6 Şubat depreminden 18 ay 522 gün geçti, geçen bu zaman zarfı içerisinde Malatya merkezde iş yeri binaları yükseliyor. TOKİ'nin yaptığı evler bölge bölge devam ederken, rezerv alanda çalışmalar devam ederken, bir taraftan da yıkılan binalar, kaldırılmayan enkazlar, bir yandan hasar alan binaların yıkılmaması; gündemden düşmüyor.
Bu olumsuz durumlar Malatyalılar tarafından sürekli gündeme getiriliyor. Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında ve köşe yazımda dile getirmiştim. Şöyle ki! Malatya'da birçok sivil toplum kuruluşları, esnaf odaları, TSO, gazeteciler dışında, Malatya'da yaklaşık bin 400 dernek var. Dernek başkanları kendi aralarında, bir temsilci seçerek Malatya için görüşlerini bildire bilirler.
Ülkemizde ekonomik kriz olmasına rağmen yetkili insanlar Malatya için bir şeyler yapma gayreti içinde ellerinden geleni yapıyorlar. Bu saatten sonra her şeyi devletten beklemek mümkün değil. Bizler de bir birey olarak, elimizi taşın altına koymamız lazım, herkes kendi bildiği konulara ellini atarsa o zaman birlikte güç doğar. Bu birlikte vatandaşa da güç verir.
Bizlerde; Malatya’mızı istenilen seviyeye getirebiliriz. Depremden 17 ay geçmesine rağmen hâlâ fikir ayrılıkları sürüyor. Bu normal mi? Bu doğal mı? Şunu da belirtmek istiyorum. En kısa zamanda; saydığım kuruluşlar odalar, dernekler vs. Malatya’mızı bir araya getirecek ahi bir insanı görevlendirmesi lazım, seçilecek bu insan tüm STK'ları, odaları, TSO, vs. Bir araya getirsin neler yapılması gerekir seçilen bu başkan bir toplantı yapılıp, Herkesten yazılı olarak, projeleri neler olduğunu toplantıda sunum yaparak anlatır ve projesini yazılı olarak sunar. Çünkü akıl akıldan üstündür. Toplantıda Malatya için neler yapılması gerektiği' de orada tartışılsın. Toplantıdan sonra Kime ne görev düşüyorsa bunu da yapsın. Zaten Kurumlar olarak, belediyelerin belli bir görevi var. Malatya valiliğin belli bir görevi var.
Kısaca; devlet kurumların ayrı ayrı bir görevleri var. Özellikle bazı kurumların bildiğim kadar başka kurumlara karışma yetkisi yok. Bu da görev dağılımında sıkıntı doğuruyor ve yapılan işlerde boşluk görülüyor. Bu çalışmalara meal vermemek için lütfen neler yapılması gerekiyorsa; yapılsın, Malatyalılar olarak hâlâ kendimize gelemedik çok üzgünüz, Malatya'nın son haline bakıp ağlıyoruz kısaca memleketimizi gözü yaşlı izliyoruz.
Malatya'da özellikle vatandaşlar biz gazetecileri yolda gördüğü zaman bu konuları gündeme getirmemizi istiyorlar lütfen! Bizim dilimiz olarak bu konuları gündeme getirin biz birey olarak kimseye ulaşamıyoruz, sizler bu sıkıntılarımızı yazın sizleri takip eden, çok kitle var diyorlar. Öyle bizler de memleketimize zarar vermemek için bazı konuları muhatabıyla konuşmaya çalışıyoruz. Çünkü her şeyi bir anda yazmak olmuyor. Yerel televizyonda insanlar açık açık dertlerini dile getiriyor. Ekranda söylemek de olmuyor. Zor bir dönemden geçiyoruz. Mutlaka, herkesin hatası vardır bazı şeyler gözden kaçabilir. Lütfen birbirimizi yaralamadan eksiklerimizi bir an önce yaparak, Birbirimize yardımcı olalım. Kurumlar, odalar, dernekler arasındaki küskünlükleri de bir kenara bırakalım. Bu konuda kime ne görev düşüyorsa lütfen bu görevin yerine getirsin.
Biz Malatyalıyız ahde vefayı biliriz. Biz biliyoruz birlikte kuvvet doğar. Bir taş varsa, bu taşı hepimiz birlikte kaldıralım. Malatya olarak birbirimize sahip çıkarak Malatya’mızı tekrar eski haline getirelim. Burada kime ne görev düşüyorsa lütfen yerine getirsin. Eskiden beri örfümüzü de geleneklerimizde bir adet var. Bir komşumuz öldüğü zaman, darda kaldığı zaman komşularımız ve mahalledeki insanlar 3 gün komşumuzun açısını paylaşır üç gün evde yemek pişmez ve mahallenin insanları komşularımıza yemek getirir ve acısını paylaşırdı.
İşte biz buyuz, yediğimiz ekmeği bölüşen insanlarız, aynı sofrada yemek yiyen insanlarız. Biz Malatyalıyız örfümüzü ve adetimizi yerine getirelim birbirimize sahip çıkalım. Görüyoruz ki kiralar başını almış gidiyor. Bu gerçekten çok vahim bu bize hiç yakışmıyor. Şu anda insanlar ekonomik kriz içerisinde ve mağdur. Deprem sonrası çoğu insan il dışına çıktı memleketimizin insanları evlerini bizlere açarak her türlü yardımı yaptı. Çoğu insanlar hiç maddiyat gözetmeden evlerini depremzedelere parasız verdi.
Biz ne yaptık bunu fırsat bilerek kendi hemşerimizi mağdur ettik, bu durum hiçbir Malatyalıya ve Müslümana yakışmaz Sonra bu gibi insanlar Müslümanız diye dolaşıyor. Aramızda! Hiç bir Müslüman, bir Müslümanın dışarıda kalmasına razı gelmez. Deprem sonrası Müslümanlıkla hiç ilgimiz olmadığını gördük. Müslümanım diyenler depremi fırsat bilip, şeytana tapan insanlar olmuşlar. Kısaca İnsanların dini imanı para olmuş, bunu deprem sonrası yaşadık. Allah bu gibi insanlardan bizi muhafaza eylesin Yazacak çok konu var.
Birbirimize zarar vermemek için yazmıyorum. Buradan varını yoğunu Müslüman kardeşine evlerine açanlardan Allah razı olsun, rabbim rızklarını bol etsin. Son olarak lütfen Malatya olarak herkes elini taşın altına koysun. Buradan siyasiler bu zor dönemde kimliklerini bir kenara koysun,
Bugün birlik olma zamanı.
Teşekkür ederim...