Merhaba sevgili okurlarım…
Tüm dünyada ve ülkemizde çığ gibi büyüyen madde kullanımı, çocuk ve genç nüfusu giderek daha çok tehdit ediyor.
Tüm insanlığın ortak sorunu olan madde bağımlılığı insanlığı ağına düşürüp, adeta felç etmektedir.
Peki, uyuşturucu madde bağımlılığı nedir?
Sakinleştirici ve uyarıcı etkileri olan, giderek daha fazla alma isteği ve alınmadığında yoksunluk belirtileri doğuran kimyasal maddelere “uyuşturucu madde” adı verilir. Uyuşturucu madde bağımlıları, çoğunlukla kullanımı kontrol edebilecekleri düşüncesiyle madde kullanmaya başlarlar. Oysa bağımlılığın nasıl gelişeceği öngörülemez, bir kez kullanım dahi son derece risklidir. İlk kullanımdan sonra tekrar tekrar madde alma ihtiyacı doğar. Aynı uyuşturucu etkinin sağlanması için kullanım sıklığı ve/veya miktarı artar. Bu kısır döngünün yerleşmesiyle kişi bağımlılık sürecine girmiş olur.
Etkileri nelerdir?
Uyuşturucu olarak kullanılan maddelerin kimyasal yapıları birbirinden farklıdır. Kullanıldıklarında merkezi sinir sisteminin farklı bölümlerini etkileyerek fiziksel ve psikolojik tahribata yol açarlar. Uyuşturucu maddelerin hiçbir güvenli kullanım şekli yoktur. Kullanan herkes için bağımlı olma riski eşittir. Hücrelerimiz vücuda giren her maddeyi tanır ve bir daha unutmamak üzere hafızasına alır. Hücresel öğrenme süreci denen bu durum herkes için geçerlidir.
Maalesef günümüzde uyuşturucu madde kullanım yaşı ülkemizde 10 yaşına kadar düşmüş durumda.
Bebek sayılacak kadar küçük bireylerin bu maddelere müptela olması korkutucu düzeyi gözler önüne sermektedir
Uyuşturucu trafiğinde illegal yollarla kazanılan paralar yine illegal yollarla terörist saldırılarının finansmanlığını sağlamaktadır.
Kısaca yavrularımızı zehirleyerek elde edilen kazançlar, gencecik askerlerimize kurşun olarak geri dönmektedir.
Uyuşturucu ile mücadele toplumsal bir sorumluluk olmalıdır. Öyle ki komşuya düşen ateş bir gün bizi de kuşatabilir.
Yurdun herhangi bir köşesinde uyuşturucu ağına düşen her çocuk, bizim de çocuğumuz ve kardeşimizdir.
Bu algıyla yola çıkmaz ve benim kardeşim, çocuğum yapmaz deyip kara bir cahillikle görmezden gelirsek bu durumu ya çocuğumuz o maddeyle direkt maruz kalır ya da uyuşturucudan elde edilen paralarla bir bomba bir kurşun olup yine zarar görürüz.
Uyuşturucu madde kullanımı aile bağlarının zayıflığı ile hortlayıp, kötü arkadaş çevresinde filizlenir. Toplumun ittiği bu çocuklar ruhlarını suni mutlulukla doldururlar.
Yapay mutluluklar peşinde koşan bu çocuklara toplum olarak sahip çıkabiliriz. Her çocuk bizim geleceğimizdir ve korunması gereken ilk önceliğimiz olmalıdır.
Benim görüşümde toprağı erozyondan, eşyamızı hırsızdan, ailemizi her türlü şiddetten, ülkemizi terörden korumanın en uzun vadede ve kesin çözümü çocuklarımıza sosyal devlet düzeyinde sahip çıkmakla olur.
Düşünsenize eğitimli sevgi ile büyümüş çocukların kaptanlığında ülkemizde ne toprak erozyonu ne hırsızlık ne de terör olur.
Bizler her ağaca su vermeden, hırsızdan korunmak için aşılmaz duvarlar yapmadan ve teröre karşı karakolları çoğaltmadan önce çocuklarımıza sahip çıkmalıyız
Onlara eğitim vermeliyiz, yoksa bizim yaptıklarımız sadece geçici çözümler olur.
NE yaparsak yapalım sevgi ile sahip çıkılan çocuklar kadar ülkemize mutluluğu getirecek başka bir argüman bulamayız…