Yaşam

Sultan-ı Enbiya ne zaman doğdu? O gece Mekke’de neler oldu? İşte 3 büyük sır

Kâinatın beklediği o mübarek şafak vakti yaklaşıyor. "Levlake" sırrına mazhar olan Sultan-ı Enbiya Efendimizin dünyayı şereflendirdiği Kutlu Doğum Haftası’nda gönüller nura boyanıyor. Peki, alemlere rahmet olarak gönderilen Habibi Zişan Efendimiz ne zaman doğdu? O gece Mekke’de sönen bin yıllık ateşlerin ve sarsılan sarayların ardındaki o 3 büyük sır neydi? İşte ruhunuzu titretecek o muazzam hayat hikayesi...

Abone Ol

20 Nisan 571... Tarih sustu, zaman durdu ve kâinatın en şerefli misafiri Habibi Zişan Efendimiz dünyayı teşrif etti. O sabah Mekke’de sadece bir güneş doğmadı; cehaletin karanlığına, zulmün pençesine bir hidayet nuru indi. 12 Rebîü’l-Evvel Pazartesi günü, tan yeri ağarırken doğan o eşsiz nur, bugün milyarlarca kalbe rehberlik etmeye devam ediyor.

SULTAN-I ENBİYA’NIN DOĞUMUNDAKİ 3 BÜYÜK SIR

İslam kaynakları, Efendimiz dünyayı şereflendirdiği anda yeryüzünde batılın belini kıran şu mucizeleri nakleder:

1.  Bin Yıllık Ateş Ansızın Söndü: Mecusilerin bin yıldır hiç sönmeden yanan ateşi, Sultan-ı Enbiya’nın doğumuyla bir anda sönüverdi.

2.  Sava Gölü Yerle Bir Oldu: Kutsal sayılan Sava Gölü’nün suları bir gecede çekildi, adeta kurudu.

3.  İran Sarayları Sarsıldı: İran Kisrası’nın muazzam sarayından 14 sütun büyük bir gürültüyle yıkıldı; bu, zulüm imparatorluklarının çöküşünün ilk habercisiydi.

HABİBİ KİBRİYA BİR YETİMİN ARŞ-I ALÂ’YA UZANAN YÜRÜYÜŞÜ

Daha ana rahmindeyken babası Hz. Abdullah’ı, henüz 6 baharında ise annesi Hz. Âmine’yi kaybeden o "Yüce Yetim", Allah’ın himayesinde büyüdü. Mekke sokaklarında "El-Emîn" sıfatıyla anılan Habibi Kibriya, daha peygamberlik gelmeden önce bile ahlakın en zirve noktasıydı. O, sadece bir insan değil; yerin ve göğün övdüğü, meleklerin gıpta ettiği bir mucizeydi.

HZ. HATİCE VE İKİ CİHAN SAADETİNİN İLK ADIMLARI

25 yaşında, "Tâhire" lakabıyla bilinen Hz. Hatice validemizle evlenen Habibi Zişan, aile saadetinin en eşsiz tablosunu çizdi. Bu mübarek yuvadan doğan Kasım, Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm, Fatıma ve Abdullah ile babalık şefkatinin en derin hallerini yaşadı. Evlatlarını toprağa verirken gösterdiği o vakar, bugün dertli gönüllere sabır taşı olmaya devam ediyor.

MİRAÇ HABİBİ KİBRİYA’NIN RABBİNE EN YAKIN OLDUĞU O GECE

Hüzün yıllarının ardından bizzat Mevlâ tarafından teselli edilen Efendimiz, Mescid-i Aksa’dan semalara, oradan da "Sidretü’l-Müntehâ"ya yükseltildi. Habibi Kibriya, o gece ümmeti için "gözümün nuru" dediği namazı ve müjdeleri getirirken; aslında her bir müminin miraca giden yolunu aydınlatıyordu.

"Kişi sevdiği ile beraberdir." — Gönüllerin Tabibi Habibi Zişan (S.A.V)

REFÎK-I A’LÂ’YA VUSLAT "ÜMMETİM, ÜMMETİM!"

Hicretin 11. yılında, ömrünü insanlığın kurtuluşuna vakfeden o yüce ruh, son nefesinde bile bizi unutmadı. Dudaklarından dökülen "Refîk-ı A’lâ’ya!" nidası, aslında bir veda değil, asıl sevgiliye vuslattı. Habibi Zişan’ın vefatıyla Medine yaslara boğulsa da, O’nun bıraktığı Kur’an ve Sünnet ışığı kıyamete kadar sönmeyecek.