İthalat konusunda tüm vekillere seslenen Kılınç, “TBMM’deki temsilcilerimize sesleniyoruz ithalatı durdurun, üreticiyi koruyun. Bu ülkeye başka ülkelerin malını sokarak ithalata muhtaç etmeyin, üreticiye sahip çıkın, üretici zor durumda” dedi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Malatya Ziraat Odaları Birliği Başkanı Yunus Kılınç, İlçe Ziraat Odaları başkanları ile birlikte basın konteynerlerini ziyaret ederek üretici ve çiftçilerin sıkıntıları hakkında bir basın açıklaması yaptılar. Malatya kayısısı ve çiftçilerin içinde bulunduğu zor ve sıkıntılı süreçler hakkında bilgi veren Kılınç, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) yeni yasama yılının hayırlı olmasını temennisinde bulunarak, yeni yasama yılında üretici ve çiftçileri destekleyecek kanun ve düzenlemelerin yapılmasını talep etti.

“YENİ BİR YASAL DÜZENLEME YAPILMASINI İSTİYORUZ”

Yeni yasama yılında ilk yapılacak işin, üretici ve tüketicinin hak ve menfaatlerini korumak olduğunu söyleyen Kılınç, “Bugün Ziraat Odası İl Koordinasyon toplantımızı yapmak üzere tüm Malatya Ziraat Odaları olarak bir araya geldik ve asrın felaketinden sonra konteynerlerde vazifesini eksiksiz yerine getiren basınımızın değerli temsilcilerini ziyaret ettik. Asrın felaketinden sonra Malatya’mızda çok sıkıntılı günler yaşandı. Bunların bir taraftan telafisi yapılırken bir taraftan da insanlarımızın fedakarlıklarından dolayı tüm Malatya kamuya ve vatandaşlara teşekkür ediyoruz. Pandemi sürecinde olduğu gibi asrın felaketini yaşamış bölge olarak tarım üretiminden bir nebze olsun geride kalmayarak üretimini gerçekleştiren tüm üreticilere ve çiftçilerimize selam olsun. TBMM açıldı, 28. Dönem, 2. yasama yılı başladı. Biz burada Ziraat Odaları olarak anayasal haklara sahip, demokrasi ile seçilen TBMM’deki tüm milletvekillerimizi bizim temsilcimiz olarak kabul ediyoruz. Yeni yasama yılımızın ülkemize, çiftçimize, üreticimize ve bilhassa deprem geçirmiş 11 ilimize hayırlara vesile olmasını diliyorum; ancak biz çiftçi temsilcileri olarak yeni yasama yılının başlangıcında ilk yapılacak işin üretici ile tüketicinin hak ve menfaatlerini koruyacak yeni bir yasal düzenleme yapılmasını istiyoruz. TBMM’deki temsilcilerimiz gerçekten eğer üreticinin durumunu ve Ziraat Odalarını yapmış olduğu baskıları görüyorlarsa buna bir an önce çözüm bulmaları lazım” şeklinde konuştu.

“BENİM KAYISIMIN DEĞERİNİ DÜŞÜRÜYOR”

Üreticilerin zor durumda olduğuna vurgu yapan Kılınç, “Genel Başkanımız Şemsi Bayraktar, her ay açıklama yapıyor. Market ile tarla arasındaki fiyat farkı 10 kata çıktı. Tarlada bir ürün 2-3 lira iken marketlerde 25-30 liraya satılıyor. Bu yıl eğer Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) büyük bir fedakarlık yapıp 10 milyon ton arpa ve buğdayı almasaydı, ticaretçilerin eline bırakılsaydık geçen yıl 8 liraya sattığımız buğdayı bu yıl 6 liraya çiftçinin elinden alacaklardı. Üretici zor durumda, biz bunu her yerde haykırıyoruz. Bizim girdi maliyetlerimiz yüzde 100’ün üzerinde arttı. Devlet Su İşleri (DSİ) sulama suyu maliyetini yüzde 100 artırdı. Mevsimlik tarım işçisine geçen yıl 216 lira ödeme yapılırken, bu yıl 450 liradan ödeme yapıldı, asgari ücret ile beraber artış yüzde 120 oldu. Aynı zamanda mazot ve gübrede yüzde 100 artışlar yapılırken bir üretici olarak geçen yıl sattığımız fiyata bu yıl ürünümüzü satamıyorsak bu sorumluluk TBMM’ye aittir. Eğer ben kayısı üretiminde Türkiye olarak dünya birincisiysem, 750 bin ton kayısı üretimi Türkiye’de varsa Malatya’da 650 bin ton kayısı üretiliyorsa bu da Avrupa Coğrafi İşaret Belgeli ise eğer dünyada kuru kayısının yüzde 85’ini Malatya’da kayısı üretici üretiyorsa neden İran, Özbekistan, Kırgızistan’dan zerdali getirilip benim kayısıma karıştırılıyor? Bunlar Avrupa’da benim kayısımın değerini düşürüyor. Burada üretici isyan ediyor, bize baskı yapıyor. Badem üretiminde Adıyaman, Elazığ ve Malatya bölgemizde Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri, Tarım Bakanlığı teşvikler yaparak badem üretimini çoğaltmak istediler. Badem üretimi arttıkça bu sefer ithalatın önünü açarak ve gümrük vergisini yüzde 2’ye çekerek badem ağaçlarının bugün sökülmesine sebep oldular. Çiftçi burada isyan ediyor. Eğer üretici ürettiği şeker pancarını bugün devlete teslim edecek deprem bölgesi olarak eğer mart ayında para alacaksak gerçekten bu üreticinin durumu ne halde olur düşünün. Ben bilhassa bunu açıklıkla ifade ediyorum deprem bölgesindeki pancar üreticinin parasını bir ay içinde kendilerine ödemeleri gerekiyor bugün bir fiyat açıklanacak maliyetler artacak ve mart ayında almış olduğu para ile bu üretici bir daha pancar ekemeyecek” ifadelerini kullandı.

“ÇİFTÇİMİZİN TEMSİLCİSİYİZ”

İthalatın durdurulması ve üreticinin korunması gerektiğine dikkat çeken Kılınç, “TBMM’deki temsilcilerimize sesleniyoruz ithalatı durdurun üreticiyi koruyun. Bu ülkeye başka ülkelerin malını sokarak ithalata muhtaç etmeyin, üreticiye sahip çıkın, üretici zor durumda. Geçen yıl 5 lira 80 kuruşu toprak mahsullerince alınan mısır bu sene 6 lira ise bunu oturup düşünmeleri lazım. Biz sivil toplum kuruluşuyuz, çiftçimizin temsilcisiyiz, çiftimizi sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz” dedi.

“ÇEKİRDEKSİZ KAYISININ NEREDE YETİŞTİĞİNİ ANLAMIŞ OLDUK”

Basın açıklamasından sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılınç, farklı ülkelerden getirilen zerdalilerin Malatya kayısısına karıştırılması ile kalitenin düşürülmeye çalışıldığını ifade ederek, “Toprak Mahsulleri Ofisi bizlerin gayreti ile alım yapmayı kabul ettiler; ama maalesef TMO müdahale etmediği için üreticinin yıllardır 5 tane ihracatçının elinden çektiği çileyi hiç kimse bilmiyor. Sadece vatandaşın kayısısının fiyatını düşürmek için dışarıdan getirmiş oldukları zerdalileri kayısıya karıştırarak kayısının kalitesini düşürüyorlar. Bu bir ticaret veya ihracat değil bu açık ve net bir sahtekarlıktır. Bu Türkiye’ye ve Malatya’ya ihanettir. 5 kayısı ihracatçısının kim olduğunu kimse bilmiyor. Çünkü bizim çiftçi olarak tanıdığımız insanlar tedarikçiler. Tedarikçilerimiz bu yıl kayısı sezonunda ilk kayısıyı 160-165 liraya aldılar. Bir ay sonra piyasadan çekildiler. Biz tedarikçilere ‘Niye kayısı almıyorsunuz?’ diye sorduğumuzda ‘İhracatçılar bize kayısı almayın’ diyorlar ve daha önce Borsanın açıkladığı çekirdeksiz kayısının nerede yetiştiğini biz anlamış olduk. Demek ki burada rekolteyi yüksek tutarak diğer ülkelerden getirdikleri kayısıları Malatya kayısısı diyerek sattıkları açıkça ortaya çıktı. Bundan sonrada ticaretçiler, ihracatçılar ve Tarım İl Müdürlüğünün kendi kafalarına göre yapacakları bir rekolte çalışmasının içinde biz ziraat odaları olarak çiftçimizin lehine orada bulunmayacağız, oraya bir imza da koymayacağız. Çünkü sahtekarlığın her yönü açığa çıkmış oldu. Bizim yıllardan beri söylediğimiz bu rekolte çalışmasının hiç kimseye bir faydası yoktur. Sadece gariban üreten, üreticiyi, çiftçiyi tokatlamak için yapılan bir oyundur. Biz bu oyunu bozacağız ve içinde de yer almayacağız” diye konuştu.

“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN OLMASI LAZIM”

Pancar alım fiyatlarının açıklaması ile ilgili de bir açıklama yapan Kılınç, “Pancar fiyatlarının tahminlere göre bugün ya da yarın açıklanması bekleniyor. Ancak ben bunu açıkça ifade edeyim bu fiyat açıklanırken yüzde 100 maliyetlerin olduğu göz önüne alınarak kilogramı 3 TL’nin altında olmaması gerekiyor. Artık Türkiye olarak şekerde de ithalatçı duruma gelmememiz için pancar fiyatlarının 3 liranın altında olmaması gerekiyor; çünkü sürdürülebilirliğin olması lazım. Eğer bu yıl pancardaki fiyat yetersiz olursa parası da mart ayında ödenecek olursa üreticimiz bir daha pancar ekmeyecek diye düşünüyorum. Malatya Şeker Fabrikamız çalışan bir fabrika bölgedeki illerden de pancar sürekli geliyor. 500 bin ton kapasiteli bir fabrikamız. Eğer fiyat tatmin edici olmazsa pancar üretiminin tamamen duracağını tahmin ediyoruz bu konuda da yetkililere uyarımız sakın 3 TL’nin altında pancar fiyatı açıklamayın ve deprem bölgesindeki illerin parasını da mart ayına bırakmayarak bir ay içinde ödemelerini talep ediyoruz” söyleminde bulundu.

“FATURA ÇİFTÇİYE KESİLİYOR”

Son olarak sözleşmeli tarım ile ilgili bir açıklama yapan Kılınç, “Sözleşmeli tarım Türkiye’nin ticaret ahlakı ve ticaret kanunlarına göre bakıldığında üreticimiz için kaçınılmazdır. Biz sözleşmeli tarımdan yanayız eğer böyle bir uygulama başlatılırsa üreticimiz rahatlar, üreticimiz para kazandığı için şeker pancarı ekmiyor üreticimiz alım garantisi olduğu için şeker pancarı ekiyor ve bunda da son yıllarda bir gelir elde edemiyor çünkü maliyetlerimiz çok yüksek. Yani tarım ve hayvancılıkta ithalat durmazsa eğer ihracatçının uygulama kanunu böyle devam edecekse bu üreticiye yazık olur. Bu ülkenin yükünü çiftçi taşıyor her kim ne yaparsa yapsın sonuçta fatura çiftçiye kesiliyor. Meclisteki temsilcilerimizin de bunu göz ardı etmemelerini istiyoruz. Üreticimize sahip çıkmalarını istiyoruz. Üreticiyi korumazsanız, üretimden düşer. Tüketiciyi korumazsanız gıda enflasyonunu önleyemezsiniz bu konuda mutlaka yasal bir düzenleme bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.      

 
 
 

Muhabir: Mehmet Kıroğlan