Sağlıklı beslenme dünyasında uzun yıllardır tartışılan et tüketimi ve yaşam süresi ilişkisine dair tıp tarihinin en geniş kapsamlı araştırmalarından biri tamamlandı. ABD merkezli Kanser Önleme Çalışması verileri kullanılarak hazırlanan ve Current Developments in Nutrition dergisinde yayımlanan çalışmada, 1982 ile 2020 yılları arasında 988 bin 378 kişinin beslenme alışkanlıkları ve sağlık durumları mercek altına alındı. Yaklaşık 1 milyon insanın 38 yıl boyunca izlendiği araştırma, kırmızı etten vejetaryenliğe kadar pek çok yaygın kabulü yeniden şekillendiriyor.
İnceleme sonuçlarına göre kırmızı ve işlenmiş et tüketimini sınırlandırmak, genel ölüm riskini ve özellikle felç ihtimalini yüzde 4 oranında düşürüyor. Ancak uzmanlar, uzun yaşam için kırmızı eti beslenme düzeninden tamamen çıkarmanın şart olmadığını, asıl belirleyici unsurun porsiyon miktarını makul seviyede tutmak olduğunu vurguluyor.
BEYAZ ET TEK BAŞINA KORUYUCU DEĞİL
Kırmızı et yerine tamamen tavuk veya balığa yönelmenin kesin bir çözüm sunduğu düşüncesine de araştırmada mesafeli yaklaşılıyor. Sadece beyaz etle beslenen erkeklerde genel ölüm riski yüzde 5 ila 7 oranında daha düşük tespit edildi. Buna karşın beyaz et tüketiminin kalp hastalıklarından kaynaklanan ölümler üzerinde doğrudan ve kesin bir koruyucu etkisi saptanmadı.
VEJETARYENLİKLE İLGİLİ ŞAŞIRTICI BULGU
Çalışmanın halk arasında en çok konuşulacak tespiti ise vejetaryen beslenmeye ilişkin oldu. Eti tamamen bırakıp yalnızca sebze ağırlıklı beslenen bireylerin kalp hastalıkları ya da kansere yakalanma oranlarında, et tüketenlere kıyasla belirgin ve tutarlı bir avantaj görülmedi. Yalnızca 50-64 yaş aralığındaki vejetaryenlerde hafif bir risk azalması gözlemlenirken, genel tablo vejetaryenliğin insan ömrünü uzattığına dair kesin bir kanıt sunamadı.





