Bazen ama bazen o kadar çok şey vardır ki kafanda toparlayamazsın. Beynin sinyal verir “sistem yok” diye… Hiçbir konuyu çözemezsin hatta gece yatınca rüyanda o konular ile geçirirsin geceyi. Beynin tekrar sana doğru sinyaller vermeye başlar. Sistem tekrar işlemeye başlamıştır.
Her konunun içeriğine girmeye başlarsın, genel yerine yerel bakarsın. Daha lokal düşünürsün. Teker teker…
Beynindeki bu sinyalleri yeni yapılmış güzel binalara benzeyen sağlık kuruluşlarında görünce “yerel” yaklaşmaya çalışırsın. Devlet Hastanesi ne kadar gelişmiş olursa olsun, o resmi kurumun bir sistemi yoksa ya da eski sistem ile devam ediyorsa binanın bir önemi yoktur. Çünkü tüm sistemleri hayata geçiren insanlardır yani çalışanlardır.
Dijital hayatın tek hayat olduğunu zanneden çalışanların “eski” den haberi yoktur. Sistematik bir düşünceye yani robotik bir düşünceye dalan insanların “inisiyatif” alma diye bir dertleri de yoktur.
İki gün boyunca “sistem” yüzünden rapor alamayan bir hastanın çilesine şahit oldum. O şahitliğim esnasında bu tür “sistemsiz” hastaların çok olduğunu ve her defasında mağdur olduklarını duydum.
İki gün boyunca “Sistem yok” diyen yani beynim yok diyen görevlinin iki gün sonunda “SGK müdürlüğüne gidin” demesi ve SGK müdürlüğünün de bir anlam verememesi çok acayiptir.
SGK’daki görevlinin “Beceriksiz insanları alırsan böyle olur. Beceriye göre değil de adamına göre alınan insanlar seni buraya gönderir.” diye konuşması hastamızı şaşırtmıştır. Çünkü o görevli de bir çözüm yolu göstermemiştir tam tersine Devlet Hastanesi’ndeki yetkililere bağırarak bi şeyler anlatmıştır hastaya.
Çıkın çarşıya şu soruyu üç kişiye sorun: “Ankara caddesi ne tarafa düşüyor?”
Üç kişiye sorduğunuz sorunun 13 farklı yol tarifini alırsınız o üç kişiden. Biz millet olarak yol göstermeyi severiz. Fakat, aynı işi sürekli yapmaktan mı yoksa gerçek manada bir iş disiplinin olmamasından mıdır bilmiyorum bir sistemsizliktir gidiyor resmi kurumlarda.
İşini sevmeyen bir topluluk var karşımızda. Çoğu resmi kurumlarda çalışan insanların vatandaş ile bir problemi var. Bunu sadece iş yoğunluğuna bağlamak yanlış olur. Ortada acayip bir durum var.
Malatya’da belediye otobüs şoföründen fırça yemeyen yoktur galiba…
Ya da bir devlet hastanesinde bir hemşireden fırça yeme olasılığınız, yememe olasılığından çok çok yüksektir.
Veya nüfus müdürlüğünde…
Bu memlekette bir apartman sitesi güvenliğinden dahi fırça yeme ihtimaliniz çok yüksektir. Biz niye bu kadar agresifiz.
Sistem yok olabilir, bilgisayarlarda bozulabilir ama beynindeki sistem şalterini indirmişsen ve öyle çalışmaya başlamışsan senden bir cacık olmaz. Bu memlekete bir faydan da olmaz.