Sokaklarında çekiç seslerinin, deri kokusunun ve el emeğinin sindiği o eski Malatya kültüründen geriye kalan son kaleler de birer birer düşüyor. 1982 yılından beri kentte ayakkabı tamiri ve boyacılığı yaparak geçimini sağlayan Nurullah Botanlı, sadece eskiyen ayakkabıları değil, aslında yok olmaya yüz tutmuş bir zanaatın son demlerini dikiyor. İlkokul 4. sınıfta, henüz 10 yaşında bir çocukken eline aldığı boya sandığı ve çekiçle yarım asırlık bir ömür tüketen Botanlı, bugün Malatya’da sessiz sedasız kapanan bir devrin şahitliğini yapıyor.
20 YILDIR KAPIMI ÇALAN TEK BİR ÇIRAK YOK
Geleneksel mesleklerin teknolojiye ve değişen dünya düzenine yenik düştüğünü belirten emektar usta, en büyük yarasının "yetişecek insan bulamamak" olduğunu söylüyor. Kendi dükkânını 1990 yılında açan ve o günden beri ekmeğini bu tezgâhtan çıkaran Botanlı, Malatya’da yaşanan çırak krizini şu sözlerle aktarıyor:
"Ben bu işe çocuk yaşta girdim. İlkokul 4. sınıfa gidiyordum, bir yandan okuyor bir yandan da ayakkabı tamircisinde çıraklık yapıyordum. Biz çekirdekten, ustalarımızın tezgâhında yetiştik. Ama şimdi durum çok acı... Benim en son çırağım 20 yıl önceydi. O da işi öğrendi, kendi dükkânını açtı gitti. Tam 20 senedir bu dükkâna 'Usta ben bu işi öğrenmek istiyorum, bana bu zanaatı öğret' diyen tek bir çocuk, tek bir genç girmedi. Arkamız boş, bizden sonra bu işi yapacak, bu tezgâhın başına geçecek kimse kalmadı."
"OKUMA AYAĞINA AKŞAMA KADAR EVDE YATIYORLAR"
Yeni neslin meslek öğrenmek yerine emeksiz ve kolay bir hayatı tercih ettiğini savunan Nurullah Usta, günümüz gençliğine ve ailelere sitem dolu sözlerle sesleniyor:
"Biz eskiden okurken bile yaz tatillerinde, boş zamanlarımızda gelir çalışırdık. Boş durmazdık. Şimdikiler 'okuyorum' ayağına akşama kadar evde yatıyor. Elde telefon, önlerinde bilgisayar... Kimse elini mesleğe, emeğe sürmek istemiyor. Sadece bizim meslek de değil; berberlerde, terzilerde, motor tamircilerinde bir tane çırak yetişmiyor artık. Herkes masa başı iş istiyor ama zanaat biterse, üretim biterse hayat durur. Ailelerin çocuklarını mutlaka bir zanaata yönlendirmesi lazım."
NAMUSA DOĞRU GEÇEN BİR ÖMÜR "SOĞUKLA MÜCADELE ETTİK AMA AÇ KALMADIK"
Eski Sinema Caddesi civarındaki küçük dükkânların olduğu dönemlerden beri bu işin kahrını çeken Botanlı, mesleğin zorluklarına da değiniyor. Yıllarca sokakta, zorlu kış şartlarında tezgâh açtıklarını belirten usta, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Her mesleğin kendine göre bir zorluğu var elbet. Bizim de ömrümüz hep sokakta, soğukla ve ayazla mücadeleyle geçti. Eski dükkânlarımız küçücüktü, hep dışarıda oturur, ayazın ortasında ayakkabı tamir ederdik. Şimdiki şartlar eskiye göre biraz daha iyi ama bu sefer de insan yok. Yine de şükürler olsun; bu meslek bizi hiçbir zaman aç bırakmadı. Çok büyük zenginlikler vermedi belki ama namerde de muhtaç etmedi. Bir evin geçimini, çoluk çocuğun rızkını hep bu tezgâhtan çıkardık."
Malatya’da mesleğini inatla ayakta tutmaya çalışan az sayıdaki emektardan biri olan Nurullah Botanlı, elindeki çekici son kez vuracağı güne kadar tezgâhının başında olacağını söylüyor. Ancak onun hikâyesi, sadece bir ayakkabı tamircisinin değil, Malatya'nın hafızasından silinen son zanaatkârların ortak ve hüzünlü bir çığlığı olarak kayıtlara geçiyor.