Malatya İl Müftü Yardımcısı İhsan Mesut Akbaş, konuya ilişkin şunları kaydetti:
“Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruluyor:
‘Allah size kendi cinsinizden eşler, o eşlerinizden de oğullar ve torunlar yarattı. Sizi helal ve güzel rızıklarla gıdalandırdı. Onlar hala batıla mı inanıyorlar ve Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar.’ (Nahl, 16/72)
Allah’ın bize hediyesi ve emaneti olan çocuklarımıza karşı bir takım görev ve sorumluluklarımız vardır. Bunları şöylece özetleyebiliriz:

Ebu Selman (ra.) diyor ki: Peygamberimize (sav):
—Ey Allah’ın Resulü! Bizim çocuklar üzerindeki hakkımız gibi onların da bizim üzerimizde hakkı var mı? dedim. Peygamberimiz (sav):
—Evet çocuğun anne babası üzerindeki hakkı, onlara yazmayı, yüzmeyi, ok atmayı (Yani silah kullanmayı) öğretmeleri, sağlıklı ve helal yiyecekler temin etmeleridir, buyurdu. (Feyzu’l-Kadir, 4/84)
Yukarıdaki hadisi şerifte de işaret edildiği gibi, çocuğun ana babası üzerindeki hakkı ona iyi bir eğitim vermesidir.
DİN EĞİTİMİ
Hiç şüphe yok ki eğitimin bir parçası da din eğitimidir. Çünkü din duygusu ve Allah fikri insanlarda fıtri bir duygudur. Bu duygunun yönlendirilmesi birinci derecede anne ve babaya aittir. Nitekim Peygamberimiz (sav):
‘Her doğan çocuk, muhakkak İslam fıtratı üzerine doğar, sonra annesi ile babası onu Yahudi, Hıristiyan yahut da Mecusi yaparlar.’ Buyurmuştur. (Buhârî, ‘Cenaiz’, 80)
Peygamberimiz (sav) çocuğun inanç konusunda birinci derecede aileden etkilendiğine dikkatimizi çekiyor.Müslüman olarak dünyaya gelen çocuğa İslamiyeti öğretmek, anne babanın görevidir. Çünkü Allah’ın her doğan çocuk için seçtiği din İslamiyet’tir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de:
‘Allah katında din, İslam’dır.’ (Al-i İmran, 3/19)
‘Bunu (bu dini) İbrahim, kendi çocuklarına vasiyet etti. Yakup da öyle yaptı: ‘Ey oğullarım! Muhakkak ki bu dini size Allah seçti (başka dinlerden uzak durun) yalnızca Müslüman olarak can verin.’ (Bakara, 2/132)
Hz. Lokman’ın oğluna vasiyeti de şöyle:’Yavrum! Namaz kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçir ve başına gelene sabret. Çünkü bunlar (Allah’ın yapmanı emrettiği) kesin işlerdendir.’ (Lokman, 31/17)
Çocuk doğarken birlikte doğduğu bu duygu doğrultusunda eğitilmeyecek ve dini yükümlülükleri öğretilmeyecek olursa, çocuk büyüdükçe çevreden gelen bir takım sapık telkinlerin etkisinde kalabilir ve Allah korusun fıtratı ilahiyyenin dışına çıkmış olur. Bu konu ihmale gelmez. Anne baba bu görevlerini ihmal edecek olursa bir takım zararlı ve sapık akımlar harekete geçer ve anne babanın bu görevi ihmal etmesinden yararlanarak faaliyetlerini sürdürürler. Meşhur bir sözdür: ‘Vadi boş bırakılırsa çakal orada vali olur.’ Bizim bu ihmalimiz yüzünden zaman zaman medyaya ve basına yansıyan olaylar, sadece anne ve babayı değil, izleyen herkesi derinden üzmektedir.
Bunun için öncelikle anne ve babalar çocuklarının dini terbiye ve eğitimlerine özen göstermeli ve onların kötü alışkanlıklar ve sapık inançlardan korunmaları için hiçbir fedakarlığı esirgememelidirler.
“ONLARI HELAL GIDA İLE BÜYÜTÜN”
Anne ve babalar, Peygamberimizin (sav) uyarısına kulak vererek çocukların sağlıklı büyümeleri için gayret göstermeli ve onları helal gıda ile büyütmelidirler.Kur’an-ı Kerim, gıdanın helal ve temiz olmasına dikkat edilmesini öğütlüyor ve şöyle buyuruluyor:
‘Ey inananlar! Size verdiğimiz rızıkların helal ve temiz olanlarından yiyin. Eğer siz yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız O’na şükredin.’ (Bakara, 2/172)
Biz hem kendimiz ve hem de çocuklarımız için gıdanın helal ve temiz olmasına dikkat etmeli, haram ve sağlık için zararlı olan gıdalardan uzak durmalıyız. Bu konuda da Peygamberimizi (sav) örnek almalıyız. Bir defa Peygamberimizin (sav) torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, yoksullara dağıtılmak üzere sadaka olarak toplanmış hurmaların yanında oturuyorlardı. Bir ara Hz. Hasan bir hurma alıp ağzına koydu. Peygamberimiz (sav) çocuğa dikkatlice bakınca zeki çocuk anladı ve hemen hurmayı ağzından çıkarıverdi. Peygamberimiz (sav):
‘Yavrum! sen, Muhammed’in (s.a.s.) çoluk çocuğunun sadaka yemediklerini —sadakanın onlara helal olmadığını— bilmez misin?’ Buyurdu ve çocuğun, kendisine helal olmayan bir hurma yemesine bile izin vermedi. (Buhârî, ‘Zekât’, 58)
Çocuklar ilk terbiyeyi aile ocağından alırlar. Ailede öğrendikleri kendilerine ilerisi için ışık tutar. Peygamberimiz (sav) buyuruyor:
‘Hiç bir anne ve baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmuş olamaz.’ (Tirmizî, ‘Birr’, 33)
“KİM Kİ ÜÇ TANE KIZ ÇOCUĞU YETİŞTİRİR, GÜZEL TERBİYE EDER, EVERİR VE ONLARA İYİLİKTE BULUNURSA ONUN İÇİN CENNET VARDIR”
Anne ve babalar olarak Peygamberimizin (sav) şu müjdesine kulak vermeliyiz. Şöyle buyuruyor:
‘Kim ki üç tane kız çocuğu yetiştirir, güzel terbiye eder, everir ve onlara iyilikte bulunursa onun için cennet vardır.’ (Ebû Dâvud, ‘Edeb’, 131)
Çocuklar arasında dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de çocuklara eşit davranmaktır.
Numan b. Beşir (ra.) şöyle anlatıyor: ‘Babam malının bir kısmını bana verdi. Annem Amra binti Revaha babama: ‘Oğluna bu malı vermenle ilgili Peygamberimizi şahit göstermedikçe ben razı olmam.’ dedi. Babam da bana verdiğine şahit yapmak için beni Peygamberimize (sav) götürdü ve durumu anlattı. Peygamberimiz (sav) ona:
—Bunu bütün çocuklarına yaptın mı? Yani Buna verdiğinin mislini öbür çocuklarına da verdin mi? diye sordu. Babam:
—Hayır, diğer çocuklarıma vermedim, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (sav) ona:
—Allah’tan korkun, çocuklarınız arasında adalet gösterin (diğer bir rivayette: O halde beni şahit tutma, çünkü ben haksızlığa şahit olmam.) dedi. Babam döndü ve bana verdiğini geri aldı. (Buhârî, ‘Hibe’, 13; Müslim, ‘Hibat’, 3)
Haklı ve makul bir gerekçe olmadıkça çocukların bazısına farklı bağışta bulunmak, diğerlerinin anne ve babalarına olan sevgi ve saygılarını azaltır, kırgınlıklara ve olumsuzluklara yol açar. Bunun için anne ve baba bu gibi davranışlardan sakınmalıdır. Peygamberimiz (sav) buyuruyor:
‘Çocuğunun kendisine iyi davranmasında ona yardımcı olan anne ve babaya Allah çok çok rahmet etsin.’ (Feyzu’l-Kadir, 4/84)
Anne ve babanın çocuklar arasındaki farklı davranışı, bir kısmına bağış yaparken bir kısmına yapmaması, kardeşler arasında bulunması gereken sevgi ve bağlılığı da zedeler. Kardeşler arasında çekememezliğin ve düşmanlığın gelişmesine sebep olur. Böylece ailede huzursuzluk başlar. Bunun için anne ve baba bu hususu daima göz önünde bulundurmalı ve çocuklarına eşit davranmaya özen göstermelidir.
Çocuklarımız bize Allah’ın hediye ve emanetidir. Onlara sevgi ve şefkat göstermeli, aralarında ayırım yapmamalı, dini terbiye ve eğitimlerine, temiz ve helal gıda ile büyütülmelerine özen göstermeli ve öldükten sonra bizi hayır dua ile anmalarına yardımcı olmalıyız.
Bir Ayet-i Kerime ile sözlerimizi tamamlayalım:
‘Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.’ (Tahrim, 66/6)” (Haber Merkezi)





