Depremin ilk saatlerinden itibaren Malatya Şehir Mezarlığına koştuklarını söyleyen Gassal Hülya Baltı, bu mesleği 15 yıldır yaptığını ve böyle bir acıyı hiç görmediğini söyledi. Gözyaşlarına hâkim olamayan Balta,

“Depremden çıkarılan cesetler buraya getirildi. Daha sonra beni cenaze yıkamam için çağırdılar. Girdiğimde arkadaşımın kızı ve torunu olduğunu gördüm ve çok etkilendim. Çok acıydı. Arkadaşım ağlıyordu. ‘Beni de yanına götür. Ben de göreyim ne olursun’ diye yalvarıyordu. Cenaze çok kötü durumdaydı, her tarafı ezilmişti. Çok kötü oldum zaten. Hem ilk olması hem de arkadaşımın kızının olması beni çok etkilemişti”

ifadelerini kullandı.

“ALLAH BİZE KIYAMETİ GÖSTERDİ”

Enkazdan çıkartılan cesetlerin ya parçalandığını ya ezildiğini ya da bir uzvu olmadığını söyleyen Baltı,

“Çok ezilmemiş olanları yıkadık, kefenledik ama çok ezilmiş olanlar ise Müftülük dedi ki yıkanmaz onlar. Biz onları kefenledik, o şekilde defnettik. Yani gerçekten Allah bize kıyameti gösterdi”

şeklinde konuştu.

“AĞLAYARAK BU İŞLERİ YAPTIK”

Unutamadığı o anlardan bir anı anlatan Baltı,

“Bir cenaze geldi bize, üç yavrusuyla beraber vefat etmişti. Eşi İstanbul'a gitmişti. Çocuklar anneleriyle beraber ölmüştü. Eşi geldi dedi ki ben de o günü İstanbul'daydım, yoldan döndüm, dedi. Adam dördünü birden tabuta koymamızı istedi ama tabuta sığmazlardı. Yok dedik, ısrar etti, ben bu şekilde yaptıracağım, dedi. Yani çok üzülmüştüm, çok ağlamıştım o adamın bu durumuna. Ağlayarak bu işleri yaptık. O kadar çok etkilenmiştim ki sürekli ağlıyordum, tutamıyordum kendimi. Yani bir müddet ağlamalarımı durduramıyordum. Hala da aklıma geldikçe vicdanım paramparça oluyor. Allah hepsine gani gani rahmet etsin. Onlar şehit oldular. Çok acı, çok üzücü; her birini ben kendi annem, kendi ablam, kendi evladım gibi hissettim”

şeklinde konuştu.

“HER OLAYDAN FARKLI ETKİLENDİK”

Depremde şehit olan vatandaşları yıkayıp kefenlediklerini aktaran Gassal Akif Polat,

“ Deprem zamanı burada yaşadığımız her olaydan farklı etkilendik. Mesela çocukların etkisi farklıydı. Ailece enkaz altında kalan cenazeler, anne babasını kaybeden çocuklar, çocuklarını kaybeden anne babalar, eşini kaybedenler, kardeşini kaybedenler, komşusunu kaybedenler vardı. Allah bir daha yaşatmasın bu olayları”

diye konuştuk.

“ALLAH ÖYLE BİR SABIR VERMİŞTİ Kİ!”

Polat,

“Böyle bir deprem felaketiyle karşı karşıya geldik. Allah bir daha yaşatmasın. Bir daha verilmesin. Rabb'im ülkemizi korusun. Milletimizi korusun. Normal cenazelerde mesela feryat figan çok olur ama bu depremde Allah-u Teâlâ bize bir sabır vermişti ki yani hiç ağlama yok. Bu bizi mutlu etmişti. Bizim yakın komşularımızdan anne baba ve iki kız enkaz altında kalıyor ve vefat ediyorlar. Geriye sadece iki kız kalıyor. Buraya geldiklerinde Allah öyle bir sabır vermişti ki hiç feryat figan etmeden cenazelerini sessiz sedasız gömdüler. Onların bu imtihanını gördük ve hiç aklımdan çıkmıyor”

ifadelerini kaydetti.

“ESKİ GÜNLERİ HATIRLAYIP AĞLIYORDU”

Bir babanın acı olayına şahit olduğunu söyleyen Polat,

“Buraya gelen cenazelerde genelde anne kız beraber yıkanıp kefenlendi ya da baba oğul beraber yıkandı. Ben bir olaya şahit olmuştum, beni çok etkilemişti. Hem eşini kaybetmişti hem de kızını kaybetmişti. Sürekli buraya gelip eski günleri hatırlayıp ağlıyordu. Kızıyla olan anılarını anlatıyordu hem bizi hem de kendisini ağlatıyordu. Bir de bize 10-11 yaşlarında bir çocuk cenaze geldi. Onu yıkarken resmen bize gülümsüyordu. Sanki canlıymış da bize gülüyor gibiydi. Çok etkilendim ondan. Peygamber Efendimizin bir hadisinde buluğ çağına gelmeden vefat eden bir çocuk cennetliktir”

sözlerine yer verdi.

Muhabir: Mehmet Kıroğlan