Alima Yeni Malatyaspor deplasmandan puansız döndü. Mutlak galibiyete ihtiyacı olan takım konumunda bulunan Denizlispor karşısında 2-0 mağlup olan ekibimiz haftayı puansız kapattı.

Denizlispor için Alima Yeni Malatyaspor karşılaşması umut niteliğindeydi. İçeride kazanamayan bir takımın artık bu saatten sonra dışarıda maç kazanması kolay olmadığından lige havlu atmamak için 3 puan almaları onlar açısından elzemdi. Takımımız ise artık puan olarak rahatlamış görüntüsünü sahaya da olumlu şekilde yansıtarak bu müsabakadan en azından bir beraberlik almak istiyordu. Karşılaşma öncesi durumu kısaca analiz ettikten sonra maça gelelim.

İrfan hocanın sahaya çıkardığı kadro tertibine baktığımızda, takımımızın rakip kaleye fazlaca gitmekten ziyade öncelikle gol yememeyi ve rakibi durdurmayı hedeflediği görülmüştü. Taktiksel anlamda İrfan hocanın bu fikrini savunmakla beraber sahaya çıkardığı 11 ve dizilişi doğru bulmadığımı belirteyim. Belki futbolseverler yapılan eleştirilere’ kaybettikten sonra konuşmak, tenkit etmek kolay’ diyerek tepki verebilirler, önemli değil. Bazı fikirlerim sabit ve sezon başından beri yazıyorum. İsterseniz Mba’nın orta saha yerine kenarda görev alıp performansının yarı yarıya düşmesinden başlayabilirim. Hele İrfan Başaran’ ın olmadığı bu takımda forvet arkası oynayacak tek oyuncu Mba olmalıydı.

Sedat belki hayatında ilk defa orta ikilinin önünde görev almış ve etkisiz kalmıştır. Orta sahada ki Ali Sakal-Azubike-Sedat üçlüsü ile sadece rakibi karşılarsınız, takımı öne taşıyamazsınız. Azuka, Guido Koçer’ in hızları, kuvvetleri olmalarına rağmen ustalık ya da golcülük anlamında eksik kaldıklarını da düşünürsek tek umudumuz takımımızın ilk yarıyı gol yemeden tamamlaması olacaktı, o da olmadı. Maçın ilk yarısında futbol adına sahada hiçbir üretkenlik gösteremeyen, rakip ceza sahasına bile giremeyen ve sadece gol yememeyi düşünen Alima Yeni Malatyaspor’ un bu hedefi gerçekleşmedi.

Yüzde 100 galibiyete ihtiyacı olan Denizlispor her ne kadar maça baskılı başlar gibi görünse de ilk net pozisyonunu 32. dakikada Genkov’la yakaladı. Devre olmadan yine klasik olarak sol tarafımızdan yapılan ortayı Cihan ayak içi ile tamamlayıp takımını 1-0 öne geçirdi. İkinci yarı beraberliği sağlamak için rakip kaleye gittiğimiz ve Azuka, Guido Koçer’ le yakalayıp atamadığımız net fırsatlar oldu. Bunları kaçırırken öne çıktığımız ve rakibe fırsatlar tanıdığımız anlar da oldu. Uzatmalarda ise rakip Denizlispor Muhammed Emel’ le ikinci gole kavuştu. Böylece ligde kalma adına tamam ya da devam diyecekleri karşılaşmadan galibiyetle ayrılarak devam kararı almış oldular.

Umut Nayır, İrfan Başaran gibi etkili iki futbolcumuzun sakatlıklardan dolayı forma giyememesi, Osman Fırat’ ın ilk dakika da mecburi değişikliği ve puan olarak da ligde rahat hale gelmemiz mağlubiyete zemin hazırlasa da tam anlamıyla mazeret sayılamaz. Godoy Silva’nın cezalı olmasını saymıyorum. Cezası bitse de İrfan hocanın Yiğitcan’ dan formayı alacağını zannetmiyorum. Zira Pazar günü mağlup olan takımımızın en iyi oyuncusuydu diyebilirim.

Takımımızın yenilmesi ilk defa olmuyor. Ancak böyle sanki ligin sonu gelmiş de bizim haberimiz yokmuş gibi rehavet içersinde mücadele edilmesi taraftarı üzmüştür. Tabi ki yenilgide bazı faktörler ön plana çıkacaktır. Denizlispor’un mecburi olarak kazanması gereken bir karşılaşma olması ve takımda ki eksiklikler önemli etken olsa da, maçın ilk yarısında kaleye gidemeyişimiz, ikinci yarıda ise rakip kaleye gitsek bile anormal derecede oyun disiplininde kopuşumuz bizlerin dikkatini çektiğine göre mutlaka İrfan hocanın da dikkatini çekmiştir.

Türkiye’ de her deplasmanda görmeye alıştığımız taraftarlarımız Denizli karşısında da takımlarına sahip çıkıp destek verdiler. Ülkemizde her halde sayılı takımın taraftarı vardır, böyle her deplasmana giderek takımlarını yalnız bırakmayanlar. Bunu yaparken tabi örnek olacak şekilde centilmence davranmaları da önemlidir.

Maçın hakemi Özgür Yankaya cinlik yaparak müsabakayı yönetti. İkili mücadelelerde takdir haklarını genelde ev sahibi takım lehine kullandı. Rakibe aklı sıra 5 sarı kart vererek ekibimizi de doğru dürüst maç yönetiyorum diyerek kandırmaya çalıştı. Maçın sonlarında ceza sahası içinde kendisini yere atıp penaltı bekleyen Denizlisporlu oyuncuya sarı kartta vermedi, istediği penaltıyı da vermedi. Kısaca hangisini doğru yaptı, anlayamadık.

Kaybedilmiş bir müsabakadan sonra dersler çıkararak önümüzde ki maçlara bakalım demek en doğrusu olacaktır.