6 Şubat 2023... Takvimler o kara günü gösterdiğinde, sadece binalarımız değil; hayallerimiz, geçmişimiz ve binlerce canımız yıkıntıların altında kaldı. Her yıl aynı hüzünle o enkazları tekrar hatırlasak da kaybettiklerimizi geri getiremeyeceğimizi biliyoruz. Şimdi Malatya’yı küllerinden yeniden doğuyor. Konutlar, iş yerleri hak sahiplerine teslim edilirken asıl soru şu: Gerçekten akıllandık mı? Bu soruyu yanıtlayan İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Vehbi Aluçlu busabahmalatya.com’a konuştu.

6 Şubat depremlerinin ardından üçüncü yıla girildiğini ifade eden Aluçlu, depremlerden gerekli dersler çıkarılmadığını ima etti.

“MALATYA’NIN ÇEVRESİ ZATEN FAYLARLA DOLU”
“Hâlâ akıllanmadık diyebilirim” diyen Aluçlu,
“Bunun temel nedeni, teşhisi yanlış koymamız. Hâlâ faylarla uğraşıyoruz: ‘Fay buradan geçiyor, şuradan geçiyor, şu büyüklükte deprem üretir’ gibi aslında doğru olmayan bir yaklaşımla meseleyi ele alıyoruz. Oysa Malatya’nın çevresi zaten faylarla dolu. Fayın nereden geçtiğinden ziyade, bizim binalarımızı nasıl yaptığımız önemli. Eğer binalarımızı sağlam, depreme dayanıklı şekilde inşa eder ve düzgün işleyen bir kontrol mekanizması kurarsak, bu depremlerden korkmamıza gerek kalmaz. Çünkü depremler her zaman oldu, bundan sonra da olacak”
şeklinde konuştu.

“ZEMİNİ KONUŞMAMIZ LAZIM”
Dayanıklı binalara dikkat çeken Aluçlu,
“Yalnız depremler periyot olarak 150 yıldan 240 yıla, hatta 500 yıla varan periyotlarla oluşabiliyor. İnsan ömrü kısa olduğu için bu periyotlar bizim bazen depremleri unutmamıza neden oluyor. Ama daha kısa şu anda olduğu gibi periyodu dolup da fayların kırılmasından sonra bir çaba içerisine girildi. Buna rağmen biz hâlâ fayları konuşuyoruz. Oysa binaları konuşmamız lazım, zemini konuşmamız lazım, doğru yapılan işleri konuşmamız lazım. Kontrol mekanizmasının düzgün işleyerek binalarımızı tasarladığımız zaman bu depremlerden korkmamıza gerek kalmayacak diye düşünüyorum”
ifadelerini kullandı.





