Yani, maaşı belli olmayan ve genelde asgari ücretin altında olan veya asgari ücret alan ama SGK’sı olmayan çalışanlardan bahsediyorum. Bu tür insanlara ben “asgarisiz” işçi diyorum. Bu tür insanların sesini duyuracağı bir merci dahi yoktur. Çünkü patronlarından korkarlar! İşsiz kalmaktan, eldeki “asgarisizlikten” olmaktan korkarlar.


Sorun ta iş ilanından başlar. Bu memlekette her çalışanın kanunla belirlendiği SGK mecburiyetini dahi unutmaları, şirketlerin verdiği iş ilanlarına bakarak görebilirsiniz.


“Bilmem kaç yıllık şirketimizde çalıştırılmak için bay/bayan elemanlar arıyoruz. Asgari ücret + sigorta+ yemek...”


Malatya’daki iş ilanlarının büyük çoğunluğu bu şekildedir. Asgari ücretin ve sigortanın kanunla sabitlendiği bir ülkede iş ilanı verirken sanki bir artı kazanç gibi SGK’yı ve asgari ücreti belirtmek bir lüks gibi algılanıyor. Burada emek hakkını veren şirketleri tenzih ediyorum ama o emek hakkını hakkıyla veren şirketler niye halen bu şekilde ilan verir, inanın anlayamıyorum. Bir simitçinin, biz simit de satıyoruz, demesi gibi bir şeydir.


İşte bu zihniyet, kapitalizm denen çılgın para kazanma ihtirasından gelir. Eğer bir şirket “gideri” kısacak ise önce işçinin kazandığını kısar. Bakın, elektrikten, sudan veya diğer masraflardan kısmaz. İlk akla gelen işçidir, çalışandır.


Bu tür “asgarisizlerin” sesinin hiç çıkmaması, herkesin bilmiyormuş gibi yapmasındandır. Malatya’da herhangi bir caddeye gidin. Tek tek işletmeleri gezin. Bakkal, manav, kahve, herhangi bir pazarlama şirketi veya bir telefoncu... O caddenin yarısı “asgarisiz”dir.


“Ya bu işsizlikte bir işin var. Şükret! Bunu bulamayan binlerce insan var. İleride yaparlar sigortanı...”


İşte bu zihniyetten dolayı o tür insanların sesi çıkmıyor. Bu zihniyetten dolayıdır ki insanlar karamsar. O asgarisizlerin korkusudur aslında bu zihniyet. Çünkü resmi makamların da o zihniyette olduğunu düşünür. Çünkü yıllardır kimse denetime gelmediği içindir aslında bu düşünceyi oluşturan algı.


Patronlardaki bu denetimsizlik rahatlığı kaybolmadıkça bu zihniyet değişmez. Bu rahatlık kaybolduğu zaman işte o sesi çıkmayan insanların gür sesini duyarız.


Bu yazı, bu gür sesi duymak istemeyen zihniyetedir.