Bilgi sahibi olmadan fikir üretmek, günümüz futbolunu iyi tanımlar galiba.

İnanın, dokuz yaşındaki bir erkek çocuğun dahi futbol ile ilgili çok fikri vardır.

Herkes biliyor bu İngiliz oyununu…

Eskiden çok maça giderdim ve o canlı izlediğim maçın kırk farklı yorumunu canlı canlı etrafımdan dinlerdim.

Herkes teknik direktör ve o herkes hiçbir teknik adamı beğenmiyor ne hikmetse.

Jose Mourinho desen, “Yok ya, kırkına dayanmış Drogba’yı oynatan birinin teknik bilgileri körelmiştir. Eskide kaldı onun teknik adamlığı” diye inanın yorum işitti bu kulaklarım.

Mourinho’yu Malatya’ya transfer et, az da olsa, şu lakırdıları duyarız:

“Abicim, Porto, Real, CHELSEA tamam da, bu adama haritadan Malatya’yı göster desen, gösteremez. BEYAZ GRUP desen, afallar...” türü yorumlar inanın yapılır bu topraklarda.

Mesela çok iyi hatırlıyorum Rijkaard’ın Galatasaray’dan kovulma macerasını…

Adamın kariyeri neredeyse İstanbul’da bitecekti.

Four Four Two’nun son sayısında, Ronaldinho’nun röportajı vardı. Çok eğlenerek okudum.

“Çalıştığın en iyi teknik adam kim? Senden en iyi kim yararlandı?” sorusuna bakın Ronaldinho ne cevap vermiş:

“Tartışmasız Rijkaard. Bence dünyanın en iyi teknik direktörlerinden biri ve üst düzey takımları çalıştırmayı hak ediyor. Hatta yakın gelecekte Dünya Kupası’nı kazanmayı hedefleyen bir ülkenin başında göreceğimizden eminim.”

Bunu sıradan bir oyuncu demiyor.

Hepimiz potansiyel teknik direktörleriz.

Yeni Malatyaspor’un teknik direktörü Mustafa Uğur’u eleştirenlere, eleştiri getiren biri ile geçen gün kısa bir tanışmam oldu.

“Ya kardeşim, 7 maçta 6 galibiyet 1 beraberlik getiren hocayı eleştiriyorlar. Yani bu hocayı bırakıp Yeni Cami’nin hocasını mı Malatyaspor’a getirelim?” diyordu haklı olarak.

Millet olarak “kovun gitsin” düsturunu çok seviyoruz. Bu düstur, çok bilmemizden kaynaklanıyor.

Futbol ile alakalı biraz cahilleşsek, belki durumumuz düzelebilir.