Her yıl 24-30 Nisan tarihleri arası aşılamanın hayati önemine dikkat çekerek toplumun her kesiminde farkındalığı artırmayı, aşıyla önlenebilir hastalıklardan korunmayı ve bağışıklama oranlarını yükseltmek amacıyla Dünya Aşı Haftası olarak kutlanıyor. Bu kapsamda Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde bir program düzenlendi.

Programın açılış konuşmasını yapan Malatya İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Cezmi Karaca, aşının öneminden bahsederek,
“İnsan ömrünün uzamasında modern tıbbın en büyük başarısından biri bana göre aşıdır. Aşılar toplumumuzu, insanlarımızı hastalıklardan koruma noktasında en etkili, en ucuz ve en kolay, yan etkisi en az olan tıbbi uygulamalardır. Dolayısıyla aşılarımızı ne kadar çok yapar, ne kadar çok etkin yaparsak hastalıklardan o kadar çok korunmuş olacağız”
şeklinde konuştu.

İl Sağlık Müdürünün ardından söz alan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ateş Kara ise, Covid-19 aşısı hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
COVİD-19 AŞISININ YAN ETKİLERİ
Covid-19 aşısının etkileri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ateş Kara,
“Covid-19 aşısında bilgiyi aldık direkt insan vücuduna gönderdik. İnsan vücudunda çok az miktarda bilgiyi veriyorsunuz, avantajınız o, öyle olunca da kolay üretiliyor aşı ama vücuda verdiğimiz için bir anda çok bol miktarda o antijeni, o spike proteinini üretiliyor. Normalde biz aşıyla diyelim ki 500 tane verirken bir anda karşımıza 5 milyon çıkıyor. Öyle olunca da genç erkekler 16-17 yaş, 35 yaşına kadar genç erkeklerde savunma sistemi çok şiddetli cevap veriyor. Bu bir bakıma avantaj, çok iyi koruma sağlıyor. Ama bir bakıma dezavantaj, o çok şiddetli cevap sırasında ateş, yatağa düşecek kadar isteksizlik, keyifsizlik, halsizlik, mutsuzluk, huzursuzluk oluyor. Çok nadiren de mesela aşıdan sonraki dönemde kalp veya eklemlerde, özellikle de diz ekleminde ağrı ve şişkinlik oluyor. Kalbi de o cevap sırasında etkileyebiliyor. Kalbin kasılmasını ve çevresindeki zarı bir miktar o gelen cevapla beraber etkiliyor”
ifadelerini kullandı.

“COVİD VİRÜSÜ DAMARLARDA HASARA NEDEN OLDU”
Aşıya bağlı bir ölümün meydana gelmediğini dile getiren Prof. Dr. Kara,
“Buna bağlı ölüm görülmedi. Ama kadınlarda değil de erkeklerde, özellikle 16-17 yaşından büyük 30-35 yaşında genç erkeklerde hastaneye yatmayı gerektirecek kadar, yorgunluk hissedecek veya nefes nefese kalmasına neden olacak tabloya neden oldu aşı. Olmadı demeyelim arkadaşlar, oldu. Ama rakamı çok düşük. COVID virüsü damar yapılarını etkiliyor ve o nedenle de COVID'i hafif de geçirseniz, ağır da geçirseniz, damarlarınızda hasarlara neden olabiliyor. O bakımdan COVID sonrasında kalp krizi, COVID sonrasında damar hastalıkları görüldü. Ama aşıya bağlı problemi aşıdan sonraki 2. haftayla 4-5. hafta arasında. En geç 3. ayda. Çok nadir, 4. ayda. Ama 5 ve 6. aydan sonra hiçbir şey görmedik. Özellikle Alman aşısı, vücutta en fazla 7 gün kalıyor. 7 günden uzun kalması mümkün değil. Hiçbir şekilde kalamaz. Yıkılıyor ve parçalanıyor. Aylar geçtikten sonra hele böyle birkaç yıl geçtikten sonra bir etkisinin olma ihtimali hiç yok ve bugüne kadar bütün yapılan çalışmalar, bütün yapılmış değerlendirmelerde bunu gösteriyor”
diye konuştu.

Son olarak aşıdan sonra erkeklerde kalp ile ilgili problemlerin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ateş Kara,
“COVID aşısı aşağı yukarı arkadaşlar 21 milyar doz kullanıldı. Yani dünyadaki hemen hemen insanlar en az 3 defa gibi ama bazıları 5 oldu, bazıları hiç olmadı, ama o kadar çok kullanıldı. O nedenle de bilgilerimiz çok fazla bu konuda. Aşıdan sonra geçen süre ve ilişkisini artık çok net olarak biliyoruz. Bir aşıdan sonraki 2 ila 3 aylık periyot içerisinde erkeklerde kalple ilgili bir takım probleme neden oldu. Ama bununla, hastalık geçirdiğinizdekini karşılaştırırsanız, aşağı yukarı dört binde biri kadar azdı. Böyle bir rakam da var. Ama aradan geçen süre, özellikle 6 ay geçtiyse artık aşının hiçbir etkisinin kalmadığını çok net olarak biliyoruz. COVID'den sonra üçüncü yıl bile COVID geçirenlerde hala az az da olsa problemler yaşandığını da biliyoruz. Hala COVID geçirenlerde virüsün yansıyan etkileri azalmakla birlikte o ilk 2 yılki kadar değil ama çok ciddi azalmakla beraber hala görülebiliyor. Bu da maalesef ki dezavantajımız”
açıklamasında bulundu.




