Bugüne kadar yazılarımda Battalgazi Belediye başkanı Sayın Selahattin Gürkan’ın özellikle “yeşil hat” projesini sık sık yazmış, tamamen insan odaklı bu projeye gösterdiği hassasiyetten dolayı tebrik etmiştim.
Nasıl tebrik etmeyelim ki, bu proje Malatya’nın yarınlarını kurtaracak oldukça önemli bir proje.
Sayın Başbakan’ın olur verdiği “yeşil hat ”tın hayata geçirilmesi adına şehri yönetenlerin, tabi başta Selahattin Gürkan’ın, bundan sonraki performanslarını izleyip göreceğiz. Umarım bu proje de daha önceki hayata geçirileceği söylenen ancak kaplumbağa hızını geçmeyen projelere benzemez.
Peki Gürkan’ın biraz da belediyecilik tecrübesini konuşturarak hızlı bir giriş yaptığı hizmet yarışında, Yeşilyurt belediye Başkanı Hacı Uğur Polat’ın son durumu ne?
Bence Hacı Uğur Başkan göreve geldiği günden bugüne ortaya koyduğu akıl, yaptıkları ve yapacaklarıyla kendisine başından beri inanmayanları mahcup duruma sokacak hale getirdi.
Ne yaptı peki Hacı Başkan rutin belediyecilik hizmetleri dışında?
Sessiz sedasız öyle bir iş yaptı ki Hacı Başkan, TOKİ’nin büyük bir iştahla beton bloklara teslim etmek için gün saydığı Beydağı Devlet Hastanesi’nin yerini Yeşilyurt Belediyesi’nin tapulu malı yaptı.
Diyeceksiniz ki ne var bunda, Selahattin Başkan da Malatya Devlet Hastanesi’nin yerini aldı… Evet öyle de, yalnız Hacı Başkan’ın yerini aldığı şuan hastane görevi gören Beydağı Devlet Hastanesi Kampusunun, yeni yapılan merkez Beydağı Devlet Hastanesi’ne uzaklığı neredeyse yürüme mesafesi olarak 5 dakika.
Yani bu mesafede ikinci bir hastaneye kolay kolay ne prosedür, ne de TOKİ müsaade etmez.
O yüzden önemli bir iş yaptı diyoruz Hacı Başkan için.
Hizmetteki bu yarış inanın beni mutlu ediyor. Buradan yazarken bile içten içe bir gurur yaşıyorum.
Ancak özellikle Selahattin Başkan’ın belediyenin yapılan ihaleleri ve işe alımlar noktasında kendi kriterlerine göre, yani keyfine göre hareket ettiği de şu günlerde dilden dile dolaşan bir şehir efsanesi olmuş durumda.
Hadi temizlik ihalesi bir şekilde kaşla göz arasında yapıldı… Ancak bu durumu istismar edecek başka gizli kapaklı işler, hem parti tarafından, hem de Malatyalılar tarafından sert tepki görür, bu gözden kaçırılmaması gereken bir gerçek.
Hacı Başkan’ın ise bu konuda daha adaletli hareket ettiği, işe alımlarda ihtiyacı olana öncelik verdiği, direkt belediye içinden edindiğimiz önemli bir bilgi.
Bu arada Hacı Başkan’ın önümüzdeki günlerde düzenleyeceği toplantıda Malatya’da ses getirecek projelerini tek tek açıklayacağı da yine önümüzde önemli bir bilgi notu olarak duruyor.
FUTBOL HALET-İ RUHİYEMİZ
Şampiyon olursun, “Bu takım nasıl şampiyon oldu?” derler.
Galip gelirsin, “Bu gün zor bela yendik, önümüzdeki maça işimiz zor!” derler.
Gol atarsın, “Hani devamı, tek golle galibiyet mi olur?” diye sızlanırlar.
Takıma başkan olursun, anneni ağızlarından düşürmezler.
Teknik direktör olursun, 3-5-2’yi öğretirler.
Yönetici olursun, “hırsız!” yaftası yapıştırırlar.
Futbolcu olursun, “Kansız, maç satar!” derler.
Takımı başarıya taşımak için belediye başkanı olarak destek verirsin, “Fakir fukaranın rızkını niye şeytan işine harcıyorsun!” derler… Vermezsen de memleket düşmanı olursun!
“Hani nerede büyük iş adamlarımız, lafa gelince varlar icraatta yoklar” denilerek iş adamları takıma yardım etmedikleri için eleştirilir, işinde gücünde işleri tıkır tıkır yürüyen iş adamı bunları duyup yardım ettiğinde de, “Kesin bu adam rant peşinde, kim bilir nereyi üç otuz paraya kapattı!” çamurlarının ardı arkası kesilmez.
Gazeteci olursun başkanın adamı derler, taraftar olursun çapulcu derler, kombine alırsın enayi derler, almazsın sen nasıl Malatyalısın derler…
Ondan sonra da bu memlekette futbol niye buralarda diye kara kara düşünürler.
Yukarıdaki satırlar bu memleketin futbola bakış açısının yazıya dökülmüş hali...
Kimse kusura bakmasın ama biz futbolu bu dille anlıyor, bu dille konuşuyoruz.
Tabi bunu şehrin geneline yayıp, gerçekten bu işe emek ve gönül vermişlere haksızlık da yapmayalım.
Ama ne yazık ki çoğunluğun durumu da bu!
Şimdi soruyorum size: Zengin bir iş adamı olsanız, bu şehirde başkan ya da yönetici olmak ister misiniz?
Peki, teknik direktör olsanız, gelip çalışır mısınız?
Ya da belediye başkanısınız diyelim, sahiplenir misiniz takımı?
Kusura bakmayın ama Malatya hakikaten zor şehir.
Ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranmak zordur bu şehirde.
Şimdi şapkamızı önümüze koyup düşünme zamanı.
Hatta gelin birlikte sesli olarak düşünelim…
Biz gerçekten bu şehrin takımını tekrar 1.Liglerde, Süper Liglerde görmek istiyor muyuz, istemiyor muyuz?
Hemen cevaplamayın, şöyle bir 5-10 dakika kadar düşünün lütfen.
Bakın o zaman ben ne diyorum:
Bu sene bizim senemiz, belediye kanadı bu sezon hakkını vermek lazım mantıklı adımlar attı. Takımın çıkması adına bu sene, geçen yıllara oranla iki kat daha fazla çaba harcadı.
Yönetimi sivilleştirdi.
Olur, olmaz orasını Allah bilir. Hangi işimizin garantisi var ki. Herkes üzerine düşeni yapsın da gerisini sonra düşünürüz.
Ama üzerimize ne düşüyorsa, takımın yöneticisi olarak, taraftar olarak, medya olarak, camianın her bir ferdi olarak, fazlasıyla yapalım.
Geç olmadan, sonradan “keşke” demeden.