Esenlik eski Genel Müdürü Veysel Tay, seçim öncesi yapılan işlemler ile seçim sonrası uygulamalar arasındaki farklara dikkat çekerek çarpıcı iddialarda bulundu.
Veysel Tay’ın dikkat çeken bir diğer açıklaması ise Meclis toplantılarında Büyükşehir Belediyenin kefil gösterilerek Esenlik’e borçlandırma yetkisi verilmesi olayı oldu. Tay açıklamasında, “rutin borçlanma yetkisi” olarak nitelendirdiği bu yetkide herhangi bir borç almadıklarını açıkladı. Borçlandırma yapılmayan bir iş için neden Meclis’ten karar çıkartıldığı da ayrıca merak konusu oldu.
Tay’ın yaptığı açıklamalar şu şekilde:
“25 Mart 2026 tarihinde yaptığımız ilk basın açıklamasında açıkça ifade ettiğim üzere; hem hukuk zemininde hem de kamuoyu önünde mücadelem kararlılıkla devam etmektedir ve edecektir.
İlk açıklamamızın ardından tablo netleşmiştir:
Bir tarafta kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğuyla hareket eden onurlu emekçi gazeteciler, diğer tarafta ise gazeteci kılığına bürünmüş, kiralık kalemler ve beslemeler...
Gerçeklerin ortaya çıkmasından duydukları korku nedeniyle bu çevrelerin nasıl paniğe kapıldıkları ve saldırganlaştıkları artık herkesin malumudur.
Altını özellikle çiziyorum:
Matematikten, akıldan ve gerçeklikten uzak; her hafta artırılan uydurma zarar ve borç masalları, bizim muhatap alacağımız bir konu değildir. Bu seviyesiz iddialara cevap vermek, bu kirli oyunun bir parçası olmak anlamına gelir. Buna asla tenezzül etmeyeceğim.
Ancak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına bir konu hakkında teknik bir açıklama yapma gereği hasıl olmuştur:
Şirketimizin, Türkiye’deki tüm belediye iştiraklerinde olduğu gibi, her yıl Büyükşehir Belediye Meclisi’nden aldığı rutin borçlanma yetkisi; teminat mektupları, kredi kartları, DBS ile Ödeme Sistemi gibi finansal araçların kullanılabilmesi için verilen standart bir yetkilendirmedir.
AÇIK VE NET:
Bu yetkiler kapsamında bugüne kadar tek bir kuruş dahi borçlanma yapılmamıştır.
Buna rağmen, bu teknik yetkilendirmeleri fiili borçlanma, hatta mevcut borca kefalet
vb. göstermeye çalışanlar, kamuoyunu bilinçli şekilde yanıltmakta ve yalanın sınırlarını zorlamaktadır.
Asıl konuşulması gereken nedir?
Seçim sonrası dönemde:
• Büyük çoğunluğu emeklilik yoluyla ayrılan, yaklaşık 200 personelin yerine, yeni istihdam yapılmamış,
• Yüzde 30 daha az çalışan ile dahi İşletme daha verimli hale getirilmiş,
• Kamu kaynakları daha etkin ve tasarruflu kullanılmıştır.
Ancak bunun yerine konuşulması gereken asıl skandal şudur:
Seçimlerden önceki SON 3 AYDA
Esenlik A.Ş. bünyesine yaklaşık 150 fazladan personel alınmıştır.
Bu ne demektir?
• Kamu kaynaklarının hoyratça israf edilmesi,
• Yeni yönetimin ağır bir mali yük altında ezdirilmek istenmesi,
• Ve açıkça ifade ediyorum: Kamu malına karşı yapılmış büyük bir sorumsuzluk, hatta ihanettir.
Bununla da sınırlı kalınmamıştır:
• Kuruma ait gayrimenkuller yok pahasına “emanetçilere” satılmış,
• Belediyeden alınan arsalar seçime 2 gün kala yine aynı çevrelere yok pahasına kiralanmış,
• Aynı kişilere ihalesiz ve fahiş bedellerle büyük işler verilmiştir.
Amaç açıktır:
Yeni yönetimin hareket alanını daraltmak, kamu zararını büyütmek, sistemi kilitlemek ve en vahimi de kamu kaynaklarından haksız kazanç elde etmek.
Ancak gerçekler er ya da geç ortaya çıkar.
Nitekim: Yargı organları bu usulsüzlüklerin büyük bölümünü tespit etmiş, haksız kazanç sağlayanlardan yüz milyonlarca lira geri alınarak kamuya iade edilmiştir.
Kamu malına uzanan eller tek tek kırılmıştır.
Bugün kalemini ve ekranını kiraya veren bu çevreler; yaptıkları ve yaptırdıkları usulsüzlüklerin sadece bunlarla sınırlı olmadığını çok iyi bildikleri için,
“Veysel Tay Susmalı/Susturulmalı” manşetleriyle korkularını dışa vurmaktadır.
Bu manşetlerle şahsımı hedefe koyarak, susturmaya çalışanların, kendilerinin de kalemlerini ve ekranlarını kiraya verdikleri kamu sırtlanlarının da şu iki hususu çok iyi bilmeleri gerekir:
1. Veysel Tay, sizin gibi yalanla, iftirayla değil; belgeyle, hukukla ve adaletle hareket eder. Şov yapmaz, bugüne kadar olduğu gibi gereğini yapar.
2. Veysel Tay susturulsa dahi; elindeki tüm bilgi ve belgeleri ilgili kurumlara ulaştıracak irade ve güvenilir dostları da her zaman var olacağı için kurtulmaları mümkün değildir.
Son olarak şunu da açıkça ifade ediyorum: Henüz konuşulmamış, ortaya çıkarılmamış çok daha fazla konu vardır. Başta Kanguru Koleji ve yöneticileri olmak üzere, haklarında kapsamlı değerlendirmeler yapılacak ve gerekli tüm hukuki süreçler kararlılıkla işletilecektir. Sırası gelen herkes, hukuk önünde hesap verecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”