Vah zavallı Müslüman(!)

Geçtiğimiz cumartesi günü Hamas El-Kassam Tugayları, İsrail’e karşı bir saldırı hareketi başlattı. Tabii olarak ardından da karşı saldırı başladı.

Bunlar tamam da bu saldırılardan daha şiddetli bir yorum saldırısı başladı.

“Canım, şimdi Hamas’ın yaptığı da iş mi? Etine buduna bakmadan koskoca İsrail’e kafa tutuyor.”

“Efendim, bu da İsrail’in oyunu. Böyle yaptırdı ki Hamas’ı tamamen ortadan kaldırsın.”

“Yav, dünyaya meydan okuyan ve en iyi istihbarat sistemine sahip olan İsrail’in bu kadar hazırlığı görmemesi mümkün mü? Demek ki Hamas’la İsrail birlikte hareket ediyorlar.”

“Hamas bu hareketiyle en çok Filistinlilere zarar veriyor. Bir an önce bu hareketi durdurmalı.”

     ……………..

Eskiden kuvvet haktadır, hak kuvvette değildir diye güzel bir söz vardı toplum hayatında. Birkaç güzel değerimiz daha vardı: inanç hassasiyeti, namus, haysiyet, malına-canına zarar vermek isteyenlerle mücadele, haysiyet, onur, şeref gibi…

Vah zavallı Müslümanım vah! Sen sadece inancını değil, inancınla birlikte diğer değerlerini de gömmüşsün yerin dibine. Sen hakkı kuvvette görmüşsün. Güçlü kimse o haklıdır, felsefesi seni de almış çarkının dişlileri arasına.

Evvela şunu bilmelisin ki Hamas, öyle canı sıkıldığı için falan saldırmadı zalimlere. 1940’lı yıllardan başlayarak sistematik işgal planını 1967’de 6 Gün Savaşları ile pekiştiren zalim İsrail’den hakkını geri alma savaşıdır bu.

Altmış seneden beri toprağına, namusuna, kutsalına musallat olan zalimlere hak ettikleri cezayı verme savaşıdır bu.

Yarım asırdan fazla bir zamandan beri her gün bir veya birden çok çocuğunu Siyonist zihniyetin kurban aldığı babaların yeter artık dediği harekettir bu.

Senin tek derdin aldığın arabanın kredisini ödemek iken aç, susuz bir şekilde cepheye koşup dünyayı gözünde sıfıra indiren aslanların savaşıdır bu.

Kudüs’teki o mescit senin de ilk kıblen iken yani senin de kutsalın iken, sen bu gece hangi diziyi izleyeyimin hesabını yaparken senin adına da o kutsalı müdafaa eden yiğitlerin cennete koştuğu savaşın adıdır AKSA TUFANI.

Onlarca yıldan beri her gün düzenli olarak Müslüman öldüren, çocuklara bile acımadan onları yakıp, parçalayıp yerlerde sürükleyen, araçlarla üzerlerinden geçen canilerin durdurulma çabasıdır bu savaş.

O devlet, bu devlet organize ediyor gibi saçma sapan fikirlerle tarafını bile zulümden yana oluşturan o zavallı insanlar bilmezler ki durum onların dediği gibi olsa bile artık bu zulme bir başkaldırı söz konusudur ve içinde insanlıktan azıcık kalıntı kalan herkes, mazlumların galibiyeti için çabalamak zorundadır. Elinden ne geliyorsa onu yapmalıdır. Hiçbir şey yapamıyorsa ellerini semaya kaldırıp: “Ya Rab; şu an Filistin’de bir avuç yiğit kulun, senin kutsal kıldığın Mescid-i Aksa’yı, İslam’ın onurunu ve izzetini kurtarmak için canlarını ortaya koymuş senin rızanı talep ederek cihat ediyor. Onları galip getir ki yeryüzünde senin dininin izzetini muhafaza edecek aslanların yok olmasın. Allah’ım, senin elçin de Bedir’de öyle yapmıştı. Dizlerinin üzerine çöküp ellerini semaya öyle bir kaldırmıştı ki sırtındaki örtüsü yere düşmüştü. Sana yalvarmış ve demişti ki Ya Rab, şu bir avuç Mümin kulun senin rızan için cihat ediyor. Onlar mağlup olur ve yok olursa yeryüzünde sana kulluk edecek kimse kalmayacak. Sen onları galip getir.”

Konforlu yumuşacık koltuğunda oturup bilmem ne marka ortopedik yatağında keyif çatarken, sofranda enva-ı çeşit yemeklerini bir güzel afiyetle yerken böyle dua edemesen de hiç olmazsa kalben destekle o kahramanları. Allah’ım ben keyfimden taviz veremiyorum ama kalbim İslam için, şeref için, namus için savaşan o insanlardan yanadır diye hisset tombiş kardeşim. Unutma ki bu düşünce, İslam’dan ve insanlıktan çıkmadan önceki son virajdır.

Gün, birlik ve beraberlik günüdür. Gün, İttihad-ı İslamı tesis etme günüdür. Gün bütün zalim Amerika ve Avrupa’nın zulme taraftar olmalarındaki net tavır kadar; İslam’da, insanlıkta, mazluma destek olmakta, haysiyette, şerefte var olduğumuzu haykırma ve net olma günüdür. Vakit, şişirilen İsrail balonunun aslında hiç de korkulacak gibi olmadığını ortaya çıkarma vaktidir. Yapabiliyorsak canımızla, yapamıyorsak malımızla, onu da yapamıyorsak duamızla tarafımızı belirleme vaktidir. Şu an Kudüs’ün yeniden fethine talip olmuş binlerce Selahaddin-i Eyyübi’ye yoldaş, arkadaş olma zamanıdır.

Biz hakiki inancın gerçek gücüne inandığımız zaman Bedir’de, Mute’de ve daha nice savaşta bizden sayıca kat kat fazla nice ordulara galip geldik. Bunda da gelebiliriz, yeter ki İslam dünyası liderleri, yöneticileri, halkı ile yeniden birlik olmayı başarsın. Yeter ki Müslüman; bu dünyadaki hayat amacının güzel evler, arabalar alıp lezzetli yemekler yiyip konforlu vakit geçirmek olmadığını anlasın.

“Allah’ın ipine topluca sımsıkı sarılın ve dağılıp ayrışmayın.” ayetindeki başarı sırrını çözdüğümüz anda o gözümüze dev gibi gelen İsrail, Amerika ve Avrupa’nın aslında birer cüceden ibaret olduğunu anlayacağız. İnşallah iş işten geçmeden bu sırra vakıf oluruz.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Unsu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah değil haberi geçen ajanstır.



Anket Malatya'da yerinde dönüşümü kim yapmalı?
Tüm anketler