MEHMET TEVFİK CİBİCELİ
Türkiye’nin sağladığı istihdam ve dış ticaret fazlası ile sektör imalat sanayi üretim değerinin yüzde 15’ini oluşturduğunu söyleyen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, “Ülkemiz 30 milyar doları aşan ihracatı ile tekstilde 4. Hazır giyimde 6. Büyük ihracatçı konumundadır. Sadece üründe değil, süreçte ve kullanılan teknolojide’de inovasyonu hedef alan şirketlerimizin sayısı günden güne artmaktadır” dedi.
Kayısı ihracatı ile adından söz ettiren Malatya tekstil sektöründe de önemli gelişmeler kaydediyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Malatya Valiliği işbirliği ile İnönü Üniversitesi Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde Türkiye’de Tekstil ve Hazır Giyimde Markalaşma ve Sektörün Geleceği konulu panel gerçekleştirildi.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda konuşan Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Akif Gülaçtı, Malatya’nın tekstil sektöründeki konumunu değerlendirerek, “İllerimizin sanayisine ve teknolojisine ilişkin politika ve stratejileri belirlemek, sorunları tartışmak ve çözüm önermek amacıyla 2021 yılında bakanlık makamının olurları ile illerde Sanayi ve Teknoloji İşbirliği Kurulu SANTEK oluşturulmuştur. Sayın valilerimizin başkanlık ettiği kurul yılda en az iki kere toplanmaktadır. Toplantı gündemi kurulun önerileri dikkate alınarak bakanlığımız yönetim hizmetleri genel müdürlüğü tarafından belirlenmektedir. İlimizin cazibe merkezleri programı kapsamında 6. Bölge teşviklerinden faydalanıyor olması sayesinde son yıllarda başta tekstil ve hazır giyim sektörü olmak üzere çok sayıda yatırım almıştır. Bu yatırımlar için ilimizin tercih edilmesinde elbette genişleme kapasitesi bulunan organize sanayi bölgeleri, sanayinin olmazsa olmazı nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine katkı sağlayan İnönü ve Turgut Özal üniversiteleri, üniversite sanayi işbirliğinin geliştirilmesine köprü görevi sağlayan ve bünyesinde 80’den fazla firma barındıran İnönü Teknoloji Geliştirme bölgesi önemli bir faktör olmuştur. İlimizde kurulu bulunan 5 AR-GE ve Tasarım Merkezi’nden 3 adedi tekstil ve hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren firmaların bünyesinde bulunmaktadır. Birazdan çok değerli panelistlerimiz tarafından tekstil ve hazır giyim de markalaşma ve sektörün geleceği konuları ele alınacak olup bu etkinliğin ilimize ve ülkemize faydalı olmasını temenni ediyorum. Bu etkinliğin düzenlenmesinde çok değerli katkıları bulunan Bakanlığımız yetkililerine, valimize, etkinliğimize ev sahipliği yapan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay ve personeline, TİM Başkanımıza, İHKİB Yönetim Kuruluna, değerli panelistlerimize, SANTEK paydaşlarımıza ve siz değerli katılımcılara şükranlarımı arz ediyor, saygılarımı sunuyorum” şeklinde konuştu.
“TEKSTİL VE HAZIR GİYİM BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN İKİ SEKTÖR”
Malatya’nın hazır giyim üretim üssüne dönüşmesinin, üretimde marka şehir olmasının hemen her aşamasının tanığı olduğunu söyleyen Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı ve İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçılar Birliği Başkanı Mustafa Gültepe, “Bugün tekstil ve hazır giyimi konuşmak için Malatya’dayız. Bu güzel şehrin benim için ayrı bir önemi var. Son yıllarda buraya sık sık geliyorum. Malatya’nın hazır giyim üretim üssüne dönüşmesinin, üretimde marka şehir olmasının hemen her aşamasının tanığıyım. Sektörün geleceğini ve markalaşmayı konuşmak için de burası çok isabetli bir seçim. Toplantıda emeği geçen herkesi tebrik ediyor, teşekkürlerimi sunuyorum. Tekstil ve hazır giyim birbirini tamamlayan iki sektör. Sanayimizin gelişimine bu iki sektör öncülük etti. Bugün bu iki sektör 1,2 milyon insanımızı istihdam ediyor. Çalışanıyla, üretimiyle tekstil ve hazır giyim ülke ekonomimiz için önemini koruyor. İkisinde de küresel ölçekte marka üreticiyiz. Tekstilde beşinci, hazır giyimde altıncı büyük tedarikçiyiz. Katma değer yaratıyoruz. Kilogram birim fiyatımız hazır giyimde 17,7, tekstilde 5 dolar civarında. İkisi birlikte Türkiye’nin en çok ihracat yapan sektörü. Toplam ihracatımızın yaklaşık yüzde 15’ine bu iki sektörümüz imza atıyor. 2021’i toplamda 30 milyar doların üzerinde ihracatla kapatmıştık. Bu yıl dokuz ayda 24 milyar doları aştık. Yılsonunda inşallah 32 milyar dolara ulaşacağız. Veriler aslında her şeyi anlatıyor. Türkiye ekonomisi için lokomotif rol oynayan, katma değerli üretimi, istihdamı ve ihracatı ile kritik önemi olan iki sektörden bahsediyoruz. Toplantımızın başlığı ‘markalaşma ve sektörün geleceği’. Öncelikle şunu söyleyeyim: Bu iki sektör Türkiye ekonomisi için daha uzun yıllar önemini koruyacak. Olaya bu bilinçle bakmamız gerekiyor. Dolayısıyla mevcut değişim ve dönüşüm sürecini avantaja çevirecek adımları hızla atmalıyız. Dönüşümün kilidini açacak anahtarlar belli. Birincisi dijitalleşme, ikincisi ise sürdürülebilir üretim. İki konuda da rakiplerimize göre avantajlıyız. Ama kat etmemiz gereken de çok yol var. Örneğin yeşil fabrikaları sektörlerimize kazandırmalıyız. Döngüsel üretim kapasitemizi artırmalıyız. Hepsinden önemlisi bütün bunları çok hızlı yapmalıyız. Tek başına sektörün bu işin altından kalkması çok zor. Ortak bir irade gerekiyor. Hem devletimizin hem de yabancı iş ortaklarımızın desteği çok önemli. Devletimizin desteğini imkânlar ölçüsünde hep yanımızda hissettik. Burada özellikle bölgesel teşviklerin altını çizmek istiyorum. O teşvikler sayesinde Malatya bugün hazır giyim üretim üssü oldu. Dünyanın birçok önemli markası için burada üretim yapılıyor. Malatya başlı başına bir başarı hikâyesi. Ama yetmez. Benzer illerimizin sayısını artırmalıyız” ifadelerine yer verdi.
Türk Standartları Enstitüsü’nün sanayinin gelişmesine yönelik hizmetlerinin, çeşitlilik arz etmesi ile birlikte en temel faaliyetinin standardizasyon çalışmalarındaki koordinasyon rolü olduğuna değinen TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin, “Ülkemizin rekabet gücünü artırmak, ulusal ve uluslararası düzeyde ticaretini kolaylaştırmak ve toplumun yaşam düzeyini yükseltmek amacıyla standardizasyon ve uygunluk değerlendirme faaliyetlerini tarafsız, bağımsız, etkin ve güvenilir bir şekilde sürdürmektedir. Enstitümüzün sanayimizin gelişmesine yönelik hizmetleri, çeşitlilik arz etmekle birlikte en temel faaliyeti standardizasyon çalışmalarındaki koordinasyon rolüdür. TSE, Ülkemiz sanayisinin gelişmesine yönelik faaliyetleri ile piyasayı dengelemesinin yanında, güncel ihtiyaçlara karşılık hazırlanan standartlarla ürün ve hizmetlerin şartlarının belirlenmesinde, ekonomimiz için stratejik öneme haiz milli ve köklü bir kurumdur. Türk Standartları Enstitüsü, ülkemizin 2023, 2053, 2071 vizyonu doğrultusunda Sanayi ve Teknoloji bakanlığımızın hedef olarak belirlediği ‘yüksek katma değerli üretim’, ‘sanayide verimlilik artışı ve ‘dijital dönüşüm’ alanlarında standardizasyon ve uygunluk değerlendirme hizmetleri ile yenilikçi mal ya da hizmetlerin üretilmesine zemin hazırlayarak, bir taraftan girişimciliği desteklerken, diğer yandan alanında sahip olduğu tecrübe ve deneyim ile hem kendi coğrafyasındaki ülkelere, hem de İslam dünyasına öncülük etmektedir. Kültür ve inanç coğrafyamızda, helal belgelendirmesi yapmak isteyen diğer ülkelerin belgelendirme kuruluşlarının altyapılarını güçlendirmek, faaliyetlerine destek olmak, onların gelişmesini sağlamak için de çalışıyoruz. Küresel iklim değişikliği ile birlikte baş döndüren teknolojik gelişmelerin yaşandığı yeni bir dönüşüme de şahitlik ediyoruz. Bu değişime uyum sağlamak ve ortaya çıkan belirsizlikleri bertaraf etmek için yoğun bir çaba sarf ediliyor.” dedi.
“İLK DEFA MENSUCAT SANAYİNİN ARAPGİR’DE KURULDUĞUNU GÖRÜYORUZ”
İlk defa mensucat sanayinin Arapgir’de kurulduğunu söyleyen Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, “Biz Malatya’ya tarif ederken insanlık medeniyetinin başladığı, Anadolu’yu anayurt yapan destan şehri diye tarif ediyoruz. Yani insanlık burada başlamış, ilk devlet, bürokrasi hayatı, ilk muhasebe kayıtları, ilk yerleşik hayat, ilk saray devleti oluşumu ve demirin araç gereç olarak kullanılması Malatya’da zuhur etmiştir. Bu anlamda da bizim bu söylemimiz daha sonra geçtiğimiz 2021 yılı 26 Temmuz’da UNESCO Komitesi tarafından tescil edilmiş ve insanlık medeniyeti Malatya’da başlamıştır diye tescil edildi. 19. Kültürel Miras olarak. Tabi ikinci ifademizde Anadolu’yu anayurt yapan destan şehri diyoruz. Bize hep tarihte 1071’de Anadolu Kapılarının Türklere açıldığı kitaplarda yazar oysaki 400 yıl önce Anadolu’nun fethi Malatya sancağında Battalgaziler, Hasan Gaziler ve Hüseyin Gaziler tarafından başlatılmış ve Anadolu hazır hale getirilerek 1071’de Anadolu’nun fetih süreci tamamlanmıştır. Bizim toplumumuz atlı göçebe toplumdur. Atalarımız gelmiş yün eğirmişler, makaralarla çığrıklarla. Tekstil tarihi bizde bu şekilde başlamış ama ilk defa sanayi olgusunu biz tarihe baktığımızda Arapgir’de 1830 yılında mensucat sanayi olduğunu görüyoruz. İlk defa mensucat sanayinin Arapgir’de kurulduğunu ve İstanbul’da saraya ve diğer yerlere tekstil ürünlerinin satıldığını ve ihraç edildiğini görüyoruz” ifadelerine yer verdi.
“ÜLKEMİZ TEKSTİLDE 4. HAZIR GİYİMDE İSE 6. BÜYÜK İHRACATÇI KONUMUNDADIR”
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak 2021 yılında başlattıkları SANTEK programı çerçevesinde Türkiye’de tekstil ve hazır giyimde markalaşma ve sektörün geleceği teması ile sektörü her yönü ile ele almayı hedeflediklerini söyleyen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, “Lokomotif görevi gören Büyükşehirlerden ve çok sayıda küçük şirketten oluşan tekstil ve hazır giyim ekosistemi yüksek istihdam yaratarak ülkemizin sosyo ekonomik defnesini sağlamada çok etkili bir rol oynamaktadır. Sağladığı istihdam ve dış ticaret fazlası ile sektör imalat sanayi üretim değerinin yüzde 15’ini oluşturmakta, imalat sanayinde yaratılan katma değerinde yüzde 16’sını sağlamaktadır. Tekstil ve hazır giyim sektörümüzün bugünkü gelişim düzeyi Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği pazarlarına yapılan ihracat ağırlıklı üretimle gerçekleşmektedir. Ülkemiz 30 milyar doları aşan ihracatı ile tekstilde 4. Hazır giyimde 6. Büyük ihracatçı konumundadır. Sadece üründe değil, süreçte ve kullanılan teknolojide de inovasyonu hedef alan şirketlerimizin sayısı günden güne artmaktadır. Tekstil sektörü AR-GE, tasarım ve inovasyonu merkeze alan yaklaşımı ile küresel pazarlarda rekabet edebilecek ürünleri ülkemizde üretebilme kabiliyetine sahiptir. Bakanlığımız AR-GE ve tasarım desteklerinden ve muafiyetlerinden yararlanan bin 260 AR-GE merkezinin 85’i, 346 tasarım merkezi’nin 64’ü tekstil ve hazır giyim sektöründe faaliyet göstermektedir. Malatya sanayi siciline kayıtlı yaklaşık bin 300 sanayi işletmesinin yüzde 16’sı tekstil ve hazır giyim sektöründe faaliyet göstermekte yine toplam istihdamında yüzde 62’sitekstil ve hazır giyim sektöründedir. Türkiye’nin ve dünyanın önemli hazır giyim markaları için Malatya Organize Sanayi bölgelerinde üretim yapılabilmekte. Malatya da etüt çalışmaları devam eden Sivas- Malatya ve Malatya-Elazığ hızlı tren projeleri ile sanayi ve lojistik alanlarımız daha da büyüyecektir” şeklinde konuştu.
İktisadi hayatı, milli bir mesele olarak görülmesi gerektiğini söyleyen Vali Hulusi Şahin, “Büyük devlet, güçlü devlet, güçlü ordu ancak güçlü ekonomi ile mümkün olabilir. Aksi takdirde hele hele böyle pahalı arsası olan coğrafyalarda bizleri barındırmazlar. Bu duygularla hareket etmeliyiz. Benim sanayici kardeşlerime her zaman tavsiyem şu olmuştur hayatınızda mütevazı olun, mütevazı yaşayın. Ama işini de hiç mütevazı olmayın. Çok hırlı olun, büyüyün, gelişin daha fazla istihdam, daha fazla katma değer üretin ki bu bir milli meseledir. Sizim büyümesi, ülkenin büyümesi demektir. Bu açıdan baktığımızda konumuz olan tekstil ve hazır giyimin büyümesine ve geleceğine de böyle bakmak lazım” dedi.
TSE tarafından gerçekleştirilen uygunluk değerlendirme kapsamında yapılan denetim sürecini başarı ile tamamlayan İnönü Üniversitesi Türkiye’de yükseköğrenim eğitim ve öğretim hizmetleri sunumu kapsamında TS EN ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi almaya hak kazanan tek üniversite oldu. Belge program katılımcıları tarafında İnönü Üniversitesi Rektörü Prof . Dr. Ahmet Kızılay’a takdim edildi.
Program gerçekleştirilen panel ile sona erdi.