Türkiye'nin aktif fay hatları üzerindeki sismik hareketlilik sürerken, mevcut risk haritalarına yönelik bilimsel itirazlar yükseliyor. Deprem uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, katıldığı bir yayında Yedisu Fayı ve Kuzey Anadolu hattı üzerine yapılan tahminleri değerlendirdi.

Üşümezsoy, günümüzde sıklıkla telaffuz edilen deprem senaryolarının büyük bir bölümünün geçmişte geliştirilen stres transfer modellerine dayandığını belirtti. Uzman isim, tehlike analizlerinin acilen güncellenmesi gerektiğini savundu.

1784'TEN BERİ KIRILMAYAN FAY İÇİN GÜNCEL VERİ ÇAĞRISI

Uzun zamandır kamuoyunun gündemini meşgul eden Yedisu Fayı hakkında konuşan Üşümezsoy, "1784 yılından beri kırılmadı" şeklindeki kalıplaşmış söylemlerin tek başına yeterli olmadığını dile getirdi. Doğru bir deprem riski analizi için güncel sismik verilerin devreye sokulması şart.

Özellikle Bingöl, Erzincan ve Karlıova hattındaki risk tespitlerine dikkat çekildi. Bu bölgelerdeki güncel fay segmentlerinin yeni baştan ele alınması isteniyor.

STRES BİRİKİMİ YENİDEN HESAPLANMALI

Tarihsel depremlerin günümüz fay hatlarına bıraktığı mirasa değinen Prof. Dr. Üşümezsoy, 1939 Erzincan depreminin ardından oluşan stres yüklenmelerinin farklı segmentlerde etkili olduğuna işaret etti. Özellikle 1949 Karlıova kırığı ile 1992 Erzincan depremi arasında kalan bölgenin çok daha ayrıntılı incelenmesi gerekiyor.

Kuzey Anadolu Fayı'nın Erzincan'dan başlayıp Marmara'ya kadar uzanan kırılma zincirini hatırlatan yerbilimci, Ovacık ve Yedisu hattındaki stres birikiminin yeniden hesaplanmasını istedi. Kırılmamış fay uzunluğu net olarak saptanmadan, olası bir depremin büyüklüğü hakkında kesin rakamlar vermenin bilimsel gerçeklikle uyuşmadığı vurgulandı.

“70 bin insan şehit edildi, sessiz kalamayız”
“70 bin insan şehit edildi, sessiz kalamayız”
İçeriği Görüntüle

MARMARA DENİZİ VE ADALAR FAYI GERÇEĞİ

Mevcut stres modellerinin yıllardır tekrar edilmesini eleştiren Üşümezsoy, 2012 yılında yaptığı değerlendirmeleri hatırlattı. O dönemde işaret ettiği Sivrice Fayı ve Silivri hattında meydana gelen depremleri örnek gösteren uzman isim, yeni segment analizlerinin eksikliğine vurgu yaptı.

Değerlendirmelerinin son bölümünde Marmara Denizi içindeki sismik hareketliliğe odaklanan Üşümezsoy, Adalar Fayı ile ilgili yaygın kabullere karşı çıkan bir tez ortaya koydu. 1894 yılında meydana gelen sarsıntının bölgede büyük ölçüde stres boşalımına neden olduğu ifade edildi.

Muhabir: Haber Merkezi