Malatya’da geçtiğimiz nisan ayında yaşanan zirai don sadece kayısı üreticilerini değil, tüm şehir esnafını olumsuz etkiledi. Kayısının hasadıyla başlayan düğün hazırlıkları bu sene ertelenince Malatya ekonomisinin bel kemiği olarak görünen kuyumcular yaşanan zirai donun piyasaya etkilerini BUSABAH Medya’ya anlattı.
Bu yıl Malatya’da hem kayısı hem de altın piyasası soluk ve sessiz. Malatya’nın da aralarında bulunduğu 36 şehirde etkili olan zirai don, kentteki tüm esnafı olumsuz etkiledi. Halkın alım gücünün, şehrin ekonomisinin belirlendiği kuyumcular da zirai donun darbesini hissetmeye başladı. Kapatma kararı alan kuyumcular, sadece altın bozdurmak için kuyumcuya giden halk… Şehir ekonomisinin kilit noktası olan Kuyumcular Çarşısı’nda esnaflarla konuştuk.
“ŞEHİRDE PARA KALMADI”
Malatya Kuyumcular Çarşısı’nda esnaflık yapan Ramazan Alptekin, kayısı rekoltesindeki kaybın kuyumculuğa doğrudan yansıdığını belirtti. Malatya ekonomisinin kayısıya bağlı olduğunu söyleyen Alptekin, “Geçtiğimiz nisan ayında yaşanan zirai don tüm Malatya’yı etkilediği gibi bizleri de etkiledi. Kayısının yanması, kuyumculardaki işi durdurma noktasına getirdi. Herkes düğün planlarını erteledi, düğün bir yana çiftçi borçlarını ödeyemez hale geldi. İlacın, gübrenin borcunun derdine düştü çiftçi, hal böyleyken kimsenin aklına düğün yapmak gelmiyor. Biz de kuyumcular olarak kayısıyı bekliyorduk. Malatya’da giyimcisinden kuyumcuya, marketinden kasabına herkes kayısı satıldıktan sonra iş yapmaya başlar. Malatya’nın ekonomisi kayısıya bağlı, şehirde harcayacak para kalmadı. İnsanlar pandemiden beri cebinden harcıyor, herkes borçlu” diye belirtti.
KUYUMCU DÜKKANLARI KAPANIYOR
Yaşanan zirai dondan sonra kuyumcuların kapattığını söyleyen Alptekin, “Şehrin belirli kesimlerinde kuyumculuk yapan arkadaşlarımızdan mesleği bırakacaklarına dair duyumlar alıyoruz. Yavaş yavaş toparlanan, kapatan arkadaşlarımız var. Kuyumcu dediğin şehrin bel kemiğidir, şehrin ekonomisini elinde tutar. Malatya’da insanlar yatırım için bankaya değil, kuyumcuya gelir. Bir bankanın kapatılması ülkede ne anlama geliyorsa, bir şehirde kuyumcu kapatılıyorsa oturup düşünmek lazım şehrin durumunu” sözlerine yer verdi.
ALIMLAR DURDU, BOZDURMA BAŞLADI
Kuyumcular Çarşısı’nda esnaflık yapan Fatih Dursun da, zirai donun üzerinden sadece iki ay geçmesine rağmen kimsenin altın almadığını, sadece altın bozdurulduğunu söyledi. Kayısının tüm piyasaları etkilediğini ifade eden Dursun, “Kayısının yanması sadece Malatya’yı değil tüm Türkiye’yi etkiledi. Malatya’nın geçim kaynağı kayısı, kayısı olmayınca kimsenin eline para geçmiyor. Kuyumculuk için de durum böyle, herkes düğün yapmak için kayısıyı bekliyor, kayısı satılacak altın alınacak, kuyumcu da gidip başka esnaflardan ihtiyaçlarını karşılayacak. Bu anlamda kayısı şehrin ekonomisi için kilit mekanizması görevi görüyor. Zirai dondan sonra Malatya’da hayatta, ekonomide durma noktasına geldi. Kayısı yanalı sadece iki ay oldu ama şu an sadece altın bozdurma yapıyoruz, altın satışı durdu” diye konuştu.
“KUYUMCUDA PARA BİTER Mİ?” SORUSUNU DUYUYORUZ
Malatya için çok acil bir şekilde kalkınma planlaması yapılması gerektiğini söyleyen Dursun, “Ülke genelinde de bu zirai donun etkileri yavaş yavaş hissedilmeye başladı. Araç satışından, ev satışına, beyaz eşya satışından, tatil planlamasına kadar tüm piyasalar kayısının yanmasının olumsuz etkilerini görüyor. Malatya’da şu an canlı para sıkıntısı var, insanlar altın bozdurmak geldiği zaman bazen paramız olmuyor. Günde defalarca ‘Kuyumcuda para biter mi’ sorusunu duyuyoruz. Kayısı tüm Malatya ekonomisini durdurdu. Altın satmak bir yana borca verdiğimiz alacaklarımızı bile alamıyoruz. Malatya ticaretinde ‘Kayısıda veririz’ diye bir tabir vardı, tüm esnaf bu cümleye güveniyordu ama bu sene bu tabir yalan oldu. Malatya’da herkesin kayısıyla bir bağı var. Hepimizin ana babasının eğer yoksa bir akrabasının kayısı bahçesi vardır. Bende aynı zamanda bir çiftçiyim ve bir çiftçi olarak devletten beklentilerim var. Malatya için acil kalkınma planı yapılması lazım çünkü biz zirai donun etkilerini sadece bu sene değil önümüzdeki 2-3 sene görmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“KAYISI AYAKLAR ALTINDA OLMASIN”
Yaşanan zirai donun çiftçiye zararının en az seviyeye düşürülmesi gerektiğini düşünen Dursun, “Malatya ve Malatyalılar gerçekten sınanıyor. Pandemi, deprem, zirai don, yağışlardan kaynaklı sel. Depremin etkilerini üzerimizden atamadan darbe üzerine darbe alıyoruz. Malatya bunca felaketten sonra tek başına toparlanamaz, devlet büyüklerinden bu konuda yardım istiyoruz. İnsanlar kayısıya bir yıl boyunca emek veriyor, ilacı, gübresi, aşısı. Herkes emeklerinin karşılığını almak için çabalıyor. Yaşanan felaketten sonra devletten destek bekliyor. Kayısı üreticileri artık ağaçlarına küsmeye başladı. Ben kendi adıma konuşayım, kendi bahçemi 3-4 yıldır manolya vurdu. Bu sene oldu dedim, verim alacağım dedim şimdi de zirai don vurdu. Bu bir felaket kimsenin suçu yok ama devletin çiftçiyi ayakta tutması lazım. Bu sene kayısı yok diye kilosu 500-1000 lira olacaksa, seneye kayısı bol olunca ayaklar altında olmasın. Karadeniz’de çayın, fındığın bir piyasası var, bir alt limit belirleniyor. Malatya dünya kayısı ihtiyacının yüzde 75’ini karşılıyor ama ne bir komisyonu var ne bir sahip çıkanı” diyerek konuşmasını bitirdi.










