Sabahları fırının önünden hiç geçtiniz mi bilmiyorum ama ben çok geçtim.
Ekmek kokusu her tarafa yayılır.
Ekmek yiyesin gelir…
Ekmek için “nimet” derler ya, işte o nimeti yiyesin gelir.
Kuru kuru yersin o nimeti…
Bu nimetin sınıfsal bir ayrımı yoktur hiçbir zaman; Koç’a da nimet, sokaktaki çöpçüye de nimet, nimettir.
O koku Koç’u da etkiler, sokaktaki çöpçüyü de…
Bir de nimet çarpar diye bir tamlama vardır.
Yere düşen nimeti, dedenin elini öper gibi öpersin…
Öpmezsen çarpar.
Koç’u da çarpar, işçiyi de…
“Kardeşim, Koç’u çarptığını görmedik” diyenlere, banka kredileri desem olur mu?
Belki tam olarak anlatamadım ama pek de anlatma niyetinde değilim…
Bu vahşi dünyada, gelişmekte olan bir ülkenin az gelişmiş zihniyette olan bir şehirde “vekil” olmak için müracaat eden insanların “içinizden biri” sloganıyla saf tutmuş vekil aday adaylarını görünce Cuma günü yüzlerce mail veya paylaşım yapan gençler aklıma gelir.
KAÇI İÇİMİZDEN BİRİ GİBİ DAVRANDI?
“Cumanız mübarek olsun” diyen Face’ci gençlerin “içimizden biri” olma dertleri yoktur aslında…
Çünkü yan odadaki annesinin gününü kutlamayan kanı deli gibi akan gencin “içimizden biri” gibi olma derdi yoktur.
Tam tersine farklı olmak ister!
İşte bu “içimizden biri” vekil adayları da bana yapay gelir…
Kim kızarsa kızsın, zaten pek dinlemem ama…
Şu nimetin yere düştüğünü görünce kaç vekil adayı “içimizden biri” gibi davrandı…
Kaçını fırının önünde kuyrukta gördük…
Kaçı “hayırlı işler usta” dedi…
Kaçı!
Paranın aday adaylık için ön koşul olduğu bir devirde “içimizden biri” sloganı bana hem yapay gelir hem de o içli gönüllerin hissiyatına ulaşamadığını gösterir…
“İçimizden biri” olsanız “içimizdeki olaylara” tepki verirsiniz…
İki aylık bir süreçte “içimizden biri” olsanız ne yazar, olmasanız ne yazar!
Yere düşen nimeti o iki ay içinde öpseniz ne yazar, öpmeseniz ne yazar!
Bu arada “içimizden biri” gibi davranan gazeteciler var ya…
Allah’tan korkun, nimet çarpar!