Bazı şehirlerin sadece betonunda değil, ruhunda derin izler vardır. Pütürge tam da öyle bir yer. Elimizdeki sararmış fotoğraflar; Şiro Çayı’nın sesini, kerpiç evlerin kokusunu ve o eski çarşının bereketini yeniden canlandırıyor. Şimdi gelin, zamanın tozlu perdesini aralayıp bir zamanlar Pütürge’de hayatın nasıl aktığına hep birlikte tanıklık edelim.
TAŞ SOKAKLARDA YANKILANAN "MERHABA"
Fotoğraflardaki o dar sokaklara iyi bakın. Orada sadece taşlar değil, koca bir mahalle kültürü saklı.
Komşunun kapısının kilitlenmediği, "Tanrı misafiri"nin baş tacı edildiği o yıllarda; Pütürge’nin dik yamaçlarına kurulu kerpiç evler, fakirliği değil paylaştıkça artan zenginliği anlatırdı.
Damlarda kurutulan meyvelerin kokusu, sokakta oynayan çocukların neşesine karışırdı.
PÜTÜRGE ÇARŞISI: BİR ESNAF AHLAKININ ANATOMİSİ
Arşivdeki çarşı fotoğrafları, aslında birer ahilik belgesi gibi... Ahşap kepenklerin dualarla açıldığı o çarşıda; terzinin iğnesi, nalbantın çekici, fırıncının küreği sadece ekmek parası için değil, helal rızık için işlerdi.
Çınar altındaki o koyu sohbetler, şimdiki hiçbir kafenin veremeyeceği o samimi sıcaklığı barındırırdı. İnsanlar birbirinin sadece komşusu değil, derdinin de ortağıydı.
MAĞRUR YÜZLER, BERRAK YÜREKLER
Fotoğraflara yansıyan Pütürge insanı; Kubbe Dağı kadar vakur, Şiro Çayı kadar berraktır. Şapkalarını hafifçe öne eğmiş o amcaların, omuz omuza vermiş o gençlerin bakışlarında bir sözün senet olduğu yılların ağırlığı vardır.
Kadınların el emeği, göz nuruyla dokuduğu kilimlerde Pütürge’nin sert ama mert coğrafyası nakış nakış işlenmiştir.
GEÇMİŞE VEFA, GELECEĞE MİRAS
Bu fotoğraflar sadece birer "anı" değil, Pütürge’nin asaletinin tapu senetleridir. Modern dünya bizi hızla değiştirirken, bu siyah-beyaz kareler ruhumuzun köklerini hatırlatıyor.
Bugün o çarşının şekli değişmiş, o evlerin çoğu yorgun düşmüş olabilir; ancak bu fotoğraflara her bakışımızda Pütürge’nin o kadim ruhu yeniden canlanmaya devam edecek.