Geçenlerde şöyle yüksekçe bir yerden kuş bakışıyla güzel Malatya’ma bakarken, derin bir iç çekişin ardındanelimde olmadan daldım düşüncelere…


“Galiba son yıllarda pençesine düştüğümüz toplumsal yozlaşma bizi her yönüyle esir aldı. Ne şehir sevgisi, ne aile yaşantısı, ne de dost-arkadaş ilişkisi eskidenolduğu gibi…”


Evet, tam olarak bunu düşündüm…


Peki nerden mi bu yargıya vardım, açıklayayım hemen…


-Kime sorsam, kiminle konuşsam, bir memleketi sevmeme, nefret etme hali…


-Memleketin gerçeklerine yabancı olma, hatta “bana ne!” vurdumduymazlığı…


-Mahallenin namusunu sahiplenen, giren çıkanın GBT’sini sorgulayan gençlerin sayısının azalması, ya da onların da zamana ayak uydurup başka işlere meyletmesi…


-Değerlere sahip çıkılmaması, hatta bunun “bu adam da kim?” boyutuna taşınması… (Kaç gencimiz sanat dünyasındaki Malatyalı sanatçılarımızı tanır?)


- Kardeşin kardeşe rakip olup, ondan daha fazla kazanmanın yollarını hileyle desiseyle gerçekleştirmeye çalışması…


-Aynı meslek dünyasında yer alan, her gün yüz yüze bakan kişilerin birbirine tahammül edememesi,meslektaşına karşı iflah olmaz bir ayak kaydırma çabası…( Bu madde galiba en çok bizim mesleğe uyuyor)

- O sizden, bu bizden, şu karşı taraftan, beriki yan taraftan ayrıştırmasıyla, yıllarca kapı komşuluğu yapmış kişilerin bir birine Fransız kalması…


-Çevreye, yaşlıya, bayana, aileye, çocuğa saygının anlamını yitirmesi, “zırt” tiplerin türeyip, şehri esir alması…


Daha yazayım mı? Bence bu kadar yeter… Canınızı daha fazla sıkmayayım isterseniz… İşte biz ne yazık ki bu hale geldik.


ARİF YILDIZ’A YAPILAN SALDIRIYI KINIYORUM


Seçim günü MHP İl Başkanı Arif Yıldız’a Sütlüce’de yapılan saldırıyı nefretle kınıyorum. Kim her ne gerekçe sunarsa sunsun, kim yapılan bu alçak saldırıya her ne kılıf uydurursa uydursun, bunun adı resmen zorbalık, eşkıyalık, tahammülsüzlük, provokasyon…


Ne demek Allah Aşkına, “Onların burada ne işi var” deyip, yapılan saldırıyı bu saçma gerekçenin arkasına gizleme çabası böyle!


Bu kadar saçma, bu kadar içi boş, bu kadar anlam verilmesi zor bir saçma gerekçe olabilir mi Allah aşkına?


Tabi gelecek!


Oraya MHP’lisi de gelecek, AKP’lisi de gelecek, BDP’lisi de gelecek…


Sayın Arif Yıldız’ı yakından tanıyan birisi olarak, bu talihsiz olaya bir kat daha fazla üzüldüm.


Bu kadar beyefendi, bu kadar sağduyulu, kişinin tuttuğu partiyi, mezhebi önemsemeden siyaset yapan birisi nasıl böyle bir saldırıya uğrar, çok üzücü gerçekten.


O SENE BU SENE OLUR MU?


Belediye başkanı Ahmet Çakır tarafından atama usulüyle görev alan yöneticiler, sonunda pes ettiler ve kenara çekildiler.


Kabul gören bir gerçektir; kulüp yönetmenin bir alt yapısının, bir birikiminin olması lazım. Öyle “Ben yönetici oldum, bekle bizi şampiyonluk” demekle olmuyor bu işler.


Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır’ın futboldaki gereksiz inadı, bize sadece zaman değil, milyonlar da kaybettirdi.


Şehircilik adına, beğenirsiniz beğenmezsiniz radikal adımlar atıp, Malatya’nın çehresine etki edecek işler yapan Başkan Çakır, futbolda ise tam anlamıyla hayal kırıklığı yarattı. Futbola üvey evlat muamelesi yapmayarak, verdiği destekle aldığı primi, yönetici belirlerken yaptığı yanlışlarla bir çırpıda sildi süpürdü.


Bunu geç de olsa anlayan Başkan Çakır, 4 yılın sonunda gelinen nokta itibariyle eldeki zarar tablosunun büyüklüğünü de göz önüne almış olsa gerek ki, kulübü kısmen de olsa belediye bünyesinden çıkararak, İstanbul merkezli bir yönetime teslim etti.


İstanbul’da plastik sektörü pazarında iş yapan, Malatya Kale doğumlu Adil Gevrek başkanlığında oluşturulan yeni yönetim, Malatya’dan da iş adamı İlhan Kavuk ile desteklenerek, karma bir yönetim modeli ortaya konulmaya çalışıldı. Başkan Çakır bu yönetime Belediye içinden de güvendiği bir ismi dâhil ederek, Belediye’nin elinin denetleyici mekanizma olarak, sürekli kulübün üzerinde olacağının mesajını verdi.


Takımı kendisine bir yük olarak gören Başkan Çakır sonunda bu yükten az da olsa kurtulmuştu. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır’ın en başından beri kulübü teslim etmek istediği kişinin, “Ben olmam ama sana yardımcı olurum” hakemliğiyle oluşturulan yönetim, yapılan kongrenin ardından işe koyuldu.


Malatya’da fazlan tanınmayan Adil Gevrek, şivesiyle Malatyaspor’un eski kulüp başkanı, aynı zamanda hemşerisi de olan Haşim Karadağ’ı andırsa da, duruşu ve de mimikleriyle; sakin, ölçülü birisi imajı veriyor.

Yönetimine İstanbul’dan dâhil ettiği isimler ise tam tersi, kişide güven bunalımına yol açabilecek bir intiba uyandırıyor. Ama yine de biz, “Buz dağlarından daha güçlüdür, yıkamazsınız ön yargıyı kolay kolay” sözünü kulağımıza küpe yaparak, yukarıdakinin sadece öznel bir yorum olduğunu hatırlatalım.


Sayın Gevrek kısa sürede büyük bir heyecanla transfere başladı. Ve en merak edilen soru da cevabını buldu. “Kulüp Malatya’dan mı, yoksa İstanbul’dan mı yönetilecek?” sorusunun cevabı Kavuk ile Gevrek arasında kısa süreli bir krizi tetiklese de, Büyükşehir Başkanı Ahmet Çakır’ın araya girmesiyle sorun şimdilik tatlıya bağlandı.


Cafer Aydın’ın anlaşılıp sonradan vazgeçilmesi, transferde karar verici mekanizmanın çift başlılığı, kulübün yönetildiği yer gibi, iki tarafın arasında gerginliğe yol açan durumlara yenileri eklenir mi bilinmez ama bu çift başlı yönetiminin 1 sezon boyu sağlıklı bir şekilde yürüyeceğini söylemek, sanki biraz saflık olur diye düşünüyorum.


Takımın başına getirilen teknik adam isminin ve transferde izlenen yolun camiada şimdilik yarattığı memnuniyet dalgası sezon başlayana kadar sürer mi bilinmez ama ekonomik anlamda yönetimin devamlılık arz edebilmesi kolay görünmüyor.


Umarız 4 yıldır bekleneni veremeyen Yeni Malatyaspor, tarihindeki ilk sivil yönetimiyle başarılı bir sezon geçirir.


Başkan Gevrek’e şunu da hatırlatmakta yarar var diye düşünüyorum: Malatya zor bir şehir. İnsanıyla, sosyal yaşantısıyla, havasıyla, suyuyla… Eğer bu işte yaptığınız güzel işlerin karşılığı olarak takdir beklerseniz, üzülürsünüz.

Taraftarın eleştirisine, basının yorumlarına, parlayıp, içerlerseniz işin içinden çıkamazsınız.