“Öğretmenliğe dönmeyi düşünüyorlar”
SİNEM HATUN DAVUT
Memurun gözü kulağı ocak ayı zammında. Daha rahat, yaşanabilir bir düzeyde hayat sürdürmek isteyen memurlar, kendilerine verilecek olan zam miktarını merakla bekliyorlar. Memur zammını, memurların içerisinde bulundukları durumu BUSABAH gazetesine anlatan Memur-Sen ve aynı zamanda Eğitim-Bir-Sen Malatya İl Temsilcisi Hüseyin Söylemez, özellikle görevde yükselen milli eğitim çalışanlarının içerisinde bulunduğu ekonomik sıkıntılarla ilgili de çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Memurların şu anda sıkıntılarının çok fazla olduğunu dile getiren Söylemez, ancak ülke ve dünyanın sıkıntıları olmasından dolayı memurlar, bir ölçüye kadar sıkıntıları normal karşıladığını ve hep beraber bu sıkıntıları göğüslemeyi düşündüklerini söyledi.
“BU DEVLET TARAFINDAN GÖRÜLEN ENFLASYON”
Verilecek oranın memuru rahatlatması gerektiğini kaydeden Söylemez, “Yeri geldiği zaman memur ülke için maaş almadığı zaman dahi oluyor ve bundan dolayı da üzülmüyor. Genel anlamda memleketin durumu iyi olduğu zaman payımızı da mutlaka almak zorundayız. Enflasyonla ve ocak zammıyla ilgili düşüncelerimiz şu: Henüz aralık ayı enflasyonu belli değil. Yüzde 14.04’lük bir 5 aylık enflasyon var. Daha önceki mutabakattaki zam oranı yüzde 8. Aslında bu, bizim önceki yaptığımız anlaşmalarda da taleplerimizde ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıkıyor. Bu taleplerin, bu oranların doğru olmadığı, o zamanki taleplerimizde ne kadar haklı olduğumuzu gösteriyor. Yüzde 14’lük zamdan sonra aralık sonu itibariyle bu oran yüzde 18’e yanaşabilir. Ancak bu devlet tarafından görülen enflasyon. Ama memurun gördüğü enflasyon bu enflasyon değil. Gerçek mutfak enflasyonu bu değil. Ondan dolayıdır ki, yüzde 8’in üzerine enflasyon farkı olarak yüzde 12 daha verip ek zammış gibi sunmuş olmanın yanlış olduğunu söylüyorum. Bu devletin resmi rakamlarına göre olan enflasyonu telafi etmektir. Bu refah payı değildir, bu ek zam değildir. Burada yapılması gereken memuru bir nebze rahatlatacak olan refah payıdır, bunun da en az yüzde 10-15 civarında enflasyon dışında verilmesi gerekir ki, memur bir nebze olsun toparlanabilsin” ifadelerine yer verdi.
“ACİL ÇÖZÜM BULUNMASI GEREKİYOR”
Bazı memur ve yönetici kademelerinde ciddi manada ekonomik daralma olduğu belirten Söylemez, kademelerin büyük bir sıkıntı çektiklerini ifade etti. Özellikle giyim yardımının komik olduğunu ifade eden Söylemez, “Bugün eğitim camiası içerisinde siz eğitim kademelerinde yükselirken ücret olarak da yükselmiyorsanız bunun çok da bir anlamı olmayacaktır. Bugün şube müdürü arkadaşlarımızın İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı, İlçe Müdür arkadaşlarımızın ve İlçe Müfettişi arkadaşlarımızın kariyerlerine uygun bir ücret almadıkları için şu anda dar boğazda olduklarını bazen kendi öğretmen arkadaşlarımızdan bazen okul idaresi arkadaşlarımızdan daha düşük bir ücret aldıklarını duyuyoruz. O zaman her yükselmenin bir bedeli ve maliyeti olmalı. Bu noktada acilen bu arkadaşlarımıza çözüm bulunması gerekiyor. Bir de memur ve hizmetli arkadaşlarımız için ise bazen ek mesailer oluyor bazen yevmiyeler oluyor. Örneğin giyim yardımı veriliyor. Hakikaten bu verilmemesi daha uygun. Günün şartlarına uygun olarak alacağınız bir giysinin ücreti neyse onu ödemeniz gerekiyor. Çok komik rakamlarla ödenmesi doğru değil. Bir bilirkişiye sorsanız, bir takım elbisenin, bir gömleğin, bir kunduranın fiyatını söylerler. Bu konuda da inşallah acil önlemler bekliyoruz” şeklinde konuştu.
“ÖZLÜK HAKLARI SIKINTILI”
Eğitim müfettişi bulamadıklarını dile getiren Söylemez, şunları kaydetti:
“Diplomanın, yapılan işin riskinin elbette bir karşılığı olmalı. Memurları birbiriyle kıyaslamamız doğru değil. İşte doktorlar bizden fazla maaş alıyor veya imamlar bizden fazla maaş alıyor ya da müstahdem benden fazla maaş alıyor. Bu cümleleri kurmak yerine net olarak şunu söylüyorum. Hepimiz de az maaş alıyoruz. Hepimiz de geçinemiyoruz. Her birimizin maaşının artırılması gerekiyor. Ancak kariyerle alakalı ise bir basamak da bir görevde yükselmeyi hak ediyorsanız ki, bunun liyakate göre olması gerektiğini düşünüyoruz, liyakatli olan bir kişiye sorumluluk ve yetki verdiyseniz aynı zamanda risk vermiş oluyorsunuz, bunun da mutlaka bir karşılığı olmalı ve bu kişiye ek bir ücretin ödenmesi lazım. Mesela bir sınıf öğretmenimiz, okul müdür yardımcısı olduğunda 500 TL, bin TL fazla ücret almayacaksa bu görevde yükselme sayılmaz. Okul müdürlüğüne geçtiğinde keza öyle, şube müdürü ve il müdürü yardımcısı olduğunda yine aynı şekilde. Bir il müdürünün o kadar riske rağmen bir öğretmen kadar maaş alması mümkün mü, hayır. İl Milli Eğitim Müdürünü saymayalım, İl Milli Eğitim Müdür yardımcısı ve şu müdürleri şu anda öğretmen arkadaşlardan daha az ücret aldıkları oluyor. Bu kadar görevde yükselmenin, bu kadar sınava girmenin bir anlamı yok. Şimdi birçok şube müdür arkadaşlarımız çok fazla dar boğazdalar. Üstelik onlara uzman ve başöğretmenlikte verilmedi. Bu arkadaşlarımız tekrar istifa edip, öğretmenliğe dönmeyi düşünüyorlar. Bu acı bir tablo. Şu anda eğitim müfettişi bulamıyoruz. Doğu’da eğitim müfettişi yok. Bazı illerde bir, 2 kişi. Neden yok, çünkü özlük hakları sıkıntılı. Mademki kritik görevdeler, bu nedenle özlük haklarını iyileştirip, bu inşaların başkasına muhtaç olmadan işlerini çok güzel bir şekilde yapmalarını sağlayabiliriz. ‘Adalet, adalet adalet’ diyorum.”
