Diyanet-Sen Malatya Şube Başkanı Mehmet Engin, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir basın açıklaması düzenledi. Dün Sendika Binası’nda düzenlediği basın açıklamasıyla emeğin önemine dikkat çeken Engin, önemli açıklamalarda bulundu.

Memur-Sen’li, Diyanet-Sen’li dava arkadaşlarının, kamu görevlilerinin, işçilerin, işsizlerin ve tüm emeklilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladıklarını ifade eden Engin, üretimin vazgeçilmez bileşeni insan ve onun emeği olduğunu söyledi.

“SOYLU MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ”

Emeğin sermayeden güçlü olduğunu yineleyen Engin,

“İnsana dair olanı en değerli gören medeniyet kültürünün fertleri olarak; insan emeğinin, hakkının ve onurunun yok sayılmasının demokrasinin, özgürlüklerin, hukukun, ekonominin ve devletin yok sayılması demek olduğu bilincinde olan, insanı ve emeği nesneleştiren, alın terini değersizleştiren hiçbir anlayışı kabul etmiyoruz. Emeğin sermayeden güçlü olduğunu yineliyor, insan onuruna saldıran emperyalist düşkünlüğe, insani değerleri ayaklar altına alan kapitalist düzene, insanı ve onun emeğini ötekileştiren iktisadi düşüncelere son vermek için inançla ve dirençle soylu mücadelemizi sürdürüyoruz. Sermayeyi değil kamu görevlileri ve işçilerinin refahını esas alan, sömürüye karşı kamu görevlilerinin ve çalışanların haklarını koruyan, büyüme ve refahını çalışanlarıyla paylaşan ve onların yararını önemseyen toplumsal düzenin öncelenmesini istiyoruz”

şeklinde konuştu.

“IRKÇI SALDIRILARI KINIYORUZ”

‘islamofobik’ eylemleri gerçekleştiren anlayışı ve insanlık suçunu oluşturan bu ırkçı saldırıları kınadıklarını ifade eden Engin,

“Dünyanın birçok yerinde sendikal hakların doğrudan yasaklar, kısıtlamalar, şiddet ve yıldırma yoluyla ihlal edilmeye devam edildiği bu süreçte, sendikal haklara yönelik bu saldırıların evrensel demokrasiye, emeğin güçlenmesine ve bunun neticesinde toplumsal kalkınmaya yönelik birer saldırı olduğu idrakiyle karşı duruyoruz. İstikrarlı ekonomik büyümeyi, çevresel duyarlılığı, sosyal adaleti ve hukukun üstünlüğünü uyumlu bir şekilde birleştirmeyi başarabilen, gelecek nesillerin refahını da gözeterek istihdam yaratan, yoksulluğu azaltan ve adil gelir dağılımını sağlayan sürdürülebilir kalkınmayı önemsiyoruz, önceliyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun, kim olduğuna kimden yana olduğuna bakmaksızın açlık çekenlerin, açıkta olanların ve zulüm görenlerin ayağa kalkması için onlara hep birlikte el uzatalım diyoruz. İslam dinini hedef alan, Müslümanlara karşı öfke ve nefreti artırmaya yönelik ‘islamofobik’ eylemleri gerçekleştiren anlayışı ve insanlık suçunu oluşturan bu ırkçı saldırıları kınıyoruz”

söyleminde bulundu.

“ BİR AN ÖNCE ONAYLANMASINI BEKLİYORUZ”

“Terörü destekleyenlere, terörden medet umanlara karşı tavizsiz tutumumuzdan vazgeçmeyerek, Ülkemizin her karış toprağında huzurun ve refahın hâkim olması için sürdürülen mücadeleyi ve kararlılığı sarsılmaz bir biçimde destekliyoruz” diyen Engin, sözlerine şöyle devam etti:

“İnsana yakışır iş ve çalışma koşullarının oluşturulması amacıyla Avrupa Sosyal Şartına konulan çekincelerin kaldırılmasını, ILO’nun Toplu Pazarlık Sözleşmesi, Şiddet ve Tacizin Ortadan Kaldırılmasına ilişkin Sözleşme gibi henüz onaylanmayan sözleşmelerinin ülkemizce bir an önce onaylanmasını bekliyoruz. ‘Özgür birey, demokratik devlet, sivil toplum’ hedefiyle bizi biz yapan değerlerin ışığında, insan onurunu esas alan, vesayete kapılarını kapatan, özgürlükçü, sivil, demokratik sosyal hukuk devletini gerçek anlamıyla hayata geçiren, hiç kimseyi ötekileştirmeyen, din ve vicdan özgürlüğü ile düşünce ve kanaat hürriyetini ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla kullanabilmeyi mümkün kılan, kamu görevlilerinin iş güvencesini koruyan, grev ve siyaset hakkını teminat altına alan, yeni anayasanın yapımı için beklenmesin diyoruz.”

“EMEKÇİLERİMİZİN RAHAT BİR NEFES ALMASINI İSTİYORUZ”

Büyük Türkiye idealiyle uyuşmayan örgütlenme önündeki yasakların kaldırılarak grev hakkının kamu görevlilerine tanınmasını istediklerini belirten Engin,

“Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası sürecinde sorumluluk almayı milli bir görev kabul eden ülkemizin en büyük Konfederasyonu Memur-Sen olarak ve sendikalaşma oranı en yüksek kamu sendikası Diyanet-Sen olarak; yüksek enflasyonun bitmesini, ekonomik krizlerin sona ermesini, maaşların yükselmesini, alım gücünün değerlenmesini, kamu görevlileri ve emekçilerimizin rahat bir nefes almasını istiyoruz.  4688 sayılı Kanun’un; kapsamı, tarafları, süresi, işleyişi ve grevsiz toplu pazarlık anlayışıyla sürdürülebilir olmadığının görülmesini, mevcut toplu sözleşme sisteminin taraflar arası eşitliğe, uluslararası norm ve kararlara, evrensel ilkelere uygun hale getirilmesini, Büyük Türkiye idealiyle uyuşmayan örgütlenme önündeki yasakların kaldırılarak grev hakkının kamu görevlilerine tanınmasını istiyoruz. Kurum İdari Kurulları ve Kamu Personeli Danışma Kurulu gibi sosyal diyalog mekanizmalarının, çözüm üretme noktasında daha işlevsel hale getirilmesini, paydaşlık süreçlerinin daha etkin kullanılmasını bekliyoruz”

ifadelerine yer verdi.

Engin, Ekonomik ve Sosyal Konsey gibi katılımcı demokrasi seçeneklerinin artırılmasını, mevzuatına uygun bir şekilde toplanmasını önemle ifade Ettiklerini söyleyerek,

“Kadın kamu görevlilerimizin çalışma hayatında desteklenmesini, annelik haklarının korunmasını, doğum sonrası yarım zamanlı çalışma hakkına ilişkin yönetsel düzenlemenin gerçekleştirilmesini, kreş ihtiyacının karşılanmasını, kadına yönelik şiddetin engellenmesini ve kadın kamu görevlilerinin yönetim görevlerinde daha fazla yer almasını önemsiyoruz. Emeklilerin bayram ikramiyelerinin artırılması, eş ve çocuk yardımından faydalandırılması; engelli kamu görevlilerimizin mali haklarında iyileştirme yapılması, emeklilik haklarında düzenleme ve çalışma şartlarında pozitif ayırımcılık yapılması gerektiğini vurguluyoruz.  Zam ve tazminatların günün koşullarına uygun hale getirilmesini, evlenme yardımı ve bayram ikramiyelerinin kamu görevlilerine de ödenmesini talep ediyoruz”

dedi.

Muhabir: Hüseyin Kocaman