Tarih boyunca birçok büyük sarsıntıya sahne olan bu kadim şehir, özellikle 6 Şubat felaketlerinde coğrafyasının hangi kısımlarının yapılaşmaya uygun olmadığını son derece ağır bir bedel ödeyerek tecrübe etmiştir. Dağlık kesimlerdeki sert kayaçların aksine, kentin tarıma ayrılması gereken verimli düzlüklerinin betonlaşması felaketin boyutunu artırmıştır. Bilimsel veriler ve yaşanan yıkım tabloları ışığında, Malatya'da zemini en zayıf ve sismik büyütme riski en yüksek olan ilçe Yeşilyurt olarak kayıtlara geçmiştir.
Yeşilyurt ve Bostanbaşı Hattındaki Devasa Hata
Özellikle Yeşilyurt ilçesine bağlı Bostanbaşı ve Karakavak gibi mahalleler, jeolojik geçmişinde birer taşkın ovası ve tarım arazisi olan bölgelerdir. Kalınlığı yer yer onlarca metreyi bulan suya doygun alüvyonlar, gevşek killer ve siltli tabakalar bu alanın temelini oluşturur. Normal şartlarda dünyaca ünlü kayısı bahçelerine ev sahipliği yapması gereken bu sulak ve yumuşak zemin, ne yazık ki yüksek katlı ve ağır betonarme binaların inşa edildiği bir cazibe merkezine dönüştürülmüştür. Zeminin taşıma gücünün yetersizliği, üzerine bindirilen devasa yapısal yüklerle birleştiğinde, deprem anında tam bir kapan mekanizması yaratmıştır.
Sıvılaşan Toprak ve Ağır Hasar Bilançosu
Bölgedeki sismik ivme değerleri, sert zeminli ilçelere oranla çok daha yıkıcı seviyelerde kaydedilmiştir. Deprem şoku bu gevşek alüvyon tabakasına çarptığında, yeraltı suyu basınçla yukarı fırlamış ve toprak anında sıvılaşmıştır. Zemin taşıma özelliğini tamamen yitirdiği için, statik olarak son derece sağlam inşa edilmiş olan lüks ve yeni siteler bile kolonları kırılmadan, sadece zemin göçmesi nedeniyle ağır hasar almış veya yan yatmıştır.



