Malatya’da yüksek katlı binaların bulunduğu Bostanbaşı bölgesindeki binalar dinamitle patlatılmaya başladı. Bu gölgede dinamit kullanılarak gerçekleştirlen yıkımların vatandaşı olumsuz etkileyeceğinin altını çizen Malatya İnşaat Müteahhitleri Derneği (MİMDER) Başkanı Mehmet Bülbüloğlu, BUSABAH Medya’ya önemli açıklamalarda bulundu.

“CİDDİ BİR OLUMSUZ ETKİ BIRAKIYOR”
Dinamit kullanılarak gerçekleştirilen yıkımları doğru bulmadıklarını belirten Bülbüloğlu, “Yüksek katlı bir binanın dinamit olmadan yıkımı çok zor. Bölgedeki yıkımlar zor ve uzun süreceği için böyle bir yola girildi. Tabi ki bu insanlarda bir korku ve panik yaratıyor. Özellikle o bölgedeki vatandaşlar üzerinde bu durum ciddi bir olumsuz etki bırakıyor. Bununla alakalı bizden görüş istenilmedi ama görüş istenseydi bu yönde bir karar verirmiydik onu da bilemiyorum. Hemşehrilerimiz psikolojik olarak çok zor bir süreçten geçiyorlar. Bu süreçte dinamitle patlatma yaparak binaların yıkılması bu etkiyi daha da artırıyor. Şu anda o bölgede 30-35 bin civarında ağır hasarlı bina var. Bana göre öncelikli olarak düşük katlı binaların yıkımı gerçekleştirilmeli. Çünkü o bölgede, birçok bina mahkeme sürecinde. En azından o mahkeme süreçlerinin tamamlanmasını bekleyebilirdik. Burada diğer az katlı binalardan yıkım sürecine başlansaydı sağlıklı bir yol izlenirdi diye düşünüyorum. Biz açıkça dinamitle patlatmayı şehir merkezinde çok doğru bulmuyoruz. Bu yönde bizim önerimiz dinamitle patlatma olmazdı. Bu düşünceye çok sıcak bakmıyoruz” diye konuştu.
“DAHA SAĞLIKLI BİR KARAR VERMEK LAZIM”
Yeni ve yüksek katlı binaların yıkımının son aşamaya bırakılması gerektiğine dikkat çeken Bülbüloğlu, “Bu süreç hem bölgedeki vatandaşlarımız üzerinde olumsuz bir etki bırakır hem de dinamitle patlatılan bir bina yanındaki az hasarlı bir binaya zarar verebilir. Bu nedenle şehir merkezinde yapılacak patlatmayı çok da sağlıklı ve doğru bulmuyoruz ama böyle bir karar alınmış en azından bir süreliğine bu karardan vazgeçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu kararın tekrar değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Şu an depremlerde devam ediyor. Vatandaşlar hala dışarıda, evlerine giremediler. Bu süreci bir şekilde atlatıp daha sonra daha sağlıklı bir karar vermek lazım. Alanında uzman kişilere danışmak ve sivil toplum örgütlerine sormak lazım. Ona göre hareket etmek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü 30-35 bin civarında daha hala yıkılması beklenen ağır hasarlı binalar var. Yeni ve yüksek katlı binaların yıkımını biraz daha son aşamaya bıraksak daha faydalı olur diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“YENİDEN İNCELENMESİ GEREKİYOR”
Gün geçtikçe sıklığı artan ve vatandaşları tedirgin eden depremlerin hasarlı binalarda hasar derecesini artırabileceğine dikkat çeken Bülbüloğlu, “Malatya’da depremler devam ediyor bunlar özellikle hasarlı binalarda, hasar derecesini artırabilir çünkü bunlar Yeşilyurt merkezli ve derinliği de çok az olan depremler. Dolayısıyla bu dönemde dökülen betonların, TOKİ betonları da dahil olmak üzere yeniden incelenmesi gerekir. Özellikle orta hasarlı ve ağır hasarlı binaların, vatandaşımızın ulaşamayacağı şekilde koruma altına alınması lazım. Vatandaşın güvenliği şu anda her şeyden daha kıymetli. Bu depremler orta hasarlılar için hasar derecesini artırma potansiyeline sahip” dedi.
“KONTROLSÜZ BİR ARTIŞ VAR”
İnşaat maliyetlerinin arttığını ancak verilen hibe ve destek miktarlarının aynı kaldığını söyleyen Bülbüloğlu, “Şehrimizin en ciddi problemlerinden biri de yerinde dönüşüm. Normalde bizim çok istediğimiz bir uygulamaydı ancak bunun sahaya yansıyacağını ben açıkça düşünmüyor. Bakanlık düzeyinde katıldığımız toplantıda verilen hibe ve kredi miktarlarının çok düşük olduğunu, vatandaşa bunun yetmeyeceğini, bu rakamlarla yerinde dönüşümün sağlanmayacağını ifade ettik. Ancak bu noktada bir karşılık bulamadık ve istediğimiz sonuca ulaşamadık. Bu talebimiz tamamen vatandaşımız adınaydı. Çünkü inşaat maliyetleri şu anda 15 bin lirayı geçmiş durumda ve günden güne artıyor. Bir ay önce betonun metreküpü bin 400 liraydı bugün 2 bin 200 lira. İnşaat maliyetleri artmaya devam ediyor, kontrolsüz bir artış var. İşçilik fiyatları artıyor ancak hibe ve kredi miktarları sabit. O yüzden vatandaş hem devlete kredi ödeyecek hem de ekstradan müteahhide ödeme yapmak zorunda ki mahallesinde binasını yerinde dönüştürebilsin. Bu da şu günkü şartlarda çok zor çünkü vatandaş evini, işini, eşyasını kaybetmiş bu yükün altına girebilmesi çok zor. Vatandaş çaresizlik içerisinde şu anda bir bekleyiş söz konusu. Biz yine buradan yetkililere, bakanlarımıza ve Cumhurbaşkanımıza sesleniyoruz bu bölgeye bir pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğini düşünüyoruz çünkü Malatya hakikaten çok zor durumda. Vatandaşlar ne yapacağını bilmiyor, çaresiz. Bu kredi ve hibe miktarlarının düzenlenmesi, vatandaşın sadece devlete borçlanarak yerinde dönüşümü yapması gerekli. Ayrıyeten müteahhide borçlanmayacak şekilde bir sistemin gelmesi gerekli ki biz yerinde dönüşüm kampanyasını Malatya’da güçlü bir şekilde devam ettirebilelim. Aksi takdirde insanlar mecburen yine rezerv alanlarını tercih etmek durumunda kalacak” diye konuştu.
“HEM MİLLETVEKİLLERİMİZE HEM BAKANLARIMIZA İLETTİK”
Yerinde dönüşümün hızlı bir şekilde gerçekleşebilmesi için yerel mekanizmaların da işin içine dahil edilmesi gerektiğinin altını çizen Bülbüloğlu, “TOKİ tarafından yapılacak yerinde dönüşümün kısa zamanda olması imkansız, süreç uzayacak. Yerel mekanizmayı da işin içine dahil etmek gerekir, yerelde şu anda alt yapı hazır, cami, sosyal tesis, okul her şey var. Ancak sen rezerv alanına konut yaptığın zaman oranın ihtiyacına göre sosyal tesisini, camisini, okulunu ve alt yapısını götürmek durumundasın. Bu da devlete ciddi bir maliyet yani rezerv alanında biz ne kadar konut yapar ne kadar az insanları oraya taşırsak bu hem kamu yararına hem de vatandaşın yararına. Yerinde dönüşümünün gerçekleşebilmesi için reel rakamlar var bugün 500 bin hibe ve 800 bin kredi ile bu işin olmayacağı aşikar. Biz bunları hem milletvekillerimize hem bakanlarımıza ilettik, iletmeye ve söyleyemeye de devam edeceğiz inşallah bu noktada bir çözüm üretirler diye düşünüyorum” ifadelerine yer verdi.