Malatya’da sadece misafir taşları değil, aynı zamanda şifa, bereket ve mezar taşları gibi manevi değer taşıyan taşlar da bulunur. Anadolu’nun her köşesinde görülebilecek fonksiyonel taşlardan olan soku/dibek, loğ/yuvak ve bulgur taşları yörede günlük yaşamda önemli bir yer tutarken, misafir taşları ise insan ilişkilerinde derin anlamlar taşır.
Akra Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi’nde Prof. Dr. Hasan Kavruk ve Fatih Solmaz tarafından hazırlanan “Malatya Çevresinde Taşlarla İlgili İnanışlar ve Misafir Taşı Geleneği” adlı araştırma makalesinde, bu taşların Malatya yöresindeki kutsal ve fonksiyonel anlamlarına dair önemli bulgular sunuluyor.
Türk kültüründe misafirperverlik, büyük bir değer olarak kabul edilir ve bu anlayış yüzyıllardır çeşitli geleneklerle yaşatılmaktadır. Malatya’da bulunan ‘misafir taşları’ da bu misafirperverliğin en somut örneklerinden biri.
Çalışmada, misafir taşlarının Türk misafirperverliğiyle ilişkisi ele alınırken, aynı zamanda yörede başka yerlerde neredeyse hiç karşılaşılmayan taşlara dayalı birçok inanç ve uygulamanın da izleri sürülüyor.
DİBEK TAŞI: BUĞDAYIN YOLCULUĞU
Malatya’da, buğdayın kabuğundan kolayca ayrılması için kullanılan dibek taşları, işlevsel anlamda önemli bir yere sahip. Bu taşlar buğdayın yıkanıp kurutulmasının ardından tokmakla dövüldüğü oyuk taşlar olup, halkın geçim kaynaklarından biri olan buğday işleme sürecinde kilit rol oynar. Geleneksel yöntemlerin izlerini taşıyan dibek taşları, yerel ekonomiye katkı sağlayan unsurlar arasında yer alıyor.
LOĞ TAŞI: DAMLARIN KORUYUCUSU
Anadolu’nun birçok bölgesinde olduğu gibi Malatya’da da loğ taşı, toprak evlerin damlarını sağlamlaştırmak için kullanılan geniş ve yuvarlak taşlardır. Yağmur ve kar sonrası damın su geçirmezliğini sağlamak amacıyla kullanılan bu taşlar, evlerin dayanıklılığını artırırken, vatandaşın doğa koşullarına karşı geliştirdiği pratik çözümlerin bir örneğini sunar.
MEZAR TAŞI: TAŞ İŞÇİLİĞİNİN SANATLA BULUŞTUĞU ANITLAR
İslamiyet öncesi dönemde bengü taşları ve balballar olarak bilinen mezar taşları, İslamiyet sonrasında vefat eden kişinin adı veya soyu yazılarak anıtlaştırılmıştır. Malatya’daki en güzel örneklerinden biri olan Sancaktar Mezarlığı’nda yer alan mezar taşları hem sanat değeri hem de taş işçiliğinin inceliği ile dikkat çeker. Bu taşlar, geçmişle günümüz arasında bir köprü kurarak, Malatya’nın tarihi dokusunu yansıtır.
HIRS TAŞI: HIRÇIN ÇOCUKLARIN ŞİFA ARAYIŞI
Malatya’nın Battalgazi ilçesinde yer alan ve halk arasında ‘Hırslı Baba’ adıyla bilinen hırs taşı, yaramaz ve hırçın çocukların sakinleştirilmesi için kullanıldığına inanılan bir yapıdır. Battalgazi döneminde yaşamış saygın bir alim olan Hırslı Baba’ya ait mezarın çevresinde yer alan bu taş, halkın inançları doğrultusunda çocukların sakinleşmesi amacıyla kullanılmıştır. Yaramaz çocuklar, ayaklarından ince bir iple bağlanarak bu taşın etrafında bekletilmiş ve ipi koparan çocukların hırçınlıklarının dineceğine inanılmıştır.
BEŞİK TAŞI: ANNE OLMA UMUDU
Battalgazi ilçesindeki Kırk Kardeşler Mezarlığı’nda bulunan beşik taşı, çocuk sahibi olamayan kadınlar tarafından ziyaret edilerek, belli ritüeller eşliğinde dua edilmiştir. Bu taşın beşik şekline benzemesi, onun kutsal bir anlam kazanmasına neden olmuş ve anne adaylarının umut dolu dualarının merkezi haline gelmiştir.
MİSAFİR TAŞI: MİSAFİRPERVERLİĞİN SEMBOLÜ
Türk kültüründe misafirperverlik, en büyük değerlerden biri olarak kabul edilir ve Malatya’da bu anlayış misafir taşlarıyla somutlaştırılmıştır. Yolcunun, yoksulun, ihtiyaç sahibinin veyahut diğer başka sebeplerle bir yerde dinlenmesi gereken kimselerin Tanrı misafiri olduğu kabul edilip ağırlanması gerekir. Türklerde bu gelenek geçmişten günümüze kadar varlığını devam ettirmiştir. Battalgazi ilçesindeki Toptaş Camii ve Arapgir ilçesindeki Selamlı köyünde yer alan misafir taşları, yoksul ve ihtiyaç sahiplerinin ağırlanması amacıyla yapılmıştır. Toptaş Mahallesi adını bu taşlardan alırken, Selamlı’daki duvar kabartması anne taşları da aynı işlevi görür. Yörenin ileri gelenlerinin konaklarında yer alan bu taşlar, Türk toplumundaki dayanışma ruhunun ve sınıfsızlık anlayışının bir yansıması olarak kabul edilmiştir.











