Türkiye’de sağlık sektörünün çöktüğünün altını çizen Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti Başkanı Mehmet Aydın, ‘’Bu iktidar sağlıkta devrim yaptı ama maalesef şu anda 30 yıl geriye gittik. İlaç bulunmuyor bundan daha beteri yoktur’’ dedi.

Türkiye’de yaşanan ilaç krizinin çabuk çözülemeyeceğini belirten BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu, ‘’Giderek büyüyen bu kriz de Malatya’daki eczacıların çoğunun bu işi bırakmak istediklerini bile duyduk’’ dedi.

‘’TÜRK BİLİM ADAMLARININ BUNU YAPABİLECEK KAPASİTELERİ VAR’’

İlaç krizindeki sıkıntının eczacılardan kaynaklanan bir sorun olmadığını ve Bakanlığın ciddi bir ilaç kriziyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu, ‘’Hükümetimiz sağlıkla sistemiyle övünürler, doğrudur çünkü çokta güzel hastaneler yaptılar. Ama son zamanlarda sadece ilaç krizi değil, Bakanlığın randevu sisteminde de çok büyük bir sıkıntı var. Bu ilaç krizi probleminin çabuk düzeleceği kanaatinde değilim, giderek büyüyen bu kriz de eczacıların çoğunun işi bırakmak istediklerini bile duyduk. Tuz kokarsa yapacak bir şey yoktur derler ya şu anda bu durumu yaşıyoruz. Eğer bir yıl öncesinde bu problemi görmeyip önlem almadıysak tuz kokmuştur artık’’ ifadelerini kullandı.

Bozkurtoğlu; ‘’Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda ve hala bizim çocuklarımız için kullanılan aşılar; sıtma ilacı, kızamık aşısı gibi yerli aşıları bizim bilim adamlarımız, doktorlarımız üretmiş ki o zamanın şartlarına göre çok zor bir iş ama başarmışlar. Demek ki Türk bilim adamlarının bunu yapabilecek kapasiteleri var’’ söyledi.

‘’NEDEN İLACIMIZI BİZ ÜRETEMİYORUZ?’’

İlaç sektöründeki krizin en büyük nedenlerinden birinin yerli ve milli ilaçların olmadığının altını çizen Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti Başkanı Mehmet Aydın, ‘’Türkiye’de maalesef sağlık sektörü çökmüş durumda. Bu iktidar sağlıkta devrim yaptı ama maalesef şu anda 30 yıl geriye gittik. İlaç bulunmuyor bundan daha beteri yoktur. Bunun çok nedeni var tabi hem iktidardan da kaynaklı hem de şimdi her ev bir ecza deposu durumuna gelmiş. İlaç israfı yapıyoruz, ilacı kullanmadan yine gidip ilaç alıyoruz. Doktor ilaç yazıyor, eczaneye gidiyoruz ilaç yok. İlaç bulamıyorsak eğer konuşacak bir şey kalmadı çünkü son noktaya gelmişiz. Çocuğu hasta olan bir vatandaş ilaç bulamıyor. Çok büyük bir çaresizlik bu. Kanser hastası zaten psikolojisi bozuk bir de eczaneye gidiyor ilaç bulamıyor. Şu anda bizim ilaç üretmemizi kim engelliyor mesela. Neden ilacımızı biz üretemiyoruz? Üniversiteler bile bunu yapabilecek kapasitede. Her yerde üniversite açılıyor, bu üniversitelerin eczacılık fakülteleri var, bunlar orada ne öğreniyorlar, bilim adına ne üretiyorlar? Destek veriyorlar mı? Bir yerlerden başlamamız lazım. Neden biz kritik ilaçları üretmeyelim? Neden biz satmayalım? Neden beyin göçü verelim? Şu anda en çok zam gelen iki ürün var: cam ve kâğıt. Eczanelerin sattığı ilaç şurupları hep camdan. Piyasada bir şişe cam 13-14 TL. Bu fiyat, maliyeti karşılamadığı için ya üretmiyor ya da çok az üretiyor. Onlar da her sektör gibi zam bekliyor. Zam olmayınca da bunun faturasını da biz vatandaşlar ödüyoruz. En çokta hastalar mağdur oluyor. En vahimi kanser hastalarında oluyor’’ dedi.

‘’ARSLANTEPE, UNESCO’DAN ÇIKARTILIRSA HİÇ ŞAŞIRMAM’’

Malatyalı vatandaşların daha Arslantepe ’yi bilmeden, dünyaya nasıl tanıtılacağının altını çizen Aydın, ‘’Yazın daha havalar sıcakken gezi turları yapabilirdik mesela, Arslantepe’nin müzesi ne zaman yapılacak? Kazı da çıkan tarihi eserler ne zaman gelecek? Yapılacak çok iş var ama sadece UNESCO’ya girdi, herkes bir iki fotoğraf çektirdi sonra unutuldu gitti. Arslantepe ’nin UNESCO’ya girmesi Selahattin Gürkan ’ın yaptığı en iyi işti. UNESCO’ya girince dünyada bir marka oluyorsun. İnsanlar aslında buraya davet ediliyor, bir marka değeri katıyor. Ama orayı değerlendirmek senin elinde. Mesela müzesi ne olacak, içerisinde neler olacak? Burada çıkan tarihi eserler nerede? Hangisini getirebileceğiz? Bunları bugünden itibaren tamamlamamız lazım. Topyekûn bir mücadele etmemiz gerekiyor, büyük bir bütçe ayırmamız gerekiyor, kim tanıtacak Arslantepe’yi? Mesela kim bir belgesel çekecek? Millet sırf tarihi eser diye film çekiyor, sırf orayı tanıtmak için bütçe ayırıyor, o ülke ki o tarihi eseri herkes tanısın, görsün, bilsin diye. Şehri hazırlayacaksın ama benim gördüğüm hiçbir adım yok. Yarın öbür gün listeden çıkartılırsa hiç şaşırmam. Bu işi de siyasete alet ediyoruz. Her şeyi alet ettiğimiz gibi. Biz Malatya yarın yapılacak işlerini kusura bakmayın görmezden gelemeyiz. Arslantepe, EXPO 2028’den kat kat çok daha büyük. Çünkü EXPO, 2028 yılında bitecek ama Arslantepe daima orada olacak. EXPO ’ya verilen uğraş Arslantepe ’ye de verilsin. Bu EXPO ’yu Arslantepe ’yle entegre etmemiz lazım. Arslantepe ’nin tanıtılması aşısından EXPO 2028 çok büyük bir fırsat bizim için. EXPO 2028’i ciddiye aldıkları kadar Arslantepe ’yi de ciddiye alsınlar’’ ifadelerini kaydetti.

‘’ARSLANTEPE İÇİN NE KADAR BÜTÇE AYRILDI?’’

Türkiye’nin mevsimsel açıdan çok turistin geldiğini söyleyen Bozkurtoğlu, ‘’Turizme bacasız sanayi deriz. Malatya’ya baktığımızda Arslantepe ’de dünyanın ilk kılıcı var. EXPO 2028 için 33 milyar gibi bir bütçe ayrılmış. Peki Arslantepe için böyle bir bütçe var mı? Dünyaya mal olmuş kültür mirasımızı Fırat Kalkınma Ajansına bırakacak kadar ehemmiyetsiz bir iş mi bu? Bugün Kültür Bakanlığımıza, Valiliğimize, belediyelerimize, üniversitelerimize, ticaret borsalarına, ticaret odalarına, STK’larımıza baktığımızda Arslantepe için ne yapıyorlar ne kadar bütçe ayırıyorlar? Her kurumun her vatandaşın sahiplenip ortak bir akla ihtiyacımız var. Siyasi bir malzeme yapılmaması lazım, bu bir dünya mirası. Elimizde çok büyük bir değer var’’ dedi.

‘’MOTAŞ ŞU ANDA EN YETERSİZ ŞİRKET KONUMUNDA’’

Malatya’nın ulaşımıyla alakası olmayan birini MOTAŞ Genel Müdürü yapılmasının çok yanlış olduğunu vurgulayan, uzun yıllardır bu alanda iş yapmış insanların başa gelmediğini vurgulayan Bozkurtoğlu, MOTAŞ ne demek; Malatya’nın ulaşımından sorunlu şirket demek. Malatya’da ulaşımı planlayan, ulaşımı çok iyi bilen, ulaşım güzergahlarını bilen, şehir planlamacılarını işin başına getirmiyoruz, bu işlerle alakası olmayan birini MOTAŞ genel müdürü yapıyoruz. Bana göre asıl problem burada başlıyor. MOTAŞ Genel Müdürü Cemal Erkoç, Elektrik-Elektronik mühendisidir kendisi ama bu insanın ilgi sahası bu değil, yetki sahası değil. Aynı zamanda tecrübelerini aktarabileceği yer MOTAŞ değil. MOTAŞ Genel Müdürlüğünün yardımcıları var, çok uzun yıllarda burada çalışıyorlar. Ulaşımı çok iyi bilir, toplu taşıma araçlarını çok iyi biliyorlar, Malatya’nın ulaşımını çok iyi biliyorlar, güzergahları çok iyi biliyorlar. İnönü üniversitemizdeki öğrenci sayısı 36 bin 790 ve bu sadece öğrenci sayımız. Bir de araştırma hastanesini ve personelini de saydığımız zaman ortalama 40-45 bin arası kişi oluyor. Bu kadar insanı 27 tane trambüsün taşıması mümkün değil. Trambüste adım atacak yer yok, herkes birbirine bağırıyor, şoför sürekli ilerleyin diyor ve ama ilerleyecek yer yok. Malatya’nın ciddi bir ulaşım problemi var. MOTAŞ belediye şirketleri içerisinde en yetersiz şirketlerinden bir tanesi olarak görüyorum’’ ifadelerini kaydetti.

‘’MALATYA’NIN TRAFİK SORUNUNU TRAMBÜSLER ÇÖZMEDİ’’

MOTAŞ ’ta yaşanan bu sıkıntının şimdi değil yıllar öncesine dayanan bir sorun olduğunu belirten Aydın, Trambüs hatları yapıldı, trambüsler geldi şimdi ne oldu? Trafik mi rahatladı? Bu sorunu MOTAŞ Genel Müdürlüğünün sorunu değil bu trambüsleri o zamanda kim getirdiyse onlara hesap sorulmalı? Malatya’nın trafik sorununu trambüsler çözmedi. O günkü 27 trambüs parasına şimdi 270 otobüs alabilirdik. Trafiği mi çözdü? Neyi rahatlattı? İnsanlar çok mu rahat gidip geliyor? Hayır! Hiçbir faydası olmadı, görüyoruz her şeyi. Bir de ek sefer yapabilmek için otobüs alınması lazım, bunun içinde belediye bünyesinde bütçe çıkartılması lazım. Malatya’nın nüfusu çoğaldı, trafiğe faydalı olacak dendi, olmadı. Bir kere üniversiteye gidecek otobüsle araştırmaya gidecek otobüsün ayrı olması lazım’’ diyerek sözlerini noktaladı.

Muhabir: Besime Güner