Malatya’nın Battalgazi ilçesinde bulunan Zeynel Abidin Türbesi, Alevi vatandaşların ibadet mekanı olarak kullanılıyor. Türbenin dedeleri olarak bilinen Süleyman Sönmez Dede, Ali Ekber Karaduman Dede ve Semih Erdem Dede, Duruş Medya’ya özel açıklamalarda bulunarak Aleviliğin Malatya’ya nasıl geldiğini anlattılar.

“ALEVİLİK HER ZAMAN MALATYA'DA VAR OLMUŞTUR”

Aleviliğin her zaman Malatya’da var olduğunu ifade eden Süleyman Sönmez Dede, “Alevilik eskiden beri var. Arapgir’de Onar Köyünde 900 yıllık bir cemevi var. Alevilik Malatya’ya 900 yıl önce gelmiş. Eskide Alevilik şu ankinden daha güzelmiş, çünkü eskilerimizin söylediklerinde biliyoruz. Önceden dedeye bir saygı varmış, dede talip meselesi varmış. Dedelerimiz her türlü zulme karşı, kıyıma karşı, baskıya karşı Aleviliği taa bugüne kadar getirip bizlere teslim etmişler. Alevilik her zaman Malatya'da var olmuştur” sözlerine yer verdi.

“BİZ ALLAH'IN KELAMINI PARAYLA SATMAYIZ”

Aleviliğinde zamanla revizyona uğradığını söyleyen Ali Ekber Karaduman Dede, “Şehyhasan köyünde 2 tane dergahımız vardı. Dergahlarda dedelerimiz muhabbet edip sorunları dinler çözerlerdi. Eskiden köy evlerinde çatı olmaz damlar vardı, bu damlarda gözcülük yapılırdı. Onar köyündeki insanlar bizim köyden göç almıştır. Eskiler mağarada yaşayıp orada Cemevi yapmışlar. Alevilik yıllardır var olan bir mezhep. Günümüzdeki Alevilik eskisine göre daha farklı. Her şey revizyona uğradığı gibi Alevilik de revizyona uğradı. Alevilik konusu devlet olarak ele alınamadığı için bizler toplumumuzu kucaklayıp bir araya getirme şansımız olmuyor. Biz Alevi canlar olarak gönüllü olarak yapıyoruz ve bu işten de ücret almıyoruz. Rızalıkla alınan helal, rızalıksız alınan haramdır. Biz Allah'ın kelamını parayla satmayız” sözlerini aktardı.

“BU YOL KILDAN İNCE”

Semih Erdem Dede ise, “Tahrim Suresi 8. ayet gereği, önce biz canlardan tövbe, istiğfar alıyoruz. Hata yapmış olabiliriz. Aradan yıllar, aylar geçmiş. Bu ayette şöyle diyor, ‘Sizlere etkili öğüt veren Rabb’inize yani Allah'a sığının. Umulur ki Rabbiniz günahlarınızı, kusurlarınızı örter, sizi bağışlar, ayaklarınızın altında ırmaklar akan cennetine yerleştirir.’ Rüz-i mahşer günü Peygambere ve O’na uyanlar hüsrana uğramayacaktır. Onlar sağlarında, sollarında ışıklarla koşarak Rablerine gelirler ve derler ki, ‘Rabbimiz, ışığımızı tamamla, bizlere affeyle, sen Gafuru Rahimsin.’ Ve ondan sonra, tövbe günahlarımıza, estağfurullah deriz. Alevi inancında aslında Fatiha Suresi’nde 2 ibare var. Biri sıratellezine; ahkam-ı şeriat, dini İslam, diğeri de Sırat-ül Müstakim, Tarık-ül Müstakim yolu. Kıldan ince, kılıçtan keskin, peygamberlerin süre gittiği yol. Alevi dedeleri diyoruz ki; ‘Canlar gelme, gelme. Dönme, dönme. Bu yol ateşten gömlektir, demirden lebebidir. Bir sefer söz verirseniz dönemezsiniz.’ Bu yol kıldan ince. Alevi inancının yolu, erkan usulü, kaidesi ta İslamiyet'le ve Resulullah'ın Miraç dönüşü, Kırklar Meclisi'nde cemal cemala halka namazıyla, ibadetiyle başladı ve devam etti. Hala o devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Besime Güner