Malatya denince tarihsel anlamda akla ilk Arslantepe Höyüğü geliyor. Ancak Malatya il merkezinin 40 kilometre kuzeydoğusunda, bugün Karakaya Barajı'nda sular altında kalmış öyle bir yerleşim var ki, insanlık tarihinin en büyük kırılma noktasına ev sahipliği yapıyor: Cafer Höyük.
Günümüzden tam 9 bin yıl önce, Paleolitik Çağ'ın mağaralarda yaşayan insanları Malatya'da sıra dışı bir adım attı. Mağaralarından çıktılar, yabanıl tahılları toplayarak yerleşik yaşama geçtiler ve insanlık tarihinin en büyük kırılma noktası olan Neolitik Devrim’i (tarım devrimi) burada başlattılar.
EVCİL HAYVAN YOK, SADIK DOST KÖPEK VAR
Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) tarafından Jacques Cauvin başkanlığında yapılan kazılar, ezber bozan sonuçlar ortaya koydu. Cafer Höyük insanları buğday, mercimek ve bezelyeyi evcilleştirip tarım yapmayı öğrenmişlerdi ama hayvancılıktan henüz haberleri yoktu. Döneme ait buluntularda sadık dostumuz köpek dışında hiçbir evcil hayvan izine rastlanmadı.

BÜYÜK AVIN SIRRI: PANTER VE AYI KEMİKLERİ ÇIKTI
Zaman geçtikçe Cafer Höyük insanlarının avcılık yetenekleri adeta evrim geçirdi. İlk dönemlerde sadece tavşan gibi küçük hayvanları avlayan bu topluluk, zamanla av tekniklerini ve sosyal organizasyonlarını geliştirerek devasa cüsseli hayvanların peşine düştü. Kazılarda ortaya çıkarılan ayı ve panter kemikleri, bu antik topluluğun ne kadar tehlikeli ve organize avcılar haline geldiğini kanıtlıyor.
GÖBEKLİTEPE VE ÇAYÖNÜ İLE AKRABA
Cafer Höyük’ü asıl gizemli kılan ise inanç dünyası. Neolitik çağda sıkça rastlanan ve bereket tanrıçasını simgeleyen kadın heykelciklerinin yanı sıra, burada nadir görülen bir erkek idolü bulundu. Bu bulgu, Cafer Höyük’ün mimari ve kültürel olarak Diyarbakır’daki Çayönü ve Şanlıurfa’daki Göbeklitepe ile doğrudan bir bağa sahip olduğunu, bu heykelciklerin tanrılara sunulan adaklar olabileceğini gösteriyor.
Yerleşimin ilk evrelerinde çakmak taşından aletler çoğunluktayken, zamanla dönemin en ileri teknolojisi sayılan volkanik cam yani obsidiyen kullanımı yüzde 90’a ulaştı. Antik kentin derinliklerinde yapılan araştırmalarda, biri ana rahmindeki gibi kıvrık olmak üzere iki çocuk iskeleti ve ayin ritüellerini çağrıştıran başsız bir yetişkin iskeleti de gün yüzüne çıkarıldı.
Bugün her ne kadar sular altında kalmış olsa da, Cafer Höyük'ten çıkarılan eşsiz buluntular insanlığın yerleşik hayata geçiş serüvenine ışık tutmaya devam ediyor.




