Hayat bazen o kadar çok belirsiz ki hiç anlayamazsın…

Anlatanı dahi anlamazsın, belki de anlamak istemezsin.

Bir telefonun çalması ya da her hangi bir teknolojik aletin sayesinde bir haber alırsın.

Bütün “kara” başlıklı haberlerin özünde “haberleşme” yoktur aslında…

Amaç haber vermek değildir, bildirmek de değildir…

Senin o nötr ifadeni eksi binlere düşürmektir belki.

Belki sadece seni mutsuz etmektir amaç.

Dünya dönüyor ve her saniyesinde birileri bir “kara” haber alıyor.

Dünyanın her hangi bir yerinde, herhangi bir noktasında o haber, o noktanın huzurunu kaçırır.

Otuz saniye önce kahkaha atan bir insanın aldığı haber sonrası çok acayiptir.

Etrafındaki yabancılar dahi o huzuru kaçmış insanın otuz saniyelik u dönüşünü fark eder.

Gülerseniz, etrafınızdakiler de güler, ağlarsanız etrafınızdakiler de ağlar.

Ya da mutsuz olurlar.

Biri güldüğü zaman gülmeyebilirsiniz hatta hüzünlü de olabilirsiniz.

Ama biri ağlıyorsa, gülemezsiniz. Beyniniz izin vermez.

Dedim ya, hayatı anlamak ya da anlamaya çalışmak boşa kürek sallamaktır.

Neyin nerede ve nasıl olacağını, kim tarafından ve ne şekilde cereyan edeceğini tahmin dahi edemezsin.

***

-Efendim.

-Ya doktor dedi ki…

-Eeee!

-Şey dedi, çocuğun kafasında…

-Ney!

-Ya “kitle” dedi…

-…

-Alo, alo, aloo…

-…