Genel tanımıyla öğretmen hedefler doğrultusunda öğretim etkinliklerini planlı ve programlı bir şekilde yürüten uzman kişidir. Bu tanımın analizini iyi şekilde yapıp uygulayan her birey öğretmen olarak görülmelidir. Öğretmen sadece diploması olan değildir, bireye faydalı olan her insan bir öğretmen özelliği taşır.

Eski sistem içerisinde öğrenme temelli, öğretmen merkezli eğitim programı varken eğitim daha kararlı ve etkiliydi, belki bu cümlem tepki çekecek ancak şu an seyrettiğimiz tablo içerisinde öğrencilerin başıboş, amaçsız sadece not veya sınav için çalışan ve ortaya MEB aksine varoluşçu, yeniden Kırmacı sistem isim olarak var olsa da işe koşuk durumlarda bu sistem uygulanmamıştır Öğrenci yalnızca not için koşturmuş eğitim karnelerden izlenmeye başlanmıştır.

Bir öğretmene sorsanız en son ne zaman laboratuvar ortamında ders anlattın veya akıllı tahtadan kaç öğretmen video açmadan anlatıyor diye cevaplar sistemin işlemediğini ortaya koyacaktır.

MEB öğretmen değil öğrenci merkezli diyor, öğretmen ille de ben diyor ...

Okullarda bunca başıboşluk ve disiplinsizlik varken üç maymunu oynayan sistem planlayıcılar yalnızca kağıt üzerinde planlar yapmış ve hazır olmayan öğrenci öğretmen sorunlarla boğulur olmuş durumda. Sistemi benimsemeyen öğretmen kendini dışarıya atmış maaşımı alır otururum diyor, öğrenci de kendi dünyasına bir dünya daha ekleyip burada sosyal eğitimle sorunlar dünyasına giriyor. Ama sorsan herkes en iyi öğretmen ...

Özellikle ortaöğretimde bu sorunlar silsilesi daha yoğun yaşanıyor şu anda okullarda Yazılı maratonu başlamış durumda peki öğretmen ne durumda ya özel ders ya da dışarda tabiri caizse kendi okulumda sergileyemediği hünerlerini başka öğrencilere gösterme derdinde hal böyle olunca eğitim istenilen seviyede olmadan sorunlarla boğuşarak devam ediyor.

Öğretmen dışarda ders ararken MEB okullarda eğitim diyor hal böyle olunca arada olan öğrencilere oluyor. Öğrenciler hocam okullarda öğretmen bizlerle ilgilense biz bu kadar kötü olmayız diyor e tabi öğretmende seviye çok düşük kendimi ifade edemiyorum diyor. Bu işin sonu nereye gider bilmiyorum ama öğretmen yetiştiren kurumlar ilk derslerinde her türlü senaryoya hazır olunması gerektiğini belirterek derse başlıyor. Bu sebeple iyi öğrenci aranarak iyi öğretmen olunmuyor formasyonu yeten her öğretmen eğitimde eşitlik ilkesi ile her öğrenciye aynı özeni ilgiyi göstermelidir. Kendi okulunda ders almayan öğretmen ilerde başka bir kurumda yine o eğitmek için uğraşmadığı öğrenci ile karşılaşınca ben en iyiyim diyebilecek mi merak etmiyor değilim.

 Milli Eğitim Bakanlığı bir an önce hali hazırda bulunan öğretmenler için çalışma yapmalı tabi bu çalışma göstermelik hizmetiçi eğitim seminerleri gibi olmamalı süreç sonunda yapılacak sınavla test edilmeli testi geçemeyen öğretmen başka okullarda görevlendirilerek mesleki boşluğu alınmalıdır. Çünkü asıl mesleğini haftanın 2 veya 3 günü yerine getiren öğretmen öğrenciden uzaklaşıyor demektir. Nasıl ki bir sınıf öğretmeni haftanın 5 günü öğrencilerinin gelişimini takip ediyorsa ortaöğretim branş öğretmenleri de kendi kadrolarının gereği öğrenci gelişimini takip etmelidir. Bu durumlar ütopik bir yaklaşım olarak görülebilir. Sonuçta bakanlık ve öğretmen çatışmalarında değişen sistemlerde olan öğrenciye yani tabiri caizse çimenlere oluyor.

Umarım bir gün en az yanlışın olduğu bir sistemin etkilerini yazmak nasip olur.

Saygı ve sevgiyle...