Şu trambüs illetinden dolayı en sonunda milleti kendinize güldürdünüz ya, ne diyeyim artık…

Valla kusura bakmayın ama ben de gülüyorum artık herkes gibi... Üç beş direk dikerek hazırladığınız “körüklü otobüs” projesiyle ulaşımı kurtarıyoruz kahramanlığına soyundunuz, kendinizi el âleme dalga malzemesi yaptınız.

Hani nerde şu ısrarla savunduğunuz trambüs? Niye hala sefere başlamadı?

Nasıl başlasın bir yeri yapıyorsunuz, başka bir yer yıkılıyor… Duyduğum kadarıyla artık dualarınızda, “Allah’ım sen bizi saman çuvalı yüklü kamyonların şerrinden koru” duası birinci sıraya yerleşmiş…

Bir kamyonun devirdiği direkler kalkmadan, başka bir kamyonun devirdiği direklerin içler acısı halini izlemek artık şehrin en alışıldık manzarası oldu.

Hele millet görmesin diye gecenin bir vakti yaptığınız test sürüşleriniz yok mu, o daha komik oluyor… Körüklü trambüs iki adım gitmeden elektrik enerjisi kesiliyor… Elektrik akımı geliyor, bu seferde lastik tekerlekli zamazingo başka bir yerinden arıza veriyor.

Ama ben yine de ısrarla ve inatla yüzyılın projesinin hayata geçirileceği günü bekliyorum. Siz kimseye aldırış etmeyin ha, bu azimle olacağına inanan, size yürekten destek veren insanlar da var bu şehirde!

ARKADAŞ YİNE BİZ KAZANDIK!

Arkadaş sana üzülerek söylüyorum ki, yine kazandık!

Sen şimdi kötü oynadık dersin, şans dersin, kuş taşa çarptı dersin… Kendi kendini avutmak için konuşursun da konuşursun!

Ama unutma arkadaş, biz kazandık ve tarih kötü oyunları değil, galibiyetleri yazar.

Elbette bir çiçekle bahar gelmez, zorlandığımız da bir gerçek, tamam takımda aksayan yerler de var, ama buna rağmen kazandık.

Arkadaş gel sen de köstek olmaktan vazgeç… Vazgeç bu “yapıcı eleştiri yapıyorum” zırvasıyla takımı karıştırma, ortalığı bulandırma sevdandan.

Neymiş efendim ben realistim… Vay vay vay! Yesinler senin realistliğini. İşine gelmedi mi en kral realizm akımcısı oluyorsun…

Bak arkadaş, senin bu kendinden başkasını düşünmeyen halin yüzünden koca bir memleketin takımı yıllardır 2.liglerde sürünüyor.

Yapma, etme… Gel sen de kalben, ruhen iste de, bir kişi fazla olalım, çıkaralım şu takımı.

Umarım mesaj alınmıştır!

Şimdi gelelim maça…

Son haftalarda fizik, kimya, coğrafya hak getire… Sahada duracak takatimiz yok. Olur mu futbolda bu tür düşüşler, olur. Ama bu durum devamlılık arz ederse, işte o zamanorada duracaksın!

Caner Efendi hayırdır!

Sezon başı çok büyük bir kayıp yaşadın, Allah rahmet eylesin anneni kaybettin. Biz de çok üzüldük… Kolay değil, anne sonuçta. Bir kez daha başın sağ olsun. Ama artık dön aramıza… Hayat devam ediyor.

Senin bakmakla yükümlü olduğun bir ailen var… Sezon başı binlerce liralık sözleşme imzalayıp, söz verdiğin bir takım var. Yeter artık bitir şu yasını, yoksa bizleri yasa boğacaksın.

Gelelim orkestranın şefine…

Hepinizden birinizi, ceminizden cümlenizi saygıyla selamlıyorum. Futbolumuzun yaşadığı bu kaotik ortamda taraftarın ne olduğunu dosta düşmana gösterdiniz ya, Allah ömrünüze ömür katsın.

Aslıda o milimetrik golün pasını Ramazan değil, Amigo Kaplan verdi… Hayati dokunuşla topu ağlarla buluşturan da Onur Kalafat değildi, Derebeyleri’nin başkanı Murat Soysal’ın ta kendisiydi.