Maltepe Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi akademisyenlerinden Prof. Dr. Mehmet Ülker, “Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Zekayi Hocamız geldi ve birlikte inceledik. Zemin sıvılaşmasına dair bir bulguya rastlamadık. Şimdi de Bostanbaşı için diyorlar ki zeminde sıvılaşma var. Orada da olduğuna inanmıyorum” dedi.
Malatya Kent Konseyi tarafından 15 Haziran 2023 tarihinde düzenlenen ‘Deprem Sonrası Malatya’nın Geleceği’ adlı çalıştayın değerlendirme toplantısı yapıldı. Dün Malatya Kent Konseyinde gerçekleştirilen değerlendirme toplantısına Malatya Kent Konseyi Genel Sekreteri Abdulkadir Artan, İnönü Üniversitesi Coğrafya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeki Boyraz, Maltepe Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi akademisyenlerinden Prof. Dr. Mehmet Ülker ve basın mensupları katıldı.
Çalıştayın değerlendirme toplantısında ilk konuşmayı ev sahibi olarak Malatya Kent Konseyi Genel Sekreteri ve Tarihçi-Avukat Abdulkadir Artan yaptı.

“Asrın felaketi” olarak nitelendirilen depremin ardında şehrin ayağa kalkması noktasında 15 Haziran 2023 tarihinde Deprem Sonrası Malatya’nın geleceği konulu bir çalıştay gerçekleştirdiklerini söyleyen Artan, bu çalıştayda alınan kararlar hakkında kısa bir değerlendirmede bulundu. Artan,
“Daha önce gerçekleştirdiğimiz çalıştayımıza birbirinden kıymetli bilim insanları bildiriler sunmuşlardı. Aynı zamanda sivil toplum örgütleri çalıştayda Malatya şehrinin bundan sonraki durumu hakkında da görüşlerini beyan etmişlerdi. Bütün bu bildirilerin ve görüşlerin tamamını bir kitapçıkta bir araya topladık ve bunu hem basın mensuplarına hem de başta Valimiz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğümüz, Belediye Başkanlıklarımıza ve diğer ilgili birimlere takdim edeceğiz. En azından bu konudaki düşüncelerimizi belirteceğiz. Bugünde deprem sonrası Malatya’nın geleceği adlı çalıştayımızın rapor değerlendirmesini yapacağız”
şeklinde konuştu.

“O DÖNEMDE DE TARLA HALİNE GELMİŞTİ”
Malatya’nın tarihi süreçte birçok deprem yaşadığını dile getiren Artan,
“Bildiğiniz gibi Malatya’mız deprem kuşağında bir şehrimiz. Ovamızda tektonik bir ova. Biz depremle beraber yaşayan bir şehiriz. Özellikle son 150 yıl içerisinde ve geriye doğru son 500-550 sene içerisinde çok yıkıcı depremlerle muhatap olduk. Mesela Alacakapı surları ve kapısının da 1512 yılında yıkıldığına dair bir kitabe halen müzemizde sergilenmektedir. Bilim insanları bu depremi 1513 olarak tarihliyorlar ama kitabeye göre 1512 yılında bu deprem meydana gelmiş bu depremin adı da Malatya -Tarsus depremi. Yine 1893 yılında Malatya’mız büyük bir felaket ile uyandı. Çelikhan sekmenti üzerinde çok yıkıcı bir deprem oldu ve bu depremi takip eden süreçte kolera salgını gibi salgınlar ortaya çıktı. Binlerce vatandaşımız öldü ve yaralandı. Şimdi Malatya’mızın merkezi tarla haline geldi deniliyor ya o dönemde de tarla haline gelmişti. 60’lı yıllarda Doğanşehir’de, 2020 senesinde yine Sivrice-Pütürge segmentinde tam Malatya ile Elazığ’ın buluştuğu noktada bir deprem ile sarsıldık. Yine bu depremde Malatya’mızda can ve mal kaybına, binalarımızın kaybına sebep oldu. Biz kent konseyi olarak o tarihte de bir deprem çalıştayı yapmıştık. Hepimizin bildiği gibi 6 Şubat 2023 tarihinde 2 ayrı depremle sarsıldık. Özellikle 2. deprem Malatya’mızı çok derinden sarstı. Belki bazı şehirler kadar ölü vermedik ama diğer şehirlerden geri kalmayacak şekilde yapı stokumuzu oranlayacak olursak belki onlardan daha fazla oranda maalesef bina ve maddi kayıp yaşadık. Malatya’nın her kesiminden katılımcılar düşüncelerini beyan ettiler ve neticede bugünde deprem sonrası Malatya’nın geleceği konulu raporu kamuoyu ile paylaşıyoruz”
ifadelerine yer verdi.

“MALATYA İÇİN NELER YAPILABİLİR”
Deprem Sonrası Malatya’nın Geleceği çalıştayının deprem sonrası gerçekleştirilen ilk çalıştay olduğunu söyleyen İnönü Üniversitesi Coğrafya Bölüm Başkanı Zeki Boyraz,
“Çalıştayımız depremden sonra yapılan ilk çalıştaydır. Amacımız bu süreç içerisinde şehre nasıl katkılar sağlayabiliriz, yapılacak yeni imar programlarına nasıl fikir verebileceğimizi belirlemektir. İnönü Üniversitesi başta olmak üzere Turgut Özal Üniversitesi, Fırat Üniversitesi ve Maltepe Üniversitesi olmak üzere 4 üniversitenin katkılarıyla, Kent Konseyi ve Malatya Büyük Şehir Belediyesinin desteği ile böyle bir çalışma yapılmış oldu. Farklı bildirilerle, görüşlerle öğretim üyeleri, hocalarımız katkıda bulundular ve bu çalıştay 1 gün sürdü. Bunun en değerli yönlerinden bir tanesi özellikle 17 tane sivil toplum kuruluşunun görüşleri de alındı. ‘Neler yapılabilir, yapılan uygulamalar nasıl? Özellikle Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü hasar tespit uygulamaları nelerdir, yapı stokumuzla ilgili neler yapıldı?’ gibi soruların cevapları hocalarımız tarafından anlatıldı. Ayrıca bunlar rapor olarak da sunuldu. Zeminle ilgili çok önemli değerlendirmeler var bu raporun içerisinde. Bu çalıştayımızın amacı depremden sonra Malatya için neler yapılabilir onları incelemekti”
diye konuştu.

“FAYLAR HAKKINDA GÖRÜŞ AYRILIKLARI VAR”
Doğu Anadolu Fay hattının geçmişte büyük depremler ürettiğini kaydeden Boyraz,
“Malatya, tektonik bir ovada yer almaktadır. Doğu Anadolu Fay hattının kuzeyinde yer almaktadır. Bu bölgede özellikle Malatya nüfusunun büyük çoğunluğu bulunuyor. Tarihi olarak da birçok deprem olmuş bir bölgedir. Tektonizma çok konuşuldu özellikle fay hatları çok konuşuldu. Malatya’nın kuzeyinden geçen fay hattı 2 bin 275 yıldır büyük bir deprem üretmemiş. Bazı araştırmacılar bu fayın deprem üretmeyeceğini bildirirken bazı araştırmacılar ise bu fayın deprem üreteceğini söylüyor. Bu konuda bir görüş ayrılığı olduğunu görüyorum. Çünkü Doğu Anadolu Fay hattı geçmişte büyük depremler üretmiştir, gelecekte de depremler üretecektir”
dedi.
MALATYA BEYİN GÖÇÜ MÜ VERECEK?
İkiz depremlerden sonra daha büyük depremlerin geleceğini beklemenin Malatya açısında sorun yaratacağını belirten Boyraz,
“İki büyük depremin ardı ardına olması litaretüre baktığımızda ezber bozmuştur. Özellikle Elbistan merkezli depremin Pazarcık merkezli depremden hemen sonra olması Malatya’da önemli yıkıma neden olmuştur. Tabi bu yıkımlara neden olan fay hatları üzerinde durulacaktır ama sürekli buna odaklanarak yeni depremler beklemek, bölge halkını korkutacak, tedirginlik yaratacak açıklamalardan uzak durulması gerektiğine inanıyorum. Bu Malatya’da beyin göçüne, sermaye göçüne yani nitelikli nüfusun göç etmesine neden olacak faktörlerdir. Depremlerin olacağına dair en önemli fikri tarihsel süreçler verir. İki büyük depremden sonra 3. ve 4.’yü beklemek, bu konuda açıklamalar yapmak kamuoyu için sorunlara neden olmaktadır. Deprem sonrası yaşanan bazı şeylere değinmek istiyorum. Birincisi Malatya için çok büyük sorun yaratacak beyin göçü, ikincisi ise kentsel dönüşüm ve yapı stokunun özellikleridir. Öncelikle MTA’nın hazırladığı diri fay hattı var bunu çoğu yerde görüyorsunuz. Ancak tespit edilmemiş faylar da var. Bunlar küçük depremler üreterek şaşırtıyor. En son İkizce çevresinde olmuştu”
söyleminde bulundu.
“KIRSAL DÖNÜŞÜMDE ESKİ YAPILARIN YAPILMASI ÖNEMLİ”
Malatya’nın yapı stokları hakkında da bilgi veren Boyraz,
“Yapı stokuyla ilgili ‘tarlaya döndü’ denilen yerlerin yapılış yıllarında çok iyi mühendislik kullanıldığını düşünmüyorum. Deprem yönetmeliğine göre yapılmamış da olabilir çünkü yıkımlar daha çok bu noktalarda oldu. Saray Mahallesi, Sıtmapınarı, Çavuşoğlu, kışla ve Fuzuli Caddesi çevresindeki eski binaların yıkıldığını görüyoruz. Yeni yapılan binaların bulunduğu yerlere bakacak olursak Bostanbaşı, Tecde, Karakavak gibi yerlerde ciddi hasarlar alındı ama can kaybı çok olmadı. Kentsel dönüşüme bakarsak bir yerin yıkılmadan, depremlerden önce bunun yapılması gerekir. Depremden sonra da yapılması gerekir ki yapılar yenilensin. Kırsal dönüşümde ise eski yapıların yapılması önemlidir. Kentsel dönüşümde depremden önce bu dönüşüm işleminin yapılması önemlidir. Deprem olup yıkıldıktan sonra bunun adı yeniden imar olur. Bakırcılar Çarşısı, Şire Pazarı gibi yerler bunlara örnektir. Bu çalıştayda bu ve bunun gibi konuları konuştuk ve önemli kararları almaya çalıştık. Uygulayıcılara önemli bir ışık olacaktır, Malatya’mıza hayırlı olmasını diliyorum”
ifadelerini kullandı.
Malatya Deprem Çalıştayı Raporunda Malatya’nın zemininde çok önemli düzeyde sıvılaşma olmadığının tespit edildiğine vurgu yapan Maltepe Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi akademisyenlerinden Prof. Dr. Mehmet Ülker, Malatya’nın zemininde çok önemli sıvılaşma sorunu olmadığını betonarme ve denetim sorunları olduğunu belirtti.

“ÖNLEM ALSAYDIK MALATYA BUGÜN BUNLARI KONUŞMAZDI”
2020 yılında meydana gelen Sivrice merkezli deprem sonrası hem Malatya hem de Elazığ’da incelemelerde bulunduğunu kaydeden Ülker,
“Biz esasen Elazığ depremini bir milat olarak alıp bazı şeyler yapmamamız gerekiyordu. Elazığ depremi olduğunda hem Elazığ’da hem de Malatya’da incelemeler yaptım. Malatya’daki incelemelerimde şunu gördüm; 1975 yönetmeliğinde ya da yönetmelik dışında yapılan yapıların süratle gözden geçirilmesi, incelenmesi ve karar verilmesi gerekirdi. O binalar eğer yıkılsaydı ne Hakimbey apartmanı o duruma gelirdi ne başka binalarımız ne de otelimiz yıkılırdı. Maalesef Elazığ depremini milat alıp da o önlemleri almadık. Önlem alsaydık Malatya bugün bunları konuşmazdı”
şeklinde konuştu.
“MALATYA’DA ZEMİNDE SIVILAŞMA YOK”
Malatya’nın zemininde sıvılaşma olmadığını, başka sebeplerden dolayı binaların ya yıkıldığını ya da ağır hasar aldığını dile getiren Ülker,
“Çalıştay raporunda, Bilim Adamı Dr. Özgür Yıldız Malatya’da zeminde sıvılaşma yok, dedi. Zeminde başka özellikler olabilir ama zeminde sıvılaşma yok. Elazığ Malatya’ya 90 kilometre uzaklıkta. Elazığ İzzetpaşa Camisine de zeminde sıvılaşma var, dediler. Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Zekayi hocamız geldi ve birlikte inceledik. Zemin sıvılaşmasına dair bir bulguya rastlamadık. Şimdi de Bostanbaşı için diyorlar ki zeminde sıvılaşma var. Orada da olduğuna inanmıyorum. Bu binaların hasar almasının başka sebepleri var. İşçilikten dolayı hatalarımız var, binanın tasarımından dolayı hatalarımız var. Örneğin biz üniversite öğrencilere 4-5 katlı bir binanın tasarımı gösterirken, sizler bunlardan 15 katlı bir binanın tasarımını istemişsiniz. 15 katlı bir binaya 3 metre bodrum yapılmış ve ağır hasar almış. Yine aynı yerde 15 katlı bir binaya 6,5 metre bodrum yapılmış ve az hasar almış. Demek ki zeminle ilgili problem başka. Binanın kimliği hiçbir zaman değişmez. Bir binanın bir tane hasar derecesi vardır. 4 tane derecesi yoktur. Biz burada da yanlış yaptık. Bir bina ağır hasarlı mı orta hasarlı mı az hasarlı mı diye derecelendirdik”
ifadelerine yer verdi.
“MİLLİ SERVET OLAN BİNALARIMIZDA TEKRAR GÖZDEN GEÇİRİLSİN”
Son olarak İnönü Üniversitesinde yıkılan fakültelerle ilgili incelemeler yaptığını söyleyen Ülker,
“İnönü Üniversite Fen Edebiyat Fakültesi ve İktisadi ve İdari Bilimler fakültesini gittim inceledim. Binanın beton kalitesi yerinde yani C20 kalitesinde betonu var. Duvarı boydan boya deprem kalitesi, her fakültesinin içerisinde 30x200 ya da 35x200’lük büyük deprem perdeleri var. Bu binaya bırakın ağır ya da az hasarlı bu binada hasar yok hasar. Ben bunu iddia ediyorum. Ben bunlara milli servet gözüyle bakıyorum. Malzeme yoruldu gözüyle bakıyorlar. Hayır, malzeme yorulmaz. Deprem olduğu zaman bina çelik eleman gibi gidip geliyorsa bunun elastik yapısı bozulmamıştır. Yani bu binanın malzemesi bozulmuş olmuyor. Malzeme yorulmamışsa binayı yıkmak mı lazım. Acele etmeyelim, zaten şimdiye kadar bir yol almadık. Milli servet olan binalarımızda tekrar gözden geçirilsin”
açıklamasında bulundu.