Eski Milli Eğitim Müdürlüğü önünden Kernek Meydanı'na kadar uzanan sessiz bir yürüyüş gerçekleştiren sağlık çalışanları, saldırılara dikkat çekti.

Yürüyüş sonunda Kernek Karagözlüler Cami önünde toplanan grup adına bir konuşma yapan İnönü Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi 4. Sınıf öğrencisi Enes Kılıç, Gazze'de yaşanan zulme dikkat çekerek, Filistin halkına yönelik sürdürülen soykırımı kınadı. Kılıç, yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:

“Bugün 30 Kasım 2024. Gazze’deki dehşet verici ablukanın 421. gününde, sessiz yürüyüşümüzün 55. haftasında bildirimizi okumak için toplanmış bulunuyoruz. Bizler; memleketimizin dört bir yanında görev yapan hekim ve sağlık çalışanları olarak Gazze’deki sağlık krizini bir yılı aşkın bir süredir, büyük bir endişe ve öfke ile takip etmekteyiz. Sahada çalışan gazetecilerden, Gazzeli meslektaşlarımızdan, insanî ve uluslararası yardım çalışmaları yapan kuruluş ve organizasyonlardan bize ulaşan bilgiler; durumun vahametini tüm açıklığıyla gözler önüne sermektedir.”

“50 BİNDEN FAZLA İNSAN KATLEDİLDİ”
Gazze’de 50 binden fazla insanın şehit edildiğini söyleyen Kılıç,
“Gazze’deki ablukanın; insanî yardım girişi ve dağıtımına engel olduğuna, yardım ekipleri ve su kaynaklarına yönelik yoğun saldırılarla birlikte kasten organize edilmiş bir kıtlığa sebep olduğuna tanık olmaktayız. Şu anda nüfusun yüzde 96'sı giderek artan gıda güvencesizliği ile karşı karşıya. Gazze’nin her yerinde; insansız hava araçlarıyla, keskin nişancılarla, hava ve kara bombardımanıyla; sivil çocuklara, kadınlara ve erkeklere yönelik katliamlar gerçekleştirilmektedir. Yüzde 90'ı sivil olmak üzere 50 binden fazla insan İsrail saldırılarında katledildi. Yerleşim alanlarının kasıtlı olarak yok edildiğine şahit olduk. 400 günü aşkındır evlerinden sürülen, güvencesiz koşullar altında yaşamaya zorlanan kardeşlerimizin mazlumluğuna şahit olmaktayız”
ifadelerini kullandı.

“SOYKIRIMA SEYİRCİ KALACAK DEĞİLİZ”
Soykırıma sessiz kalamayacaklarını vurgulayan Kılıç,
“Soykırımın sonuçlarının önlenmesi ve iyileştirilmesinde; sağlık sisteminin, hastanelerin ve sağlık profesyonellerinin rolü muhakkak büyük önem arz etmektedir. Bu soykırıma seyirci kalacak değiliz. Bu nedenle memleketimizin her tarafından yükselen seslerimizi; sivillerin hedef alınmadığı, güvenli koşullarda çalışabilmeyi talep eden Gazzeli meslektaşlarımızın sesleriyle birleştiriyoruz. 16 Kasım’da Ankara’da sağlık müdürlüğü önünde “Gazze’ye tıbbi koridor açılması” için düzenlenmiş olan eyleme canlı bağlantıyla aramıza katılan Gazze Sağlık Müdürü konuşmasında, “Biz Gazze'deki doktorlar ve sağlık çalışanları olarak Allah bizden razı olduğu halde ona kavuşuncaya kadar meydanı terk etmeyeceğimize yemin ettik. Benim dedem, Osmanlı ordusunda şehit düştü. Sizin dedeleriniz de Kudüs kapısında şehit düştü. Mü'minin mü'mine karşı durumu kurşunla perçinlenmiş bir bina gibidir. Mü'min, mü'mini yalnız bırakmaz. Yardım edin. Biz inanıyoruz ki Türkiye’deki kardeşlerimiz Filistin halkımızı böyle katledilir bir şekilde bırakmayacaktır” demişti”
açıklamalarında bulundu.

“SAĞLIK SİSTEMİ ÇÖKMÜŞ”
Kılıç,
“Sağlık sistemi çökmüş olan 2 milyon nüfuslu içi yaralı dolu mazlum beldeyi tek mi bırakacağız? Devasa hastaneleri olan bir ülke olmamıza rağmen, ambulans helikopterleri ve uçakları olan Müslüman ülke olmamıza rağmen bir yaralı parmaklarını saramayacak mıyız o çocukların? İşte bu sebeple her fırsatta tıbbi koridor talep ediyoruz! Yaralıların bize getirildiği, bizim yaralılara götürüldüğümüz ve sağlık malzemelerinin yakılmadan bombalanmadan güvenle Gazze’ye ulaşacakları bir koridor talep ediyoruz”
şeklinde konuştu.

“HERKESİ BOYKOTA DAVET EDİYORUZ”
Son olarak Kılıç,
“Uluslararası toplumu, devletleri ve ilgili yönetimleri Gazze halkına karşı yapılan soykırım ile ilgili bir kez daha uyarıyor ve şunları talep ediyoruz: Acil bir şekilde kalıcı ateşkes sağlansın, Gazze’deki abluka kaldırılsın, insanî ve tıbbî yardımlarla beraber tıbbî yardım sağlayacak heyetlerin Gazze’ye girişi sağlansın, Sağlık tesisleri ve sivil altyapı korunup tahrip olanlar yeniden inşa edilsin. Bu sonuçlara ancak; Gazze ve Lübnan'da yaşamı korumaya yönelik uluslararası bir siyasetle, İsrail'e yönelik somut siyasî ve iktisadî yaptırımlar yoluyla ulaşılabilir. Bizler tüm toplumların ve devletlerin üzerine düşen görevi yapamaya davet ediyoruz. Başta yöneticiler olmak üzere, tüm vicdan sahibi herkesi bu apaçık zulme karşı elinden, dilinden gelen her şeyi yapmaya ve boykota davet ediyoruz”
diye sözlerini noktaladı.