Malatya'nın köklü tarihini ve unutulmaya yüz tutan geleneksel yaşam kültürünü gelecek kuşaklara aktaran Eskimalatya Mahalle Yaşam Müzesi, kentin hafızasını canlı tutmaya devam ediyor. Müze Rehberi Azizhan Çelikkıran, eski Malatya evlerindeki günlük yaşamdan çeyiz geleneklerine, dokuma kültüründen fedakâr Malatya kadınlarına kadar dikkat çeken detayları paylaştı.
Çelikkıran,
"Gelin yatsa da yatmasa da çeyizine yün yorgan konmak zorunda, yoksa 'Kimsesi yok muymuş' diye dedikodusu çıkardı"
dedi.

Eski Evlerde Mevsimlik Yaşam Düzeni
Eski Malatya mimarisinin mevsimlere göre şekillendiğini belirten Çelikkıran, havaların soğumasıyla birlikte ev içi yaşamın da yer değiştirdiğini ifade etti. Çelikkıran,
"Havalar bozulunca analarımız alt sofaya geçerlerdi. Aşağı eyvanda yapılan işler, mevsimler dönünce alt sofada sürdürülürdü. Malatyalılarda bu yaşam kültürü uzun yıllar devam etti"
diye konuştu.

"Yün Yorgan Olmazsa Dedikodusu Çıkardı”
Çeyiz kültüründe yün yorgan ve döşeğin hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Azizhan Çelikkıran, bu geleneğin arkasındaki toplumsal baskıya da değindi. Kullanım tercihi değişse bile geleneğin sürdüğünü belirten Çelikkıran, şunları söyledi:
"Gelinlik kızların çeyizine muhakkak yün yorgan ve yün döşek konur. Gelin yatar yatmaz, o kendi tercihidir; çoğu artık yatmıyor. Ancak ne olursa olsun gelin kızın çeyizinde yün yorgan ve döşek olmak zorundadır. Niye olmak zorundadır? Olmazsa dedikodusu çıkar. 'Bunu kimsesi yok muymuş da çeyizine bir yün yorgan, yün döşek vurmamışlar' denilirdi."

Yerel Ekonominin Sembolü: Çırmıktı Çarşafı
Halk arasında "ehram" olarak bilinen örtünme giysisinin Malatya’daki özel adının "Çırmıktı çarşafı" olduğunu belirten Çelikkıran, eski dönemdeki yerel dayanışmayı şu sözlerle özetledi:
"Eskiden Yeşilyurt’ta (Çırmıktı) birçok evin altında dokuma tezgahları vardı. Analarımız, babalarımız çarşıya pazara gittiklerinde 'Paramız Malatya’da kalsın' düşüncesiyle hareket ederdi. Zaten o çarşaf bir tek Malatya’da dokunduğu için tüccara 'Çırmıktı çarşafı geldi mi?' diye sorar ve onu satın alırlardı."

"Analarımız Çağasını Kendine Yük Saymazdı"
Müzede yer alan yün çırpan kadın maketi üzerinden eski kadınların ev içi emeğini ve annelik fedakarlığını anlatan Çelikkıran,
"Eski analarımız bir yandan yün çırpıp işiyle meşgul olurken, beşiğin ipini ayağına bağlar, bir yandan da çağasına (çocuğuna) mukayyet olurdu. En ağır işlerde bile çocuklarını kimseye emanet etmezlerdi; çünkü çağasını kendine yük saymazlardı"
ifadelerini kullandı.




