Sağlık

Kalp krizinde ilk müdahale nasıl olmalı?

Son zamanlarda giderek artan kalp krizi birçok insanın korkulu kâbusu olmaya devam ederken, Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ali Kılınç, kalp krizinin bilinmeyenlerini anlatarak, önemli uyarılarda bulundu. Kalp krizi geçiren birisine evde ilk müdahalenin nasıl yapılacağını anlatan Dr. Kılınç, “Yapacağımız tek şey hastayı sakinleştirmek, uzatmak ve doktor gelene kadar hastayı hareket ettirmemek” dedi.

Abone Ol

Çağımızın hastalıklarından bir tanesi de sık sık karşılaştığımız kalp krizi. Koroner arterlerin tıkanması ya da aşırı daralması sonucu kalp kasına giden kan akışının durmasına verilen isim olan kalp krizi, artık genç yaşlarda bile görülürken, kalp kriziyle ilgili bilgiler veren Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ali Kılınç, BUSABAH Medya’ya konuşarak önemli açıklamalarda bulundu.

Kalp krizinin son dönemlerde en tehlikeli hastalıklarından bir tanesi olduğunu dile getiren Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ali Kılınç, bu hastalığın her yaşta görülebildiğine dikkat çekti.

“HER YAŞTA GÖRÜLEBİLECEK BİR HASTALIK”

50 yaşın altındaki insanların büyük bir çoğunluğunda genetik olarak kalp krizi riski bulunduğunu ifade eden Dr. Kılınç, “Bir dakika. Buyurun. Artık günümüzün maalesef en tehlikeli hazırlıklarından bir tanesi. Yani her yaşta görülebilecek bir hastalık. Fizyopatoloji olarak 50 yaşın altındaki insanlarda damarda oluşan bir plağın çatlaması sonucu, o çatlayan ama plağın üzerinde pıhtılaşma oluştuğundan dolayı kalp krizi oluşur. Kalp krizi daha çok 50 yaşın altındaki insanlarda görülür ve bu yaşında altındakilerin büyük çoğunluğunda daha çok genetiktir. Genetik olarak kalp hastalığına yatkındır ve bunlarda aniden damardaki plağın çatlaması sonucunda, çatlağın üzerinde pıhtı oluşur ve o pıhtı damarı tıkayarak da hastayı kalp krizine götürür. Bu tür hastalar 50 yaşın altında ailesinde kalp krizi öyküsü olan varsa, onlar yüksek risk grubunda diyoruz, onlar mutlaka kendilerine çok iyi bakmaları lazım. Özellikle kolesterollerini mutlaka kontrol altına almaları lazım. Şeker varsa şekeri, tansiyonu varsa tansiyonu, bunlar çok iyi bir şekilde kontrol altına almamız lazım” şeklinde konuştu.

“DAMARLARIN TIKANMASIYLA KALP KRİZİ OLUŞUR”

50 yaş üzerindeki insanların da kalp krizi geçirebileceğini kaydeden Dr. Kılınç, “Bir de 50 yaşın üstündeki insanlarda yaşa bağlı olarak damarlarda süreç içerisinde damarda kireçlenme yani damar yatağında kiriçlenme birikmesinden dolayı oluşan plakların aynı şekil damarı tıkamasıyla kalp krizi oluşur. Veya damar tıkanmadan da o plağın çatlamasıyla da üzerinde pıhtı oluşarak hastalarımız kalp krizi geçirebilirler” dedi.

Kalp krizinin belirtilerini anlatan Dr. Kılınç, şunları söyledi:

“Kalp krizinde mutlaka göğüs ağrısı olur. Bu ağrı sanki göğsünüzün birisi oturmuş gibi bir ağırlık hissedersiniz. Bir göğsünüzde bir baskıyla karşılaşırsınız. Bu baskı nefes almanızı zorlar. Hareketsiz kalırsınız ve göğsünüzdeki ağırlık ve baskıdan dolayı çömelmek zorunda kalabilirsiniz. Bir de ecel teri olarak tabir edilen soğuk terlersiniz. Bu klasik kalp krizinin belirtileridir. Ancak kalbin arka duvarını besleyen damarlardaki oluşan krizlerde hasta daha çok ağrıyı diyaframın altında mide bölgesinde hisseder. Çünkü kalbin arka duvarındaki damarın mideyle komşuluğu vardır. Bu krizde hasta midesi ağrıyormuş gibi hisseder. Hasta midesini üşütmüş gibi hisseder, hatta mide ilacı alır, fakat hasta o anda kalp krizi geçiriyor olabilir. En tehlikelisi de bu. Çünkü mide ağrısıyla gelen her hastaya biz mutlaka EKG çeker, kalp krizini ekarte etmeye çalışırız.”

“EN AZ 10 BİN ADIM YÜRÜMELİYİZ”

Kalp krizinin önüne geçebilmek için neler yapılabileceğini de anlatan Dr. Kılınç, “Yani bunun için ne yapacağız? Bunun için yapacağımız şey şekerimiz, tansiyonumuz, kolesterolümüz varsa, kesinlikle bunları kontrol altına alacağız. Damar yatağında kireçlenmeyi azaltmak için mutlaka hareket halinde olmalıyız, yürüyüş yapmalıyız, mutlaka yağlı yiyeceklerden, ağır yiyeceklerden kaçmalıyız ama özellikle yürümeliyiz. Yani günde en az en az 10 bin adım, bu da yaklaşık 45 dakika, bir saate denk gelir, yürüyüş yapmamız lazım” şeklinde konuştu.

Kalp krizinin kadınlarda mı, erkeklerde mi daha fazla görüldüğünü dile getiren Dr. Kılınç, “Cinsiyet açısından kalp krizi erkeklerde daha çok görülüyor. Erkekler kadınlara göre yüksek risk grubundalar.  . Ancak kadınlar menopoza girdikten sonra risk eşitlenir. Kalp krizi yönünden diyabet grubu kalp krizi oranı diyabeti olmayanlara göre çok daha yüksektir. Yani açıklaması şu: Şeker hastalarında kalp krizi görülme oranı şeker hastası olmayanlara göre çok daha yüksektir. Hele hele kadınlarda diyabetin komplikasyonları çok daha fazladır. Yani erkeklere göre verdiği hasar, zarar çok daha fazladır. Kadınlar menopoza girdikten sonra bu etki çok daha rahat görülebilir” söyleminde bulundu.

“KİREÇLENME ÇOCUKLUKTAN İTİBAREN BAŞLIYOR”

“Fazla kilonuz varsa vereceksiniz, yürüyüş yapacaksınız” diyen Dr. Kılınç, “Şunu unutmayın: Damardaki kireçlenme çocukluktan itibaren başlar. Bu yıllar içerisinde gelir. Yani hiç kimse diyemez ki,  ‘Çocuk işte bunda kalp krizi olmaz’ olur. Damarda kireçlenme zaten çocukluktan itibaren başlıyor. Damar yatağının bir çatlama olduğu zaman, yaşa bakmadan, hangi yaşta olursa olsun kalp krizine götürür. Sporcu sahada kalp krizi geçirip yaşamını yitiriyor. Yapılacak şey mutlaka kolesterollerin, şekerin takip edilmesi gerekiyor. Yürüyüş mutlaka yapılmalı” dedi.

“ŞEKER, TANSİYON VE KOLESTEROLÜ KONTROL ALTINA ALMALIYIZ”

Kalp krizi geçiren birisine nasıl müdahale edilebileceğini belirten Dr. Kılınç, “Kalp krizinde giren birisini ilk önce sakinleştirmek gerekiyor. Daha sonra hastayı uzatıp, istirahat etmesini sağlamalıyız. Hastayı doktora yetiştirene kadar hareket etmesinin önüne geçilmesi gerekiyor. Kalp krizi geçiren birisine ilk müdahale kalp masajı yapılabilir ama bu kalp durduğunda yapılır. Kalp krizinde kalp dura da bilir. Kalbin durduğundan emin olunursa kalp masajı yapılabilir. Yapacağımız tek şey hastayı sakinleştirmek, uzatmak ve doktor gelene kadar hastayı hareket ettirmemek. Ben önce hasta olmayalım diyorum. Hasta olmamak için yürüyeceğiz, yediğimiz, içtiğimize dikkat edeceğiz, varsa şekerimiz, tansiyonumuz veya herhangi kronik bir hastalığımız bunları mutlaka kontrol altına alacağız” cümlelerine yer verdi.