Yaşam

Türk felsefesinin Malatyalı dehası: Kitapları derslerde okutuluyor

Türkiye’de felsefenin kurucu isimlerinden biri olan ve hem savunduğu düşüncelerle hem de ortaya çıkardığı eserlerle felsefenin deha isimlerinden biri olarak anılan Takiyettin Mengüşoğlu, insan felsefesi olarak bilinen alanın Türkiye'deki temsilcisi... Hayranlık bırakan başarıları ile anılan Mengüşoğlu’nun Malatyalı olduğunu biliyor muydunuz?

Abone Ol

Takiyettin Mengüşoğlu 1905 yılında Malatya'nın Hekimhan ilçesine bağlı Ağılbaşı Mahallesi’nde doğdu. Türkiye'nin felsefe tarihinde önemli bir yere sahip olan Mengüşoğlu, 1928 yılında Sivas Lisesi'ni bitirdi. Aynı yıl, Avrupa'da eğitim görme fırsatı sunan bir sınavı başarıyla geçti ve Almanya'ya gitti.

Almanya'da, Nicolai Hartmann'ın yanında çalışmalar yaparken, psikolog Prof. Köhler, mantıkçı Prof. Maier ve kültür felsefecisi Prof. Spranger'in derslerini de takip etti. Felsefi çalışmaları özellikle Hartmann'ın ilgilendiği mantık, bilgi teorisi, tarih felsefesi, etik ve doğa felsefesi alanlarında yoğunlaşmıştı. Ayrıca, felsefe doktorası için gerekli olan Latinceyi öğrendi ve Grekçe'yi de buna ekleyerek bilgi teorisi alanında derinleşti.

1937'de tamamladığı “Husserl ve Scheler’de Bilginin Hududu” adlı doktora tezi, Berlin Üniversitesi tarafından yayımlandı. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Umumi Felsefe ve Mantık asistanı olarak göreve başladı.

1942'de, “Nicolai Hartmann’ın 20. Yüzyıl Felsefesi'ndeki Yeri” adlı çalışmasıyla doçent unvanı aldı. 1953'te profesörlük unvanına yükseldi ve Sistematik Felsefe Kürsüsü'nün başına geçti.

1961-62 yıllarında Almanya'nın Tubingen Üniversitesinde misafir profesör olarak çalıştı. 1968 yılında ise İstanbul Üniversitesinde Sistematik Felsefe ve Mantık Kürsüsü’nü kurarak önemli bir akademik yapı oluşturmuştu.

FELSEFESİ

İnsan felsefesi olarak bilinen alanın Türkiye'deki temsilcisidir. "İnsan nedir?" sorusu üzerine sorgulamalar yürüten bu felsefe Antik Çağ'da başlar, Immanuel Kant ile temelleri oluşturulur. Felsefi antropoloji olarak da anılan etkinlik 1930'larda Max Scheler ve Ernst Cassirer ile devam eder. Aynı dönemde, 20. yüzyılın ilk yarısında, Takiyettin Mengüşoğlu insanın kendi kendisini özel bir felsefe dalının araştırma konusu yapar. İnsanın dünyadaki yerini açıklığa kavuşturmaya çalışırken, onun hayat durumlarına odaklanmıştır.

KİTAPLARI

Kant'ın Felsefesi

Kant ve Scheler'de İnsan Problemi

İnsan Felsefesi

Felsefeye Giriş

Değişmez Değerler, Değişen Davranışlar