Yaşam

Kilosu bin lirayı geçti! Çiftçilerin yeni gözdesi oldu

Kilosu bin 200 liraya ulaşan yaban mersini, yüksek kazancı ve düşük su tüketimi sayesinde üreticilerin yeni gözdesi oldu. Doğru bakım teknikleriyle 20 yıl boyunca kesintisiz gelir sağlayan bu stratejik ürünün ekim alanları hızla büyüyor. Peki, tarlalarda yeni bir dönem başlatan bu meyve neden bu kadar değerli ve üreticiye sağladığı asıl avantajlar neler? İşte tarım sektöründe dengeleri değiştiren o kazanç kapısı...

Abone Ol

Türkiye’de tarımsal üretim haritası, yüksek katma değerli ürünlerin sisteme dahil olmasıyla kabuk değiştiriyor. Besin değeri ve sağlığa faydaları nedeniyle küresel piyasalarda "süper meyve" olarak adlandırılan yaban mersini, iç pazardaki talebin yanı sıra özellikle Avrupa’dan gelen yoğun ihracat siparişleriyle çiftçilerin radarını tamamen değiştirmiş durumda.

Son iki yılda ekim alanlarında görülen geometrik büyüme, tarlasından daha yüksek verim ve ciro elde etmek isteyen üreticilerin yeni bir üretim modeline yöneldiğini gösteriyor.

KİLOGRAM FİYATI 750 İLE 1200 LİRA ARASINDA DEĞİŞİYOR

Yaban mersini yetiştiriciliğini son dönemin en cazip yatırım alanlarından biri haline getiren temel unsur, ürünün piyasada bulduğu yüksek alıcı fiyatları olarak öne çıkıyor. İç piyasada taze meyvenin kilogramı kalitesine göre 750 lira ile 1200 lira arasında değişen rakamlarla tezgaha çıkıyor.

İşin ihracat boyutunda ise dondurulmuş yaban mersini gönderimleri, üreticiye kilogram başına 8 ila 10 dolar seviyesinde net döviz girdisi sağlıyor. Yatırımın geri dönüş süresi de tarım standartlarına göre oldukça kısa. Dikimden sonraki üçüncü yıldan itibaren tam verim kapasitesine ulaşan bitki, doğru bakım süreçleri uygulandığında yaklaşık 20 yıl boyunca düzenli ve yüksek gelir akışı yaratıyor.

DÜŞÜK SU TÜKETİMİ EN BÜYÜK AVANTAJI

Türkiye genelinde üretimin coğrafi dağılımı incelendiğinde; Karadeniz, Marmara ve Ege bölgelerindeki asidik ve organik madde yönünden zengin toprak yapıları üretim merkezi olarak öne çıkıyor. Toprak seçiciliği yüksek olan bu bitki, modern damla sulama altyapısıyla entegre edildiğinde benzer meyve türlerine kıyasla çok daha az su tüketimiyle gelişimini tamamlayabiliyor.

Küresel iklim değişikliği ve su stresiyle mücadele eden Türk çiftçisi için bu düşük su tüketimi, ürünü tercih etme noktasında anahtar bir rol oynuyor. Meyvenin sadece taze tüketimle sınırlı kalmayıp gıda sanayisinden kozmetik sektörüne kadar çok geniş bir sanayi ağında hammadde olarak kullanılması, pazar riskini sıfıra indirerek üretim hacmini her geçen gün yukarı taşıyor.