Vatanı için; 3 aylık bebeğinden, yeni evlendiği eşinden, anasından, babasından vazgeçen, bu ülkenin huzuru ve bölünmez bütünlüğü için canını seve seve veren şehitlerimizin yanında bizim kendi gündelik sevgilerimizden vazgeçişimizin ne önemi olabilir ki?

Malatya ve Elazığlı fanatikler tam da böyle dedi dün.

Kömürhan Köprüsü’nde bir araya gelirken, futbola dair ne kadar ayrılıkçı düşünceleri varsa bir kenarı bıraktılar.

Dün oradaydım.

Malatyalı taraftarlar önce gelmişti.

Elazığ’dan çıkan otobüsler Kömürhan’ı geçip toplanma yerine geldiğinde, daha önce bir birine taş atan taraftarların bu kez kardeşçe, dostça sarıldıklarını gördüm.

Gözlerim doldu, ülkemle, vatanımla bir kez daha gurur duydum.

Bu kardeşçe sarılmayı yapabiliyorsak, hiçbir kuvvet duramazdı çünkü önümüzde.

Türkiye’de fanatizmin en fazla olduğu futbol branşında, hele de geçmişinde acı izler taşıyan iki ezeli rakibin tüm ayrıştırıcı duygularından vazgeçip, tek Türk bayrağına sarılması bu ülkenin ne kadar derin ve güçlü bağları olduğunun en açık göstergesiydi.

Taraftar her şeyin farkındaydı.

Elazığlı – Malatyalı kimle görüşsem mesajlar hep aynıydı: “Başka Türkiye yok”

Allah, bu farkındalığı tüm ülkemize nasip etsin.

Tüm yurttaşlar, Malatya ve Elazığ taraftarı gibi 50 yıllık tribün çekişmelerine ‘amasız, fakatsız, ancaksız’ sünger çeksin.

Düşünsenize en aykırı, en fanatik, en su istimale açık ortamda bile bu birliktelik sağlanıyorsa, neden toplumun diğer alanlarında bunu başarmayalım.

Meselenin Türk – Kürt kavgası olmadığını hepimiz biliyoruz.

Bir tercih yapmalıyız artık.

Ya tek Türkiye deyip, ön şartsız daha sıkı sarılacağız bayrağımıza ya da bizi bir birimize düşüren fitnelerin ekmeğine yağ çalıp, göz yumacağız tüm bu oyunlara!

İşte bunun için önemlidir dünkü buluşma!

Doğu’nun tek terör eylemine sahne olmamış iki kalesi aslan gibi bir duruş gösterdi.

Tıpkı Mustafa Kemal gibi; ‘Söz konusu vatansa gerisi teferruattır’ dedi.

“Şu Fırat’ın suyu akar derindir” türküsüne birlikte ağladık. Çünkü aynı kültürün, aynı medeniyetin, aynı ecdadın torunlarıyız.

“Harput’ta bir güzel gördük, zülüfünü tel tel örmüş”

“Çayda çıra”yı beraber yaktık!

3 ayak oynadık, Kömürhan’dan birlikte geçtik.

Coğrafyası aynı, tarım ürünleri aynı, kültürü, akrabalık bağları, yemekleri bile aynı iki şehrin yeniden bir olmasını gördük.

Bu kardeşliğin; ne bir futbol müsabakasında ne de saçma sapan bir bölge müdürlüğü tartışmasında ölene dek bozulmamasını diliyorum.

Malatya ve Elazığ’ın bu birlik beraberlik duruşunu tüm Türkiye gösterse, bu ülkede ne terör barınır ne de yaltakçıları!