mı?”
Genç kız, elindeki tası buz gibi suyla doldurup delikanlıya uzattı. O an göz göze gelen iki gencin kaderi sonsuza dek değişti. Kızın duru güzelliğine hayran kalan bu genç, sıradan bir yolcu değil, dönemin Değirmentepe Kralı’nın oğluydu. Sarayına dönen prens, babasının tüm itirazlarına rağmen Arslantepe’deki o garip ananın kızından başkasıyla evlenmeyeceğini haykırdı. Sonunda ikna olan kralın seçkin heyeti, yoksul evin kapısını çaldı ve şaşkınlık içindeki anadan "Evet" cevabını aldı.

DÜĞÜN GÜNÜ UNUTULAN O EŞYA SONLARI OLDU!
Kısa sürede hazırlıklar tamamlandı, bölge yöneticileri bu iki büyük yerleşimin akrabalığından ötürü adeta bayram etti. Düğün günü gelip çattığında, görkemli gelin alayı Arslantepe eteklerine vardı. Dünya güzeli gelin ata bindirildi ve Değirmentepe’ye doğru yola çıkıldı.
Ancak gelin alayı tam bugün Gelincik Kayaları olarak bilinen bölgeye geldiğinde gelin birden durdu. Anasının evinde çok önemli bir şeyi unutmuştu: Bir oklava.
Gelinin isteği üzerine iki atlı hızla Arslantepe’ye, yoksul ananın evine geri döndü. Durumu öğrenen acılı anne, kızının koskoca kral sarayına gelin giderken evdeki basit bir oklavanın peşine düşmesine çok içerledi. Kızının kendisini yalnız bırakmasının da verdiği kırgınlıkla, yüreğinden kopan o dehşet verici bedduayı mırıldandı:
"Gelinlik tacınla, elbisenle, atınla, askerinle, alayınla taş kesilesin!"
ASIRLIK DOĞA HARİKASI TAŞ KESİLEN DÜĞÜN ALAYI
Ananın feryat eden bedduası o saniye kabul oldu. Atlıların dönmesini bekleyen muazzam düğün alayı; atlarıyla, askerleriyle, çeyizleriyle ve gelinliği içindeki o güzel kızla birlikte saniyeler içinde buz kesti ve devasa kayalıklara dönüştü.
O günden sonra bölge halkı, uzaktan bakıldığında gerçekten yürüyen bir düğün konvoyunu andıran bu heybetli kayalıklara Gelin Kayası, o yöreye de Gelincik Tepesi adını verdi. Bugün Malatya’ya gelen seyahat tutkunlarının ve yerli turistlerin en çok uğradığı noktalardan biri olan bu kayalıklar, bir ananın kırık kalbinin ve zamana meydan okuyan bir efsanenin en somut kanıtı olarak sessizliğini koruyor.
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Arslantepe Höyüğü’ne oldukça yakın bir konumda bulunan Gelincik Kayaları, Malatya turizminin gizli kalmış cevherlerinden biridir. Kültürel mirasa ve gizemli Anadolu efsanelerine ilgi duyuyorsanız, Malatya seyahat listenize bu gizemli rotayı mutlaka eklemelisiniz.




